;
Arama

Küresel iflas riski yükselebilir: Türkiye’de şirket iflasları yüzde 29 arttı

Dun & Bradstreet’in yayımladığı 2025 Küresel İflas Raporu, şirket iflaslarında artışın sürdüğünü ancak hız kestiğini ortaya koydu. Küresel ölçekte iflaslar geçen yıl yüzde 7 artarken, Türkiye’de bu oran yüzde 29’a ulaştı.

13 Nisan 2026, 15:46

Rapora göre, 2025 yılında dünya genelinde şirket iflasları artmaya devam etti. Ancak artış oranı, 2024’teki yüzde 15 seviyesine kıyasla belirgin biçimde geriledi. Bu durum, küresel ekonomide kısmi bir dengelenmeye işaret ediyor.

İncelenen 45 ülkenin 28’inde iflas sayısı yükselirken, 17 ülkede düşüş kaydedildi. Toplamda 627 bin 575 şirketin iflas ettiği 2025 yılında, iflas seviyeleri pandemi öncesine göre hâlâ yüksek seyrini korudu.

Enerji ve gıda fiyatlarındaki gerileme, enflasyon baskısının azalması ve merkez bankalarının daha gevşek politikalara yönelmesi finansal koşulları bir miktar rahatlattı. Bu da iflas artış hızının yavaşlamasında etkili oldu.

İflas artışında zirve: Arjantin

Ülke bazında bakıldığında, iflasların en hızlı arttığı ekonomi Arjantin oldu. Bu ülkeyi Yunanistan, Hong Kong, Suudi Arabistan ve İsviçre izledi.

ABD’de ise bir önceki yıl sınırlı kalan artış, 2025’te hızlanarak yüzde 26’ya çıktı. Bu tablo, büyük ekonomilerde de risklerin sürdüğünü gösteriyor.

Türkiye’de tablo daha ağır

Türkiye’de şirket iflasları küresel ortalamanın oldukça üzerinde arttı. 2025 yılında iflaslar yüzde 29 yükselirken, toplam 573 şirket iflas etti.

Bu artışta yüksek reel faizler, krediye erişimde yaşanan zorluklar ve sıkı finansal koşullar belirleyici oldu. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansmana ulaşmakta zorlanması, iflas baskısını artırdı.

En kırılgan sektörler: İnşaat ve perakende

Rapora göre iflas riski belirli sektörlerde yoğunlaşıyor. İnşaat, perakende, konaklama ve hizmet sektörleri bu açıdan öne çıkıyor.

İnşaat sektöründe yüksek faizler proje finansmanını zorlaştırırken, artan maliyetler ve zayıflayan talep şirket bilançolarını baskılıyor. Perakende ve hizmet tarafında ise dalgalı tüketici talebi, artan giderler ve sınırlı fiyatlama gücü riskleri büyütüyor.

“Artış yavaşladı ama risk bitmedi”

Dun & Bradstreet COO’su Julian Prower, iflas artış hızındaki yavaşlamaya rağmen seviyelerin hâlâ yüksek olduğuna dikkat çekti. Para politikalarının daha öngörülebilir hale gelmesi ve enflasyonun gerilemesi, piyasalarda kısmi bir istikrar hissi oluşturdu.

Buna karşın jeopolitik gelişmeler, ticaretteki dönüşüm ve döviz piyasalarındaki oynaklık, şirketler açısından belirsizlik yaratmaya devam ediyor.

Şirketlere veri odaklı risk yönetimi çağrısı

Prower, şirketlerin bu süreçte daha temkinli hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Müşteri ve tedarikçilerin yakından izlenmesi, kredi risklerinin düzenli analiz edilmesi ve veri temelli karar alma süreçlerinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Ayrıca iş ortaklarının çeşitlendirilmesi ve farklı ekonomik senaryolara karşı hazırlıklı olunması, şirketlerin dayanıklılığını artıran unsurlar arasında gösterildi.

2026 için uyarı: Riskler yeniden artabilir

Baş Ekonomist Dr. Arun Singh ise 2025’in görece daha dengeli bir yıl olduğunu, ancak bu görünümün kalıcı olmayabileceğini ifade etti.

2026’da ticaret politikalarına ilişkin belirsizliklerin, jeopolitik gerilimlerin ve finansman koşullarının yeniden baskı yaratabileceği uyarısında bulundu. Özellikle borçluluk oranı yüksek ve kısa vadeli finansmana bağımlı şirketlerin daha kırılgan hale gelebileceği belirtildi.

Genel tablo, iflaslardaki artış hızının yavaşladığını ancak küresel ölçekte risklerin ortadan kalkmadığını gösteriyor.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok