;
Arama

ABD’li psikoloğa göre zeka belirtisi olan iki alışkanlık

Sürekli hayal kurmak ya da kendi kendine konuşmak çoğu zaman problemli alışkanlıklar gibi görülür. Oysa psikolojik araştırmalar, bu alışkanlıkların doğru koşullarda bilişsel esnekliği, yaratıcılığı ve problem çözme becerisini destekleyebileceğini gösteriyor.

18 Ocak 2026, 12:00

Zihnin dalıp gitmesi ya da aniden “kopma” anları gibi alışkanlıkları çoğu zaman kusur olarak görülür. Çoğu insana göre bunlar odaklanma zayıflığı, düşük disiplin ya da hatta bilişsel gerilemenin işaretleri olarak görülür. Ancak Forbes’a yazan ABD’li psikolog Mark Travers’a göre sıklıkla gözden kaçırılan bir nokta var: “Algılarımız, bizi çevreleyen amansız üretkenlik ve somut ödüller kültüründen etkilenir.” Bu bakış açısında bu zihinsel alışkanlıklar, anlaşılması gereken bilişsel süreçler olmaktan ziyade düzeltilmesi gereken dikkat dağıtıcı unsurlar gibi görünür.

Oysa psikolojik araştırmalar şunu söylüyor: Doğru koşullar altında, bu sözde verimsiz davranışlar bilişsel esnekliği, yaratıcı problem çözmeyi ve beynin düşünce biçimleri arasında uyumlu şekilde geçiş yapabilme yeteneğini yansıtabilir. Başka bir deyişle, bunlar zihinsel aksaklıklar değil; önemli arka plan çalışmaları yapan aktif bir zihnin işaretleri olabilir. İşte birçok insanın küçümsediği ya da bastırmaya çalıştığı iki yaygın davranış:

1. Hayal kurma alışkanlığı

Zihnin gezinmesi, yani dikkatin mevcut görevden uzaklaşıp kişinin kendi ürettiği düşüncelere yönelmesi uzun zamandır dikkatsizliğin açık bir göstergesi olarak kabul edilir. Ancak son araştırmalar bunun yaratıcı düşünmeyi ve bilişsel esnekliği de destekleyebileceğini gösteriyor. Örneğin, bin 300’den fazla yetişkinin katıldığı 2025 tarihli bir çalışma, bilinçli zihinsel gezinmenin (yani kişinin kendine isteyerek hayal kurma izni vermesinin) daha yüksek yaratıcı performansı gösterdiğini ortaya koydu. Nörogörüntüleme verileri, bu etkinin yürütücü kontrolle ilgili büyük ölçekli beyin ağları ile, kendiliğinden düşünce ve hayal gücüyle ilişkilendirilen varsayılan mod ağı arasındaki artmış bağlantılarla desteklendiğini gösterdi.

Kendiliğinden zihinsel gezinme eğilimi daha yüksek olan kişiler, görev değiştirme paradigmalarında da daha iyi performans sergiler. Bu, zihinsel setleri daha hızlı değiştirebildikleri anlamına gelir ki bu da esnek düşünmenin açık bir göstergesidir.

Zihinsel gezinmeyle yakından ilişkili bir diğer alışkanlık ise bireyin kendiliğinden düşünce üretme kapasitesidir. PNAS Nexus’ta yayımlanan 2024 tarihli bir çalışma, 3 bin 300’den fazla katılımcının düşüncelerini doğal dil işleme yöntemleriyle analiz etti. Sonuçlara göre yönlendirilmemiş düşünceler genellikle hedefle ilişkili bilgiler etrafında organize olur ve bellek pekiştirmeyi destekler. Başka bir deyişle, “boş” gibi görünen düşünceler çoğu zaman rastgele zihinsel gürültü olmaktan ziyade uyum sağlayıcı bilişsel işlevlere hizmet eder.

Ancak şunu belirtmek önemli: Zihinsel gezinme sihirli bir çözüm değil. Faydaları yalnızca dikkat kontrolüyle dengelendiğinde ortaya çıkar. Eğer zihniniz sık sık dalıp gidiyorsa ve aynı zamanda iyi bir odaklanma ve öz farkındalığa sahipseniz, yaratıcılığı, esnek düşünmeyi ve problem çözmeyi destekleyen bir zihinsel moda erişiyor olabilirsiniz.

2. Kendi kendine konuşma alışkanlığı

İster içinizden sessizce ister alçak sesle olsun, kendi kendine konuşmak dışarıdan bakıldığında garip ya da hatta nevrotik görünebilir. Ancak son psikolojik araştırmalar, içsel konuşmanın öz düzenleme, planlama ve üstbilişi (kendi düşünceleri hakkında düşünme eylemi) desteklemek için kullanılabileceğini öne sürüyor.

Behavioral Sciences dergisinde yayımlanan, üniversite öğrencileriyle yapılan 2023 tarihli bir çalışmaya göre bildirilen içsel konuşma kullanımı ile öz düzenleme ve benlik kavramı netliği ölçümleri arasında kayda değer bir ilişki bulunuyor. Başka bir deyişle, kendileriyle daha sık “konuşan” bireyler, anlamlı derecede daha net bir benlik algısı ve daha iyi öz düzenleme kurduklarını bildiriyor.

Elbette bu, kendi kendine konuşmanın doğrudan daha yüksek zekanın göstergesi olduğu anlamına gelmez. Bunun yerine, içsel konuşmanın bilişsel bir iskele görevi görebileceğini; karmaşık fikirleri düzenlemek, eylemleri sıralamak ve hedefleri izlemek için bir araç olarak işlev görebileceğini düşündürür.

Bilişsel gürültüyü azaltır

Bu da şu anlama gelir: Düşünceleri içsel olarak (ya da sessizce dışa vurarak) somutlaştırmak, beynin bilişsel gürültüyü azaltmasını kolaylaştırabilir. Sonuç olarak, soyut ya da duygusal açıdan yüklü problemler üzerine daha verimli ve etkili bir şekilde yapı dayatabilir. Dolayısıyla, düşünceleriniz arasında mırıldandığınızı fark ederseniz, bu beyninizin karmaşık fikirleri yapılandırma, kaotik düşünceleri düzenli planlara ya da öz yansımaya dönüştürme yolu olabilir.

Ancak zihinsel gezinmede olduğu gibi, kendinizle konuşmak da yalnızca ölçülü olduğunda fayda sağlar. Özellikle ruminasyon ya da sert öz eleştiri biçimindeki aşırı veya olumsuz öz konuşma, odaklanmayı ve zihinin iyi halini zayıflatabilir. Buna karşılık yapıcı şekilde kullanıldığında, aynı içsel diyalog yarım kalmış düşünceleri uygulanabilir planlara dönüştürebilir.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok