Biyoteknoloji şirketi Novonesis’in uzun vadeli tam potansiyel senaryosuna göre biyoyakıt, biyometan, SAF (sürdürülebilir havacılık yakıtı) ve diğer biyobazlı enerji çözümlerinin geniş ölçekte yaygınlaşması, Türkiye’nin enerji ithalatında 10-15 milyar dolara kadar azalma sağlayabilir. Aynı senaryoda tarım ve sanayi değer zincirlerinde 100 binden fazla potansiyel istihdam ve yıllık 2,5-3 milyon ton karbon emisyon azaltımı öngörülüyor.
İstanbul’da düzenlenen basın buluşmasında konuşan Novonesis Türkiye Ülke Müdürü Pınar Tunçkol, küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmalar ve jeopolitik gelişmelerin enerji güvenliğinde yerli üretim kapasitesini daha önemli hale getirdiğini söyledi. Türkiye ham petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 75’ini, LPG ihtiyacının ise yüzde 80’ini ithalat yoluyla karşılıyor. Tarımsal üretimin temel girdilerinden gübrede de dışa bağımlılık yüzde 70-80 seviyesinde bulunuyor.
Novonesis'in Amsterdam Data Collective ile hazırladığı “Value of Biosolutions: Growth and Prosperity by 2035 – Türkiye Edition” raporuna göre Türkiye'deki biyoçözümler sektörü bugün yaklaşık 4 milyar euro üretim değeri yaratıyor ve 28 binden fazla istihdam oluşturuyor. Uygun politika ortamının oluşması halinde sektörün 2035'e kadar 10,8 milyar euronun üzerine çıkabileceği ve 75 binden fazla istihdam yaratabileceği öngörülüyor. Biyoenerjinin güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının alternatifi olmadığını belirten Tunçkol, özellikle doğrudan elektrifikasyonun zor olduğu sektörlerde tamamlayıcı bir rol üstlenebileceğini kaydetti.
45 milyon ton biyokütle potansiyeli
Novonesis’in hesaplamalarına göre, Türkiye’nin yaklaşık 45 milyon tonluk dönüştürülebilir biyokütle potansiyeli bulunuyor. Yılda yaklaşık 9 milyon ton mısır ve 19-20 milyon ton buğday üreten Türkiye’de tarımsal üretimden geriye kalan sap ve posa gibi kalıntılar ile diğer organik atıklar, uygun teknolojilerle biyogaz, biyometan, gelişmiş biyoyakıt ve SAF üretiminde kullanılabiliyor.
Tunçkol, burada amaçlarının gıda ile enerji üretimi arasında bir tercih yaratmak olmadığını vurguladı. Tarımsal kalıntılar, organik atıklar ve gıda dışı yan akışların öncelikli hammadde olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Tunçkol, mevcut tarımsal kaynaklardan daha yüksek ekonomik değer yaratılabileceğini söyledi. Bu yaklaşımın örneklerinden biri mısırın farklı bileşenlerinin aynı üretim zinciri içinde değerlendirilmesi. Mısırın nişastası etanol üretiminde kullanılırken protein bölümü hayvan yemine, yağı yenilenebilir dizele ayrılabiliyor. Hasattan geriye kalan sap ve koçan ise biyokütle bazlı yakıt, elektrik ve ısı üretiminde değerlendirilebiliyor.
Etanolde E10 gündemde
Türkiye’de etanolün benzine harmanlanmasına ilişkin yükümlülük 2023-2026 döneminde hacim bazında yüzde 1,5 seviyesinde bulunuyor. Novonesis, teknik, standardizasyon ve lojistik koşulların oluşturulması halinde kısa vadede yüzde 5 etanol içeren E5’e, orta vadede ise E10’a geçilebileceğini değerlendiriyor. Biyodizelde de B5 harmanlama oranı seçenekler arasında yer alıyor.
Tunçkol, mevcut yakıt sistemlerinin önemli bölümünden yararlanılabilmesi nedeniyle biyoyakıtların dönüşüm sürecinde kademeli olarak devreye alınabileceğini belirtti. Biyoetanol, biyodizel, biyogaz ve biyometan gibi yerli kaynaklara dayanan yakıtların fosil yakıt ithalatını tek başına ortadan kaldırmayacağını ancak enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesine katkı sağlayabileceğini söyledi. Biyogaz ve biyometan üretiminde ise hayvansal gübreden gıda ve içecek sanayisinin yan ürünlerine, belediyelerin organik atıklarından atık su çamurlarına kadar geniş bir hammadde grubu kullanılabiliyor. Biyogaz elektrik ve ısı üretiminde değerlendirilirken doğal gaz kalitesine yükseltilen biyometan, gerekli teknik ve düzenleyici altyapının kurulması halinde sanayi, ulaşım ve gaz şebekesinde kullanılabiliyor.
Novonesis’in Türkiye açısından büyüme potansiyeli gördüğü alanlardan biri de sürdürülebilir havacılık yakıtı. SAF, mevcut uçaklarda ve yakıt ikmal altyapısında büyük ölçekli teknoloji değişikliği gerektirmeden kullanılabilmesi nedeniyle havacılık sektörünün karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik seçenekleri arasında öne çıkıyor. Novonesis bu alanda doğrudan yakıt üreticisi olarak faaliyet göstermiyor. Şirket, enzim ve mikroorganizmalar başta olmak üzere geliştirdiği biyoçözümlerle hammaddelerin işlenmesi ve dönüşüm verimliliğinin artırılması tarafında teknoloji ve proses sağlayıcısı. Tarımsal kalıntılardan ikinci nesil biyoetanol üretilmesi ve bu ürünün Alcohol-to-Jet yöntemiyle SAF üretim zincirine taşınması da şirketin teknoloji sağladığı alanlar arasında.
Novonesis, ABD, Brezilya, Hindistan, Avrupa Birliği, Çin ve Güneydoğu Asya dahil olmak üzere başlıca biyoyakıt pazarlarında faaliyet gösteriyor.