Arama

Intel’de dönüşüm süreci: CEO Lip-Bu Tan’ın yeni bir atılıma ihtiyacı var

Lip-Bu Tan, Intel’in CEO’su olduktan sonra şirketin hisseleri başlangıçta pek hareket göstermedi ancak Tan’ın teknoloji devleriyle bağlar kurması ve ABD Başkanı Donald Trump’ı ikna etmesinin ardından rekor seviyeye yükseldi. Ancak şirket çalışanlarına göre şirketin hala çözmesi gereken temel sorunlar var.

10 Mayıs 2026, 09:00

Lip-Bu Tan, geçen yılın mart ayında Intel’in CEO’su olduktan sonra yapay zeka pazarında ağır darbe alan şirketin hisseleri yedi ay boyunca yerinde saydı. Ancak dünyanın en büyük teknoloji devleriyle ilişkiler kurup ABD Başkanı Donald Trump’ın desteğini kazanmasının ardından Tan, ikinci yılına çok daha güçlü bir başlangıç yapıyor. Apple ve Tesla, şirketin üretim faaliyetlerine ilgi gösteriyor. Intel’in ürettiği işlemcilere yeniden talep artarken, şirketin nihayet yapay zeka patlamasından faydalanmaya başlayacağı yönündeki iyimserlik hisselerini rekor seviyeye taşıdı.

Tan’ın hissedarların yükselen beklentilerini karşılayabilmesi için bir zamanlar yarı iletken üretiminde lider olan 57 yıllık şirket içinde değişiklikler yapması gerekiyor. Bloomberg'e konuşan mevcut ve eski Intel çalışanlarının söyleidklerine göre Tan, CEO olduktan sonra şirket içinde olduğundan daha fazla zamanı şirket dışında geçirdi ve ürünleri ile üretimi nasıl düzelteceğine dair spesifik planını çalışanlara geniş ölçüde anlatmadı. Onlara göre temel sorunlar hala aynı: Intel’in kaybettiği pazar payını geri kazanacak ürünlere ve rakiplerin bile milyarlarca dolarlık sipariş vermek zorunda kalacağı kadar güçlü bir üretim altyapısına ihtiyacı var. Ancak bunların hiçbiri garanti değil.

Yeni bir yönetim kadrosu oluşturuyor

Tan, CEO olarak verdiği ilk röportajda şirketin hala “gidecek uzun bir yolu olduğunu” kabul etti. “Intel yeniden lider olmak için gereken teknolojiye, yeteneğe ve ölçeğe sahip ancak liderlik uygulamayla kazanılır” dedi. Tan, odağını müşterilere verdiğini kabul etti ve artık güvenebileceği bir iç yönetim kadrosu oluşturmaya yaklaştığını söyledi. “Tek bir takım olarak görebileceğim” ve “aciliyet duygusuna sahip” bir ekip istediğini belirtti. İşe alım sürecini haziran sonuna kadar tamamlamayı hedefliyor. Bu hafta iki yeni yönetici transfer etti.

Trump'ı ve Musk'ı etkiledi

Kendi ekibini oluştururken Tan, Intel’in en büyük sorunlarından bazılarını bağlantılarını kullanarak çözmeye çalıştı. Geçen ağustosta Beyaz Saray’daki kritik bir toplantıda, ABD Başkanı Donald Trump ile yaşanan kamuya açık bir gerilimi ABD hükümetini Intel’in üçüncü büyük hissedarı yapan bir anlaşmaya dönüştürdü. Konuya yakın kişilere göre CEO, bu fikir değişikliğini sağlamak için Michael Dell dahil olmak üzere sektördeki dostlarından kendisi adına kefil olmalarını istedi. Daha yakın zamanda ise Tan, Elon Musk ile büyük bir fabrika kompleksi kurup çip sektörünü sarsmayı amaçlayan bir ortaklık yaptı. Konuya yakın kişilere göre bu anlaşma, Tan’ın zaman içinde Musk ile birebir yaptığı görüşmelerin sonucu oldu ve şirketin diğer yöneticilerinin çoğunu şaşırttı.

Onlarca yarı iletken şirketinin yönetim kurulunda görev yapan ve çok daha fazla şirkete kişisel yatırım yapan Tan, Intel görevini kabul etmemesi yönünde birçok tavsiye aldığını söyledi. Silikon Vadisi’nin öncü şirketi büyük bir karmaşa içindeydi ve hayatta kalıp kalamayacağı sorgulanıyordu. Bir zamanlar lider olan üretim kabiliyetlerinin körelmesine izin vermişti. Eski üretim teknolojisiyle yapılan PC ve sunucu ürünleri pazar payı kaybetmişti. Ayrıca yarı iletken sektörünün tarihindeki en büyük fırsatı kaçırmıştı: Intel, Nvidia ile rekabet edebilecek bir yapay zeka hızlandırıcı çipi geliştiremedi ve yapay zeka patlamasının başlangıcını kaçırdı.

Nvidia CEO’su Jensen Huang da dahil olmak üzere eski rakipler, Intel’in ana ürünü olan merkezi işlem birimlerinin yapay zeka veri merkezlerinde önemli rol oynayacağını söylemeye başladı. Ancak son on yılda Intel fabrikalarının kapasitesi öylesine geriledi ki şirket artık en önemli ürünlerinden bazılarının üretimini Taiwan Semiconductor Manufacturing Co.’ya dış kaynak olarak veriyor. Intel’in fabrika operasyonlarını yaklaşık iki yıldır yöneten Naga Chandrasekaran’a göre güvenilirliğini kanıtlamak için şirketin yeni teknolojileri zamanında piyasaya sürme hedeflerini tutturmaya başlaması gerekiyor.

İlk hedef Intel fabrikaları

Chandrasekaran, ilk hedeflerinden birinin şirketin kendi ürün ekiplerini yeniden Intel fabrikalarına döndürmek olduğunu söyledi yani üretimi dışarıya vermeyi bırakmalarını sağlamak. Ancak bunun bile yeterli olmayacağını belirtti. “Intel ürünleri tek başına, en başarılı senaryoda bile, bugün silikon işinde başarılı olmak için gereken sermayeyi, fabrikaları doldurmayı ve gerekli ölçeği finanse edemez” dedi. Tan ile müşteri güvenini yeniden kazanma konusunda sık sık görüştüklerini söyleyen Chandrasekaran, “Karşıma oturup müşterinin kendisine ne söylediğini anlatıyor. On sayfalık not çıkıyor ve bundan kaçış yok" ifadelerini kullandı. Tan, potansiyel müşterilere Intel’in kendi ürün bölümleriyle en az eşit, hatta daha iyi muamele göreceklerini anlatmayı öncelik haline getirdi.

Tan Intel’i iki yıl, beş yıl ve on yıl sonra görmek istediği yer için planları olduğunu söyledi. “Güvenilirlik sonuçlarla gelir" dedi. Ancak çalışanlara göre şirket içi iletişimlerde Intel’in performansı konusunda açık sözlü olsa da planların detaylarını geliştirme görevini Chandrasekaran gibi yöneticilere bırakıyor. Tan’ı tanıyan veya onun için çalışmış kişiler, yönetim tarzının girişim sermayesi yatırım yaklaşımını yansıttığını söylüyor. Birini işe almak istediğinde detaylı iş planlarıyla ilgilenmediğini, bunun yerine sektörün genel durumu hakkında üst düzey bir sohbet tercih ettiğini belirtiyorlar. Eğer karşısındaki kişi iyi bir izlenim bırakırsa onu destekliyor ve strateji ya da rakamları incelemek yerine başarılı olması için kapılar açmaya odaklanıyor. Ancak çip sektöründe başarı ve başarısızlık ayrıntılarda gizli.

Tam kapasite çalışmayan ya da yeterince verimli olmayan çip fabrikaları şirketler için yıkıcı olabilir. New Street Research’e göre Intel, sektör lideri TSMC’ye kıyasla çip başına yaklaşık üç kat daha yüksek maliyetle mücadele ediyor. Bunun yüzde 40’tan fazlası verim oranıyla ilgili; yani üretim başına elde edilen sağlam çip sayısıyla. Intel’in verim oranı yaklaşık yüzde 65 iken Tayvanlı şirkette bu oran yüzde 80’in üzerinde. Maliyet farkının yalnızca yüzde 8’i ABD’deki daha yüksek iş gücü maliyetlerinden kaynaklanıyor.

Şirketin bölünmesi gerektiğini düşünenler var

Intel’in rakipleri Tan’a güvenmeye karar verse bile, çip sektörünün sert ekonomisi nedeniyle şirketler üretimin bir kısmını bile yeni bir tedarikçiye kaydırmanın maliyetini üstlenmekte isteksiz davranıyor. Daiwa Capital Markets analisti Louis Miscioscia’ya göre şirketler bunun hemen karşılığını vereceğine dair kanıt istiyor ve kimse ilk adımı atan taraf olmak istemiyor. “Intel’le ortaklık kurup acıyı çeken tarafın başka bir şirket olmasını istersiniz” dedi.

Intel içinde hala şirketin bölünmesi gerektiğine inananlar var; üretim ve ürün tasarımının ayrılmasıyla ilerlemenin hızlanacağını düşünüyorlar. Tan ise bunun kısa vadede mümkün olmadığını ve iki birimin birlikte kalmasının avantajları bulunduğunu söyledi. Uzun vadede ise EMC Corp.’un eski VMware yapılanmasına benzer, çoğunluk hissesi şirkette olan bir iştirak modeli görebileceğini ifade etti. Şimdilik Tan’ın şirkete yeniden ivme kazandırması gerekiyor. Eski CEO Pat Gelsinger’ın dediği gibi: Bir zamanlar veri merkezi işlemcilerinde yüzde 99 pazar payına sahip olan Intel, rekabet etmek için değil, liderlik etmek için kurulmuştu.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok