;
Arama

Yokluktan servete: Milyarder David Walentas’tan altı hayat tavsiyesi

Brooklyn’in sahil şeridini yeniden canlandıran milyarder David Walentas, bir çiftlikte çalışmaktan milyarlarca dolarlık bir gayrimenkul imparatorluğu kurmaya uzanan hikayesinde öğrendiği altı hayat dersini paylaştı.

06 Nisan 2026, 13:13
Yokluktan servete: Milyarder David Walentas’tan altı hayat tavsiyesi
David Walentas (Fotoğraf: David Yellen/Forbes)

Gayrimenkul milyarderi David Walentas, Brooklyn kıyı şeridinin bakımsız bir bölümünü canlı bir mahalleye dönüştürmeden çok önce, Büyük Buhran döneminde New York, Rochester’da büyüyen bir çocuktu ve hayatı zorluklarla doluydu. Postanede çalışan babası, Walentas beş yaşındayken felç geçirdi. Annesi, kendisini ve o zamanlar 3 ve 4 yaşlarında olan iki oğlunu geçindirebilmek için durmaksızın çalıştı. Bu da yetmeyince çocukları yakındaki çiftliklerde yaşayıp çalışmaları için gönderdi. Forbes’a konuşan Walentas o dönemi anlatırken, “Bir nevi yetim ya da sözleşmeli köle gibiydik. Sabah beşte kalkar, inek sağar, gübre temizler, okul servisine biner, eve döner ve aynı şeyleri tekrar yapardık” diyor. O dönemin hırsını körüklediğini de belirten milyarder,  “Sanırım öğrendiğim en büyük ders, daha başarılı olmak istediğimdi” diye ekliyor.

Sorun şu ki Walentas’ın bir yol haritası yoktu. Lise son sınıfta, müdürün odasında otururken Donanma ROTC bursu için bir afiş gördü. Kendi başına başvurdu ve tercih ettiği iki okulu işaretledi: adını duyduğu için Harvard ve Virginia Üniversitesi. Haftalar sonra posta kutusuna Virginia Üniversitesi’nin ROTC programına kabul edildiğini bildiren bir mektup geldi ve hayatını değiştirdi. Bundan sonra Walentas, milyarderler listesine uzanan uzun ve dolambaçlı bir yol izledi; buna ordu için fosseptik tankları temizlemek, bir öğün yemek alabilmek için kanını satmak ve sonunda MBA yaparak 1960’ların New York’unun cazibesine kapılmak da dahildi. Bugün Forbes, servetini 2 milyar dolar olarak tahmin ediyor. Bu da onu, gayrimenkul şirketi Two Trees Management sayesinde Amerika’nın en zengin insanlarından biri yapıyor. Dumbo, Brooklyn Heights, Williamsburg ve Manhattan genelinde iki düzineden fazla konut ve ticari mülke sahip. Forbes ile yaptığı son görüşmelerde Walentas, başarısının bazı sırlarını paylaştı: 

Herkesin nefret ettiği işleri yapın

Çiftlikte çalışma deneyimi sayesinde Walentas hiçbir işi küçümsemedi. Bunun yerine başkalarının kaçındığı işlerden nasıl faydalanabileceğine baktı. Bir yaz, Grönland’daki bir ABD hava üssünde ordu için fosseptik tanklarını temizleme işi aldı. “Çiftlik günlerim buna iyi hazırlamıştı. Tankın içine atlar, duvarlardaki pisliği temizlerdim. Günde 10 saat, haftada yedi gün” diyor. Bunun kendisini tanımlayan bir kalıp olduğunu söylüyor: rahatsızlığa yönelmek, fırsata doğru ilerlemek. Bu yaklaşımı onu, askerden sonra Singer Corporation’daki ilk işine de taşıdı; burada Avustralya ve Japonya’da mühendis olarak çalışmayı kabul etti. Daha sonra gayrimenkulde de bankaların kredi vermeye yanaşmadığı Brooklyn’in geri kalmış bir bölgesine büyük bir yatırım yaptı. Vizyonunu finanse etmek için yatırımcıları ikna etmek ve gerekli izinleri almak için zorlu bir imar mücadelesi vermek zorunda kaldı. Şimdi kişisel sloganını taşıyan kol düğmeleri takıyor: “Cesaret yoksa zafer de yok.”

Farklı ortamlara girmek hayatınızın yönünü değiştirebilir

Virginia Üniversitesi’nde Walentas daha önce hiç sahip olmadığı bir şey buldu: Farklı çevrelerle temas. Daha ayrıcalıklı geçmişlere sahip sınıf arkadaşlarıyla tanışması sayesinde dünya görüşü hızla genişledi. “Tanıştığım insanlar hayata bakış açımı tamamen değiştirdi. Oradaki öğrenciler üst-orta sınıftandı, sporcuydu, öğrenci yönetimindeydi. Bunlar benim için gerçekten dönüştürücüydü” diyor. Bu ortam sadece düşünce yapısını genişletmekle kalmadı, hayatının yönünü de değiştirdi: Orada, Two Trees’teki ilk ortağı Jeff Byers ile tanıştı. Byers, şirketin büyümesinde önemli rol oynadı ve aynı zamanda Walentas’ı sanat dünyasıyla tanıştırdı.

Kontrol edemiyorsanız sahip olmayın

Walentas ilk yatırımını izindeyken ABD’ye döndüğünde yaptı: Charlottesville yakınlarında 30 bin dolara aldığı küçük bir çiftlik evi. Kağıt üzerinde anlaşma mantıklıydı (evi kiraya vererek elde edilen gelir ipoteği karşılıyordu) ancak kötü yönetim neredeyse işi batırıyordu. Sorumluluğu verdiği emlakçı kirayı toplamıyor ve evi aylarca boş bırakıyordu.  “Bugün o mülk muhtemelen 20 milyon dolar ederdi” diyor ancak onu çoktan satmış. “Ders şuydu: Eğer yönetemiyorsam, sahip olmamalıyım.” Bundan sonra kontrol, stratejisinin merkezine yerleşti. Kurduğu Two Trees şirketinde, sahip oldukları tüm mülkleri bizzat yönetmekte hala ısrar ediyor.

İçgüdülerinizi takip edin

Walentas insanlara sevdikleri şeyi bulup peşinden gitmelerini öneriyor. “Hepimizin farklı ilgi alanları var. İçgüdülerinizi takip edin” diyor ve özellikle gençken diye ekliyor: “Gençken tüm dünya önünüzde. Başarısız olursanız yeniden başlarsınız.” 1966’da danışmanlık firması Peat Marwick’te çalışmak için New York’a taşındığında, birçok geceyi şehrin daha zorlu bölgelerinde dolaşarak geçirirdi. Kariyerini değiştirmesi gerektiğini biliyordu. “Sadece gayrimenkul geliştiricisi olmak istiyordum. Bir şeyler inşa etme, kira toplama ve sahip olma fikri beni cezbediyordu” diye anlatıyor o dönemini.

Büyük riskler alın

Walentas başlangıçta Manhattan’da mülkler satın almaya başladı ancak kısa sürede Dumbo’nun bakımsız sanayi bölgesinin büyük bir fırsat olabileceğine ikna oldu. Bankalar aynı fikirde değildi, kredi alamadı ve şehir yönetimi de onun vizyonunu görmedi; bölgenin imar planını değiştirmeyi reddetti. Bunun üzerine kendi yolunu buldu. Kozmetik milyarderleri Ronald ve Leonard Lauder’ı 6 milyon dolarlık özel krediyle yatırım yapmaya ikna etti ve vali Mario Cuomo ile anlaşarak hem Dubmo’yu satın almasına hem de üretim yapan kiracıları 10 yıla kadar korumasına olanak sağlayan bir düzenleme yaptı. “Zorlaştığında kendinize pes etmemeyi hatırlatmalısınız” diyor.

Doğru hayat partnerini seçin

Walentas’ın söylediğine göre eşiyle evlenmek yaptığı en iyi anlaşmaydı. “Çocuklarımıza doğru partneri seçmenin ne kadar önemli olduğunu öğretmiyoruz” diyor. Kendi hayatındaki birçok gelişmeyi eşi Jane’e bağlıyor. Onunla 1969’da kendisinden bir daire kiraladığında tanışmış. Bir sanat öğrencisi olan Jane, Walentas’ı kariyerinin erken dönem yatırımcıları olan Lauder ailesiyle tanıştırdı. Kendisi de onlar için sanat yönetmeni olarak çalışıyordu. Ayrıca bir kozmetik şirketi olan Clinique’te sanat yönetmeni olarak görev yaptı. Çiftin oğlu Jed ise bugün Two Trees’in günlük yönetimini yürütüyor.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok