;
Arama

Japonya tahvil piyasasında tarihi çöküş: Küresel faizler baskı altında

Japonya tahvil piyasasında yaşanan tarihi çöküş ve faizlerdeki sert yükseliş, küresel piyasalarda alarm zillerinin çalmasına neden oldu. Başbakan Takaichi'nin harcama planları ve enflasyonla tetiklenen kriz, yurt dışında park etmiş 5 trilyon dolarlık Japon sermayesinin evine dönme ihtimalini gündeme getirdi.

26 Ocak 2026, 15:34
Japonya tahvil piyasasında tarihi çöküş: Küresel faizler baskı altında
Küresel piyasaların tsunami riskiyle karşı karşıya kaldığı belirtiliyor

Küresel finans piyasaları, Japon tahvillerinin çöküşüyle sarsılırken, işlemciler yaşanan hareketin hızı ve kapsamı karşısında şaşkınlığını koruyor. Pacific Investment Management Co. (PIMCO) fon yöneticisi Pramol Dhawan, tahvil getirilerinde tek bir seansta yaşanan çeyrek puanlık artışı "inanılması güç" olarak nitelendirerek piyasadaki şoku özetledi.

Eskiden Japon devlet tahvili (JGB) piyasasında bu büyüklükte bir hareketin gerçekleşmesi haftalar, hatta aylar alırdı. 21. yüzyılın büyük bölümünde, dip seviyelerdeki faiz oranlarıyla Tokyo, küresel kargaşa dönemlerinde yatırımcılar için güvenli bir liman ve ucuz fonlama kaynağı olarak görülüyordu. Ancak geçen hafta yaşanan dramatik satış dalgası ve yendeki sert hareketler, o günlerin sona erdiğini tescilledi.

Enflasyon ve Takaichi'nin harcama planları piyasayı vurdu

Japonya'da uzun süredir durgun olan enflasyonun yeniden canlanması ve Başbakan Sanae Takaichi'nin, halihazırda devasa boyutlara ulaşan kamu borcunu daha da şişirecek mali teşvik planlarını devreye sokması piyasaları hareketlendirdi. Yatırımcılar, en uzun vadeli Japon devlet tahvillerinin getirisini bir zamanlar hayal bile edilemeyecek yüzde 4 seviyesinin üzerine taşıdı. Bu durum, ABD'den İngiltere ve Almanya'ya kadar küresel faiz oranları üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturmaya başladı.

Dünya ekonomisi devlet borcuna bağımlı hale geldi

Japonya, Takaichi ve rakiplerinin "gevşek bütçe" vaatleriyle kampanya yürüttüğü 8 Şubat erken seçimlerine hazırlanırken, piyasalar daha düzensiz dalgalanmalara karşı tetikte bekliyor.

5 trilyon dolarlık "Eve Dönüş" korkusu

Küresel piyasalar için uzun vadeli en büyük endişe ise "yeni normal" haline gelen yüksek Japon faizlerinin, yerli yatırımcıları paralarını eve getirmeye teşvik etmesi. Japonya'nın yurt dışında yaklaşık 5 trilyon dolarlık sermayesi bulunuyor. Bu rakama, yabancı fonların küresel varlıklara yatırım yapmak için Japonya'dan borçlandığı (carry trade) tutarlar dahil bile değil.

Ülkenin en büyük yatırım firmalarından Mitsubishi UFJ Asset Management'ın yöneticisi Masayuki Koguchi, "Bu yeni bir dönem. Japonya'nın getirilerinin henüz yeterince yükseldiğini sanmıyorum. Bu sadece başlangıç; daha büyük şokların yaşanma ihtimali var" uyarısında bulundu.

Finansal fay hattı

T. Rowe Price'tan Arif Husain, Japonya'daki durumu finansal bir "fay hattı"na benzetiyor. Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) Mart 2024'te negatif faiz politikasına son vermesinden bu yana, 7,3 trilyon dolarlık tahvil piyasasındaki satışlar daha sert ve sık hale geldi.

Geçtiğimiz Salı günü yaşanan satış dalgası ise tüm zamanların en dikkat çekici hareketiydi. Takaichi'nin seçim kararı almasının ardından ultra uzun vadeli tahvillerde yaşanan çöküş, piyasadan 41 milyar doları sildi. 40 yıllık tahvil faizi rekor kırarken, 30 yıllık faizlerdeki artış son beş yılın günlük ortalamasının sekiz katına ulaştı.

Davos'tan Washington'a kriz hattı

Bu şok dalgası Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu'nda da gündem oldu. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Japon mevkidaşı Satsuki Katayama'yı arayarak satış dalgasının Amerikan piyasalarında hissedildiğini iletti. Goldman Sachs analizine göre, Japon tahvillerindeki her 10 baz puanlık şok, ABD ve diğer ülke faizlerinde 2 ila 3 baz puanlık bir artışa neden oluyor.

BOJ Başkanı Kazuo Ueda'nın piyasayı istikrara kavuşturmak için tahvil alabileceklerini açıklaması tahvil piyasasını kısmen rahatlatsa da bu sefer Japon Yeni'nde sert satışlara yol açtı. Piyasada yayılan "müdahale" söylentileri ve New York Fed'in finansal kurumlarla temasa geçerek kur hakkında bilgi alması, ABD ve Japonya'nın ortak bir müdahaleye hazırlandığı spekülasyonlarını güçlendirdi.

Büyük tehlike: Carry trade'in çözülmesi

Japonya piyasalarındaki gerilim bir süredir artıyordu. 2024 ortalarında faiz oranlarındaki artışın yeni fırlatmasıyla hisse senetleri ve küresel tahvillerde 1,1 trilyon dolarlık pozisyonun kapanmasına neden olan ilk uyarı atışı gelmişti.

Şimdi ise BOJ'un tahvil alımlarını azaltması ve Takaichi'nin pandemi döneminden bu yana görülen en büyük teşvik paketini vaat etmesi yangına körükle gidiyor. Sumitomo Mitsui DS Asset Management'tan Shinji Kunibe, "Takaichi göreve geldiğinden beri mali durum bir güvenilirlik sorunu yaratıyor" değerlendirmesinde bulundu.

Bazı yatırımcılar, Japonya'daki durumu İngiltere'de 2022 yılında Liz Truss hükümetinin çöküşüne neden olan tahvil krizine benzetiyor. Neuberger Berman fon yöneticisi Ugo Lancioni, "Buna bir Truss anı diyebilirsiniz; para birimi düşüyor ve uzun vadeli faizler kontrolden çıkıyor" dedi.

Yatırımcılar eve dönüyor: "Artık favorim JGB"

Japon yatırımcıların paralarını kitlesel olarak ülkeye geri çekmesi için hangi faiz seviyesinin aşılması gerektiği belirsizliğini korurken, büyük kurumlar şimdiden rotayı iç piyasaya çevirdi.

Japonya'nın en büyük ikinci kredi kuruluşu Sumitomo Mitsui Financial Group, yabancı piyasalar pahasına devlet tahvili portföyünü agresif bir şekilde yeniden oluşturacağını açıkladı. Grubun küresel piyasalar başkanı Arihiro Nagata, "Yabancı tahvil yatırımını her zaman sevmişimdir ama artık değil. Şimdi sıra Japon devlet tahvillerinde" ifadelerini kullandı.

Ülkenin dev hayat sigortası şirketleri de yurt içindeki getirilerin cazip hale gelmesiyle on yıllardır süren yabancı piyasa bağımlılıklarını gözden geçiriyor.

Carry trade'in kalesi düşüyor mu?

Yatırımcılar için bir diğer büyük tehlike ise "carry trade" pozisyonları. Mizuho Securities verilerine göre, düşük faizli yenden borçlanarak yüksek getirili varlıklara yatırım yapma stratejisi olan carry trade, 450 milyar dolarlık bir fonlamayı oluşturuyor. Amova Asset Management Stratejisti Naomi Fink, "Ucuz yen, küresel carry trade'in son kalelerinden biriydi" diyerek, faiz artışlarının küresel riskli varlıklarda düşüşe yol açabileceği uyarısında bulundu.

Marlborough Investment'tan James Athey ise durumu şöyle özetledi: "Japonya kendini savunmasız bir konuma soktu. Yetkililer bu hareketleri görmezden gelirse piyasa işlevsiz hale gelebilir ve o zaman çok daha kötü bir duruma yanıt vermek zorunda kalırlar."


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok