;
Arama

Uzun yaşam arayışı seyahati bir sağlık yatırımına dönüştürdü

Rota yeniden oluşturuluyor. Modern seyahat trendleri artık şehirden kaçıştan çok, yaşamda daha uzun süre kalabilmek üzerine kurulu. ‘Longevity retreat’ler ise tatili kısa bir mola olmaktan çıkarıp bedenin biyolojik zamanını yöneten stratejik yol haritalarıyla karşınızda.

Yapıtlarıyla tartışma yaratan Koreli düşünür Byung-Chul Han’ın “Dinlenemeyen bir toplum, boş zamanını bile performansa dönüştürür” tespiti, modern hayatın en büyük paradokslarından birine işaret ediyor: Kaçmak isterken yaşadığımız yorgunluk, artık dinlenme biçimlerimizi de yönetiyor. Oysa uzun yıllar boyunca tatilden beklentimiz de tam olarak buydu; gürültüden, işten, şehirden kaçabilmek… Yükselişe geçen seyahat deneyimleri ise artık kaçıştan ziyade kalışı vadediyor. Daha doğrusu, bedende, anda ve hayatta daha uzun süre kalabilmeyi. Son yıllarda küresel wellness endüstrisinin merkezine yerleşen ‘longevity retreat’lerin daveti ise oldukça cazip: “Yaşlanmamak için seyahat et!” Bu merkezlerde amaç birkaç kilo vermek ya da birkaç gün iyi hissetmek değil. Amaç biyolojik zamanı yavaşlatmak hatta mümkünse geri almak. Klasik spa ve wellness temalı merkezlerden radikal biçimde ayrıştıkları nokta da bu.

Retreat, kelime anlamıyla “geri çekilmek” olsa da wellness jargonunda gündelik hayatın hızından ve kaosundan uzaklaşıp, beden ve zihin üzerinde yeniden odaklanmayı amaçlayan deneyimleri ifade ediyor. Longevity retreat’ler ise bu çerçeveyi daha da ileri taşıyor: Ruhsal bir inzivadan ziyade, ölçüm, veri ve kişiselleştirilmiş sağlık protokolleriyle desteklenen uzun yaşam odaklı bir yaklaşım var işin içinde. Amaç geçici bir rahatlamadan öte bedenin biyolojik ritmini anlamak, riskleri erken fark etmek ve daha uzun, daha nitelikli bir yaşam için kalıcı bir yol haritası oluşturmak.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok