Eğer ABD Başkanı Donald Trump Grönland’ı satın alsaydı, kendisini yıllık 1 milyar dolardan fazla devlet sübvansiyonuna büyük ölçüde bağımlı ve esas olarak karides satışlarıyla ayakta duran, yavaş büyüyen bir ekonominin başında bulabilirdi. Dünyanın en büyük adası, ABD Başkanı tarafından hayatın en büyük emlak yatırımı olarak görülüyor. Stratejik bir konuma ve buzların derinliklerinde gömülü, henüz kullanılmamış mineral rezervlerine sahip. Ancak şu anda ekonomi çok daha sıradan şeylere dayanıyor: Balıkçılık ve yeni havaalanları inşa etmek için yapılan son yatırımlar. Bu iki alandan elde edilen gelirler düşüş eğiliminde ve bu durum ekonominin 2025’te durgunlaşmasına yol açıyor.
En çok ekonomiden endişe ediyorlar
Son yıllarda yapılan kamuoyu yoklamaları, Grönlandlıların Amerika ya da başka herhangi bir ülke tarafından devralınma ihtimalinden ziyade, ekonomilerinin durumu konusunda daha fazla endişe duyduğunu tutarlı biçimde gösteriyor. Ada, dünyanın en büyük refah devletlerinden biri. Helikopter ve pervaneli uçaklar dışında ulaşımın olmadığı, buzla kaplı köylerden oluşan bu geniş coğrafyada yaşayan insanlar; ücretsiz sağlık hizmetleri ve güçlü okullar gibi Danimarka’nın sosyal demokrasisine ait ayrıcalıklara alışkın. İhracatının yüzde 98’i deniz ürünlerinden oluşan bir ekonomiyi bir madencilik devine dönüştürmek de yıllar ve milyarlarca dolar alabilir.
Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nden (CSIS) araştırmacı Otto Svendsen, “Bu çeşitlendirilmiş bir ekonomi değil ve kendi kendine yeten bir yapıya kavuşması zaman alacak” dedi. Grönland hükümetinin “çok büyük bir ilerleme kaydetmediğini” de ekledi. 57 bin nüfuslu Grönland, dünyanın çevresel açıdan en elverişsiz bölgelerinden birinin kıyıları boyunca seyrek biçimde dağılmış durumda; ülkenin yüzde 80’i buzla kaplı. Yaşam standartları büyük farklılıklar gösteriyor. Başkent Nuuk’ta halk golf oynayabiliyor ve kaliteli bir Tay restoranında yemek yiyebiliyor. Ortalama ücretlerin yüzde 50 daha düşük olduğu küçük ve uzak yerleşimlerde ise insanlar, buz kütlelerini kırıp eriterek yıkanıyor. Meksika’dan biraz daha büyük olan adada asfalt yol uzunluğu 160 kilometreden az.
Danimarka'ya bağımlılık
Bu yaşam biçiminin temelinde, Grönland’ın yarı özerk bir bölgesi olduğu Danimarka Krallığı’na derin bir bağımlılık yatıyor. Grönland iş gücünün yaklaşık yüzde 40’ı devlet tarafından istihdam ediliyor. Danimarka, Grönland hükümetinin gelirlerinin yaklaşık yarısını ve adanın GSYH’sinin yüzde 20’sini oluşturan bir hibe sağlıyor. Ayrıca polis, mahkemeler, bankacılık yetkilileri ve dünyanın en ücra yerleşimlerinden bazıları için büyük ölçüde ücretsiz sağlık hizmetlerinin finansmanını üstleniyor; dış işleri yönetiyor ve savunma harcamalarını karşılıyor.
Bu Grönland Ekonomi Konseyi Başkanı Torben Andersen’e göre yılda 1 milyar doların biraz üzerinde bir meblağa denk geliyor. Bu destek bir gecede ortadan kalkarsa, “bu son derece dramatik olurdu” dedi. Eğer ABD bu Danimarka hibesinin yerini alsaydı, bu tek başına Grönland sakinlerini kişi başına düşen federal hibe bakımından Alaska ya da Washington, D.C. sakinlerini geride bırakarak en büyük alıcılar haline getirirdi.
Trump yönetimi, Grönland hükümetinin “satılık değil” dediği adayı satın almayı teklif etti. Yönetim yetkilileri, Grönlandlıları ikna etmek için doğrudan ödeme yapılmasını da tartıştı. Ayrıca Grönland’ın Danimarka’dan bağımsız hale gelmesini ve ABD’ye tercihli erişim karşılığında bazı işletme giderlerini karşılamak üzere ABD ödemeleri almasını içeren bir öneri de değerlendiriliyor.
Karşılaştırmaya örnek olarak Marshall Adaları gösteriliyor. Bu Pasifik adaları, ABD ile “serbest ortaklık anlaşması” olarak adlandırılan düzenlemeyi yakın zamanda yeniledi. ABD’den tamamen bağımsız olan ada hükümeti, savunma konularında Amerika’ya yetki vermesi karşılığında Washington’dan yılda 115 milyon dolar alıyor. Bu kişi başına yılda yaklaşık 2 bin 875 dolara denk geliyor. Danimarka’nın Grönland’a yıllık yaklaşık 1 milyar dolarlık ödemesine denk gelmesi için ABD’nin kişi başına yaklaşık 17 bin 500 dolar vermesi gerekiyor.
Trump, ABD Grönland’ı devralmazsa adanın Çinlilerin ya da Rusların eline geçebileceğini savunuyor. Danimarkalı yetkililer ise Çin’in çok az ilgi gösterdiğini, Ukrayna’da askeri olarak meşgul olan Rusya’nın da adaya nadiren deniz unsurları yaklaştırdığını söylüyor. ABD, halihazırda kuzey Grönland’da kira ödemeden büyük bir askeri üs bulunduruyor. Danimarka ile onlarca yıl önce yapılan bir anlaşma, Kopenhag’a önceden bildirimde bulunulması şartıyla ABD’ye Grönland’a daha fazla asker konuşlandırma imkanı veriyor.
"Sübvansiyonları kademeli olarak azaltmak istiyoruz"
Grönland’ın ticaret bakanı Naaja Nathanielsen Londra’da yaptığı açıklamada, “Amerikan çıkarları ile Grönland’ın çıkarlarını, bazı noktalarda farklı olsalar bile, birlikte karşılayabileceğimizi düşünüyorum” dedi. Grönland’ın Çin’den yatırım çekmek istemediğini reddeden Nathanielsen, hükümetin “benzer düşünen” ülkelerle ortaklık kurmak ve daha özerk hale geldikçe Danimarka sübvansiyonlarına bağımlılığı kademeli olarak azaltmak istediğini söyledi. “Bu bir sprint değil, bir maraton” dedi.
Son on yılda Danimarka sübvansiyonları, altyapı yatırımları ve pisi balığı, morina ve karides için küresel fiyatların yükselmesi ekonominin ayakta kalmasına yardımcı oldu. Nuuk’taki yeni uluslararası havaalanı da dahil olmak üzere bir inşaat furyası yaşandı. Ancak bu iyi günler sona eriyor. Danimarka merkez bankasına göre Grönland ekonomisi 2024’te yüzde 0,8, 2025’te ise yüzde 0,2 büyüdü. Bu yavaşlamanın bir kısmı karides stoklarının azalması ve fiyatların düşmesiyle bağlantılı. Deniz suyu sıcaklıklarının artması karideslerin üremesini etkiliyor. Buna karşılık, karidesle beslenen morina balığının nüfusunda artış var.
Bu ayın başlarında merkez bankası, Grönland’ın kamu maliyesinde “şaşırtıcı derecede keskin bir bozulma” olduğu uyarısında bulundu. Uzun vadede Grönland, yaşlanan nüfus ve eğitimli yerel halkın Danimarka’da kariyer yapmayı tercih etmesiyle ortaya çıkan beyin göçü gibi birçok Batı ekonomisine özgü sorunlarla karşı karşıya. Bu durum, 29 bin kişilik iş gücüne sahip adada iş gücü açığını daha da artırma riski taşıyor. Açıkları kapatmak için özellikle Filipinler olmak üzere Asya’dan göç dalgası yaşandı.
Adanın en büyük ticari kredi kuruluşu olan Grönland Bankası, yakın tarihli bir raporunda, “İş gücü eksikliği, düşük yetkinlik seviyesi, yaşlanan nüfus ve ciddi eşitsizlik, hem ekonomi hem de toplumsal uyum üzerinde baskı oluşturuyor” dedi. Buna rağmen potansiyeli de açık. Ekonomist Andersen’e göre her şey, Grönland’ın buzların altındaki mineral zenginliğini kullanıp kullanamayacağına bağlı. Grönland’da şu anda yalnızca bir aktif maden bulunuyor. “Son 20 yılda masaya gelen pek çok şey, ekonomik olarak mantıklı olmadığı için rafa kaldırıldı” dedi.
İzlanda’nın başarısını taklit edebilir
Grönland’da bir maden inşa etmek, çoğu zaman yol ve liman yapımını, ayrıca işçilerin barınması için konutlar, klinikler ve sosyal imkanlar oluşturmayı da gerektiriyor. İş gücü kıt ve bulunması zor. Dondurucu hava koşulları, yılın belirli dönemlerinde madenlere erişimi imkansız hale getirebiliyor. Grönland hükümeti tüm maden kaynaklarının sahibi ve kullanım haklarına sahip. 2021’de petrol ve gaz arama ruhsatlarına moratoryum getirdi. Ayrıca uranyum rezervlerinin işletilmesini de yasakladı.
Ufuktaki diğer yatırımlar arasında Nuuk yakınlarındaki Buksefjord elektrik santralinin genişletilmesi ve yeni hidroelektrik santrallerinin inşası yer alıyor. Bu santraller, veri merkezlerini çekmek için ucuz enerji sağlayabilir. Ayrıca turizmi artırmaya yönelik çalışmalar da sürüyor; New Jersey eyaletindeki Newark’tan Nuuk’a doğrudan uçuşlar artık yılın belirli aylarında yapılıyor. Bazı analistler, Grönland’ın İzlanda’nın başarısını taklit ederek turizmi balıkçılık ve ucuz enerjiyle birleştirip teknoloji şirketlerini çekebileceğini düşünüyor.
ABD tarafından devralınma tehdidi karşısında Danimarka da ek kaynak aktarıyor. Yakın zamanda, doğu Grönland’da yeni bir bölgesel havaalanı ve yeni bir derin su limanının maliyetini karşılamak üzere önümüzdeki üç yıl için ilave 250 milyon dolarlık fon açıkladı. CSIS’ten Svendsen’e göre ekonomik maliyet ne olursa olsun bunun Trump yönetimini caydırması pek olası değil. Sonuç olarak Trump’ın sadece Amerika’yı büyütmek istediğini söyledi. “Bunun toprak genişlemesiyle ilgili olduğu sonucuna varmak kolay” dedi.