;
Arama

Her zaman haklı olduğunu düşünen yöneticilerle nasıl çalışılır?

Kendilerini “odadaki en zeki kişi” olarak gören liderler, genellikle başkalarının fikirlerini reddederler ve bu da uzun vadede olumsuz sonuçlara yol açar. Çalışanlar, güç mücadelelerinden kaçınarak, üzerine düşünülmüş sorular sorarak ve meslektaşlarıyla ittifaklar kurarak bu tür durumların üstesinden gelebilirler.

11 Ocak 2026, 17:00

Hiç gerçekten odadaki en zeki kişi olduklarına inanan bir yöneticiyle birlikte çalıştınız mı? Bu kişiler çoğu zaman karizmatik ve dinamiktir; tutkuları ve enerjileriyle insanları etkileyebilirler. Ancak Wall Street Journal yazarı Susan Lucia Annunzio’ya göre bu tip yöneticiler kendileriyle aynı fikirde olmayan herkesin yetersiz ve hayalperest olduğunu varsayarlar. Bu nedenle görüş ve fikirleri en baştan reddederler. Başkalarının görüşlerini istiyormuş gibi yapabilir, fikirlerine değer veriyormuş gibi görünebilirler fakat kısa sürede durumun “ya benim dediğim olur ya da hiç” olduğu anlaşılır.

Bu davranışın uzun vadeli sonuçları vardır. Diğer ekip üyeleri, konuşurlarsa küçümseneceklerinden korkarak tartışmalardan çekilir ya da verecekleri bilgileri saklarlar. Sonuç olarak daha iyi fikirler hiç gün yüzüne çıkmaz; ürün kusurları örtbas edilir; etik dışı uygulamalar denetimsiz şekilde sürer; anlaşmalar sekteye uğrar. Eğer patronunuz “en zeki kişi” gibi davranıyorsa ve işinizden ayrılmaya hazır değilseniz, hem sizin hem de şirketin yararına olabilecek bazı adımlar atabilirsiniz. Bunların hiçbiri kesin sonuç garanti etmez ancak size mücadele etme şansı verir.

Güç savaşından kaçının

Fikirlerinizi dile getirmekten çekinmeyin ancak patronunuzla güç savaşına girmeyin. Bakış açınızı destekleyen veriler sunarsanız, en zeki kişiyi ikna edip haklı olduğunuzu düşünebilirsiniz. Ancak bir güç mücadelesinde patron her zaman kazanır.

Patronunuz görüşünüzü ya da fikrinizi reddetse bile, bu bazen olumlu bir şeyi tetikleyebilir. Annunzio bunu bir yöneticisinden duyduğu hikayeyle örnekliyor: “Birlikte çalıştığım üst düzey bir yönetici, patronunun fikirlerini her zaman ‘aptalca’ bulduğunu anlatmıştı. Bana,‘Başta onunla mantık çerçevesinde konuşur, düşünce sürecimi açıklamaya çalışırdım. Sonunda bunun bir anlamı olmadığını fark ettim. Çünkü çoğu zaman iki ya da üç gün sonra büyük bir heyecanla geri dönüp bana yeni fikrini anlatırdı; o fikir de daha önce önerdiğim fikrin aynısı olurdu’ demişti.”

Sorular sorun

Patronunuza meydan okumak istiyorsanız, planın ya da kararın risklerini veya istenmeyen sonuçlarını ortaya koyan, düşünülmüş ve çatışma yaratmayacak sorular sormayı deneyin. Örneğin: “Bunu yaparsak, x, y ve z gerçekleşebileceği için gelir hedefimize ulaşmamızı engelleyebilir mi?” ya da “Bu kararın istemeden de olsa çalışan motivasyonuna zarar verme ihtimali var mı?” Bu şekilde yaklaşmak, en zeki kişinin planın geliştirilebileceği sonucuna kendi kendine varmasını sağlayabilir.

Müttefikler edinin

Patrona tek başınıza karşı çıkmayın. Önemli görüşmelerden önce, sizden daha fazla etkiye sahip olabilecek ve liderin davranışlarının yıkıcı olduğunu fark eden iş arkadaşlarınızla bağlantı kurun. Birden fazla sesin aynı bakış açısını dile getirdiği koordineli bir çaba, güvenilirlik yaratır ve başarı ihtimalini artırır.

Kendinizi koruyun

Yukarıdaki öneriler işe yaramazsa, değiştiremeyeceğiniz bazı şeyleri kabullenmeniz ve yeni bir iş aramayı düşünmeniz gerekebilir. Sürekli olarak düşünce ve fikirleri reddedilen, bu nedenle özgüveni sarsılan yetenekli ve zeki yöneticiler var. Bu tuzağa düşmeyin. Bunun yerine, bu deneyimden alabileceğinizi alın ve sessizce bir sonraki adımınıza hazırlanın. Öncelikle, özellikle yüksek stres altındaysanız, fiziksel ve zihinsel sağlığınızı öncelik haline getirin. İyi beslenin, yeterince uyuyun ve egzersiz yapmaya ya da meditasyona zaman ayırın. İşinizi iyi yapın ama fazlasını yapmayın.

Takdir görme beklentisinden vazgeçin ve enerjinizi “patronun fikirlerini” hayata geçirmeye odaklayın ki bazı durumlarda bunlar aslında sizin fikirleriniz olabilir. Kurumunuz sizin çabalarınız sayesinde başarı elde ettiğinde bunu kutlayın; “en zeki kişi” alkışı kendine saklamakta ısrar etse bile. Ve unutmayın, en zor patron bile bir öğretmen olabilir. Bazen ne yapılması gerektiğinden çok, ne yapılmaması gerektiğini öğretir. Görmezden gelinmenin, değersiz hissettirilmenin ve saygısızlığa uğramanın nasıl bir his olduğunu bilirsiniz; bu da yetki sahibi olduğunuzda insanlara bu şekilde davranmaktan kaçınmanıza yardımcı olur. Patronlara meşru bir güç verilmiştir ancak hiç kimse tüm cevaplara sahip değildir. 


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok