;
Arama

Hürmüz Boğazı nasıl bir savaş silahına dönüştü?

İran-ABD gerilimi Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiğini durma noktasına getirerek küresel enerji akışını sarstı. Petrol ve gaz sevkiyatındaki kesinti, dünya piyasalarında fiyatları tırmandırırken birçok sektörde zincirleme krizlere yol açtı. İran’ın kontrol hamleleri ve süren belirsizlik, enerji arzını tehdit etmeye devam ediyor.

04 Mayıs 2026, 11:11

Dünyanın hiçbir bölgesi, Basra Körfezi’ne kıyısı olan ülkeler kadar petrol ve gaz üretemiyor ve bunun büyük kısmının tankerlerle Hürmüz Boğazı üzerinden taşınması gerekiyor. ABD ve İsrail’in şubat ayı sonlarında İran’a yönelik saldırılar başlatmasının ve Tahran’ın boğazdaki gemilere saldırı tehdidinde bulunmasının ardından su yolundaki trafik neredeyse durma noktasına geldi. Bu durum, küresel piyasalarda enerji fiyatlarını hızla yükseltti ve Hindistan’daki gübre üretiminden Güney Kore’deki imalata ve Avrupa’daki havacılığa kadar birçok sektörde zincirleme aksamalara yol açtı.

Yüzlerce tanker, yük gemisi ve kargo gemisi hala Körfez’de beklerken, bölgede bulunan ülkeler yeni arzı depolayacak yer kalmadığı için petrol üretiminin büyük bölümünü durdurdu. ABD ile İran sonunda boğazı açacak bir anlaşmaya varsa bile, serbest geçişin tamamen yeniden sağlanacağı kesin değil. İran hükümeti, Hürmüz üzerindeki fiili kontrolünü yalnızca barış görüşmelerinde elini güçlendirmek için değil, gelecekte rakiplerine karşı kullanabileceği bir silah olarak değerlendirmeyi planladığını açıkça ortaya koydu.

İran savaşı Hürmüz Boğazı’ndan gemi geçişini nasıl etkiledi?

Şubat sonlarında savaşın patlak vermesinin ardından İran hükümeti, izni olmadan boğaza giren gemilere saldıracağını duyurdu ve günlük gemi geçiş sayısı barış zamanındaki yaklaşık 135 seviyesinden 10’un altına düştü. İran, kendi petrolünü taşıyanlar da dahil olmak üzere bazı gemilerin, İran kıyılarını takip eden bir koridor üzerinden geçmesine izin verdi. Bu izin bazen 2 milyon dolara kadar ödeme talebiyle verildi. Bunun sonucunda, mart ortasına gelindiğinde bölgedeki diğer ihracatçıların sevkiyatları yüzde 95’ten fazla düşerken, İran petrol sevkiyatları savaş öncesine göre yalnızca sınırlı bir gerileme yaşadı.

Savaşan taraflar nisan başında ateşkes ilan etti. Ancak gemi sahipleri, İran’ın deniz trafiğine hala geçiş için izin gerektiğini bildirdiğini belirterek Hürmüz’deki durumun değişmediğini söyledi. İran tarafından onaylanan sınırlı geçişler, ABD’nin 13 Nisan’dan itibaren İran limanlarına gidiş-geliş yapan gemilere kendi ablukasını uygulamasının ardından keskin biçimde azaldı. İran 17 Nisan’da boğazın yeniden açıldığını ilan etti ancak ABD’nin kendi yasağını kaldırmayı reddetmesi üzerine saatler sonra tekrar kapattı.

Hürmüz Boğazı ne zaman yeniden açılabilir?

Bu ABD ile İran’ın çatışmayı sona erdirecek ve ticari gemiciliğe yönelik tehdidi ortadan kaldıracak daha uzun vadeli bir anlaşmaya ne kadar hızlı varabileceğine bağlı. Ekonomik zarar büyüdükçe iki taraf üzerindeki anlaşma baskısı artıyor. ABD Başkanı Donald Trump, donanmasının ablukasının işe yaradığını savunurken, İran ablukalar sona ermeden boğazı ticari gemilere açmayacağını söylüyor. Tarafların ticaretteki aksamalara ne ölçüde katlanabileceği ise belirsiz.

Bir barış anlaşması, boğazdaki normal trafiğin hemen yeniden başlaması anlamına gelmeyebilir. Gemi sahipleri, açılmanın kalıcı olacağına ikna olmadıkça, Körfez’de mahsur kalan gemilerini çıkarmaya yeni gemiler göndermekten daha istekli olabilir. İran, dar boğazın en yoğun kullanılan rotalarına mayın döşendiğini açıkladı. Bunların temizlenmesi haftalar sürebilir. Yaygın GPS sinyal karıştırma uygulamaları da gemilerin geçişini daha zor ve tehlikeli hale getirdi. Bu sorunlar hızla çözülse bile bazı işletmeciler askerî eskort olmadan geçiş yapmak istemeyebilir.

ABD Donanması aynı anda 100’den fazla gemiyi koruyacak kapasiteye sahip değil ve Batılı savunma yetkilileri boğazın ancak çok uluslu bir koalisyonla yeniden açılabileceğini belirtiyor. Bu da Donald Trump’ın müttefiklerini kendi donanmalarını devreye sokmaya ikna etmesini gerektirir. Böyle bir operasyon, normal koşullarda geçen gemi sayısını karşılayamayabilir. Çok fazla geminin dar alanda toplanması, örneğin bir savaş gemisinin önünde ticari bir gemi bulunduğu için yaklaşan tehdidi yok edememesi gibi riskler yaratabilir. Körfez’de mahsur kalan gemi sayısının büyüklüğü göz önüne alındığında, iki taraftaki birikmenin temizlenmesi haftalar alabilir.

İran savaşı uzun vadede Hürmüz rotası için ne anlama geliyor?

Savaşın yarattığı aksama, 1973 ve 1979’daki önceki petrol krizlerini bile aşmış durumda. Gemi sahipleri, sigortacılar ve müşteriler, neredeyse hiç geleneksel donanmaya sahip olmayan İran’ın Hürmüz’deki geçişi ne kadar kolay durdurabildiğini ve normalin yeniden sağlanmasının ne kadar zor olacağını gördü. 8 Nisan’da ateşkes sağlandığında ABD ve İsrail’in bombardımanı, İran’ın sınır ötesi güç projeksiyonunda kullandığı tüm füze ve drone kapasitesini yok edememişti. İranlı yetkililer boğaz üzerindeki kontrolünden asla vazgeçmeyeceklerini ve savaş sonrasında bile bunu ekonomik kazanca dönüştürmek istediklerini ifade etti. Yarı resmi Fars ajansına göre Tahran’da parlamentodan geçen bir yasa tasarısı, İran’ın boğaz üzerindeki egemenliğini ulusal yasaya dahil ederken, geçiş yapan gemiler için bir ücret sistemi oluşturmayı öngörüyor.

Eğer uzun vadeli bir anlaşma İran tehdidini ortadan kaldırmazsa, bu kritik ticaret yolunun ekonomisi yıllarca değişebilir. Daha temkinli gemi işletmecileri, Hürmüz’den geçmenin hiçbir koşulda riske değmeyeceğine karar verebilir. Özellikle sanayi ve tüketim malları taşımacılığı yapanlar için artan sigorta maliyetleri, Körfez ticaretini diğer bölgelere kıyasla rekabetçi olmaktan çıkarabilir.

Hürmüz neden bu kadar önemli?

İran’ın kuzeyinde, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman’ın güneyinde yer alan Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi’ni Hint Okyanusu’na bağlar. Yaklaşık 161 kilometre uzunluğunda ve en dar noktasında 38 km genişliğinde. Her iki yöndeki gemi geçiş şeritleri yalnızca 3 kmgenişliğinde. Boğaz, küresel enerji piyasası için hayati öneme sahip. Deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık dörtte biri ve sıvılaştırılmış doğalgazın beşte biri buradan geçer. Suudi Arabistan, Irak, İran, Kuveyt, Bahreyn, Katar ve BAE normal şartlarda ham petrol sevkiyatlarını Hürmüz üzerinden yapar ve yüklerin çoğu Asya’ya gider. Körfez ülkeleri ayrıca dizel, nafta (plastik ve benzin üretiminde kullanılır) ve diğer petrol ürünlerini üreten rafinerilere ev sahipliği yapar ve bunlar da boğaz üzerinden dünya genelinde ihraç edilir. Enerjinin ötesinde Hürmüz alüminyum, gübre ve yarı iletken üretiminde kullanılan helyum gibi ürünler için de bir boğaz noktası.

Petrol üreticileri Hürmüz Boğazı’ndan vazgeçebilir mi?

Kuveyt, Katar ve Bahreyn’in ihracat için başka bir deniz yolu yok. Hürmüz’den en fazla petrol sevk eden Suudi Arabistan, petrolünü Kızıldeniz’deki Yanbu limanına uzanan bir boru hattı üzerinden yönlendirdi. Saudi Aramco, hattın günlük 7 milyon varillik kapasitesini kullanmayı hedeflese de bunun yaklaşık 2 milyonu iç tüketimde kullanılıyor. Bu da ihracat için en fazla 5 milyon varil bırakıyor. Bu da normal seviyelerin yaklaşık yüzde 30 altında.

Kızıldeniz rotası da risksiz değil. İran Yanbu’daki bir rafineriyi hedef almış ve Doğu-Batı boru hattındaki bir pompa istasyonunu vurdu. Ayrıca Yemen’de İran destekli Husiler Kızıldeniz’de gemilere yönelik saldırıları yeniden başlatmakla tehdit etti. BAE de kısmen Hürmüz’ü atlatabilir edebilir ancak kapasite sınırlıdır ve Umman Körfezi’ne bağlanan boru hattının ucundaki Füceyre limanı drone saldırılarından etkilendi. Irak ise Ürdün ve Suriye üzerinden sevkiyatları canlandırmaya çalışsa da planlanan miktarlar Hürmüz üzerinden yapılan normal sevkiyatların çok küçük bir kısmı.

İran’ın Hürmüz’ü kontrol etme hakkı var mı?

Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne göre ülkeler kıyılarından itibaren 22 kilometreye kadar denizde egemenlik hakkına sahip. Bu alan karasuları olarak bilinir. Hürmüz Boğazı, İran ve Umman’ın karasularından geçer. Ancak ülkeler yabancı gemilerin “zararsız geçişine” izin vermek zorundadır ve uluslararası seyrüsefer için kullanılan boğazlarda bu geçişi engelleyemez. Ayrıca sözleşmeye göre ülkeler yalnızca geçiş nedeniyle yabancı gemilerden ücret talep edemez. İran hükümeti 1982’de sözleşmeyi imzalamış olsa da parlamentosu bunu hiçbir zaman onaylamadı. Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün başkanı 9 Nisan’da yaptığı açıklamada, Tahran’ın Hürmüz’de kalıcı bir ücret sistemi uygulama girişimlerinin kabul edilemez olduğunu ve tehlikeli bir emsal oluşturacağını söyledi.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok