Avrupa’da tren yolculuğunun son dönemde yeniden popülerlik kazanması şaşırtıcı değil. Sevdiğiniz bir Avrupa şehrinde gece yataklı vagona binip sabaha yeni bir şehirde uyanmak, seyahatin en romantik ve en etkileyici deneyimlerinden biri olarak görülüyor. Trenle seyahat, birçok avantajı aynı anda sunuyor: Otel masrafından tasarruf edebiliyorsunuz, çalışmanız gerekiyorsa yolculuk başlar başlamaz işe koyulabiliyorsunuz, hareket halinde olmanın heyecanını yaşıyorsunuz, çevre dostu bir tercih yapıyorsunuz ve oldukça sosyal, aynı zamanda stressiz bir yolculuk geçiriyorsunuz. Avrupa tren rotalarının cazibesi de tam olarak buradan geliyor.
Elbette her bütçeye uygun seçenekler mevcut. CNTraveler, 2025 sonunda dünyanın en iyi trenlerini belirlediği Reader’s Choice Awards listesini yayımladı. İsviçre’de Zermatt ile St. Moritz’i birbirine bağlayan Glacier Express listede 10’uncu sırada yer aldı. Yaklaşık 290 kilometrelik rotayı 8 saatte tamamlayan tren, dünyanın en yavaş ekspresi olarak da anılıyor. Venedik ile Paris arasında hizmet veren Venice Simplon-Orient-Express ikinci sıraya yerleşirken, yeni Orient Express La Dolce Vita hattı ise yolcuları Venedik’ten İtalya’nın Portofino kentine taşıyacak. Listenin zirvesinde ise Edinburgh Waverley İstasyonu ile İskoçya Yaylaları arasında sefer yapan Royal Scotsman yer aldı.
Ancak on binlerce dolarlık lüks tren yolculuklarının çok daha altında bütçelerle de Avrupa’yı trenle keşfetmek mümkün. Her yıl sayısı artan şehirlerarası tren hatları, uygun fiyatlı güçlü alternatifler sunuyor.
Avrupa’da uygun fiyatlı tren rotaları
Kayak veya dağ turizmine ilgi duyanlar için Eurostar’ın Alpler’e giden “snow train” seferleri tek yön 99 eurodan başlıyor. Londra’dan Lille üzerinden Bourg-Saint-Maurice’e uzanan bu rota üzerindeki istasyonların tamamı, havaalanı transferlerine göre çok daha kısa ve çevre dostu ulaşım sağlıyor. Megève için Albertville’de, Courchevel için ise Moûtiers’de inilebiliyor. Londra çıkışlı yolculuk yaklaşık 8 saat sürüyor ve seferler 2026 Nisan başına kadar hafta sonları düzenleniyor.
Edinburgh’dan İskoçya Yaylaları’na giden Royal Scotsman oldukça lüks bir deneyim sunarken, çok daha uygun fiyatlı bir alternatif olarak Caledonian Sleeper öne çıkıyor. Londra’dan Glasgow veya Edinburgh’a gece çalışan bu trenin koltuk biletleri yaklaşık 50 sterlinden başlıyor. Yemek ve kahvaltı servisinin koltuğa kadar yapıldığı bu yolculukta, sabah 06.00’da Edinburgh Waverley İstasyonu’na ulaşmak ve şehrin gün doğumundaki görüntüsünü izlemek unutulmaz bir deneyim sunuyor.
Avrupa’nın ana demir yolu hatlarında da uygun fiyatlı seçenekler bulunuyor. İspanyol demir yolu şirketi Renfe, Marsilya-Madrid hattında tek yön biletleri 19 eurodan sunabiliyor. Benzer şekilde Trenitalia, Lyon-Milano hattında benzer fiyatlara bilet sağlıyor. Marsilya’dan hafta içi sabah saatlerinde hareket eden trenle Frankfurt’a yaklaşık 8 saatte ulaşılabiliyor. Berlin ise buradan yaklaşık 3 saatlik ek yolculuk mesafesinde. Önceden rezervasyon yapılırsa, iki şehir arasındaki tek yön biletler toplamda 100 euronun altında bulunabiliyor.
Doğu Avrupa’yı keşfetmek isteyenler için Adriatic Express, Polonya’nın Varşova kentinden Hırvatistan’ın Rijeka kentine uzanıyor. Çekya, Avusturya ve Slovenya üzerinden geçen bu hat, Avrupa’nın en uzun tren seferlerinden biri olarak biliniyor ve haftada dört gün çalışıyor. Alternatif olarak yaz aylarında hafta sonları Roma’dan Provence bölgesine giden Espresso Riviera hattı da tercih edilebiliyor.
İspanya’da Madrid-Barcelona hattı bir dönem Avrupa’nın en yoğun hava koridoruyken, günümüzde yolcuların yaklaşık dörtte üçü tren yolculuğunu tercih ediyor. Yaklaşık 505 kilometrelik mesafe 2 saat 39 dakikada tamamlanıyor. Daha ekonomik bir seçenek arayanlar için ara duraklı trenler genellikle daha ucuz biletler sunuyor.
Barselona’daki dokuz hilal şeklindeki plaj yapay olsa da kısa tren yolculuklarıyla Sitges veya Canal de Mar gibi doğal plajlara ulaşmak mümkün. Canal de Mar yakınlarında, Roma villası kalıntıları üzerine inşa edilen 11’inci yüzyıldan kalma Santa Florentina Kalesi de ziyaret edilebilecek önemli noktalar arasında yer alıyor.
Lonely Planet ise kısa süre önce Avrupa’nın en manzaralı 10 tren rotasını açıkladı. İsviçre’de turkuaz renkli Lago Bianco Gölü’nün yanından geçen Bernina Express ve Norveç’te Oslo’dan Bergen’e 6 saat süren, kanyonlar, dağlar, nehirler ve fiyortlar arasından ilerleyen Bergensbanen hattı listenin öne çıkan rotaları arasında yer aldı.
Sonuç olarak Avrupa’da trenle seyahat, özellikle erken rezervasyon yapıldığında hem ekonomik hem de son derece keyifli bir seçenek sunuyor. Yol boyunca farklı şehirleri yakından görmek, dillerin nasıl değiştiğini hissetmek, farklı insanlarla iletişim kurmak ve Avrupa istasyonlarındaki fırın kültürünü deneyimlemek, hava yolu seyahatine kıyasla çok daha zengin bir deneyim sağlıyor.