;
Arama

İran savaşının Avrupa ve Asya ekonomileri üzerinde yarattığı tehditler

İran’daki savaşın uzama ihtimali, Avrupa ve Asya ekonomilerinde yeni bir enerji ve enflasyon şoku riskini artırıyor. Hükümetler, artan maliyetler karşısında vatandaşları korumak ile bütçe disiplinini sürdürmek arasında zor bir tercih yapmak zorunda kalıyor.

19 Mart 2026, 13:16 Güncelleme: 19 Mart 2026, 13:31

Dünya genelindeki hükümetler için Orta Doğu’da uzun sürecek bir savaş ihtimali, zaten zorlanmış kamu bütçeleri üzerinde mali baskı riskini artırıyor. Londra’dan Seul’e, Bangkok’a kadar yetkililer zor bir ikilemle karşı karşıya kalmaya başlıyor: Vatandaşları artan enerji maliyetlerinden korumak için daha fazla harcama yapıp küresel borç yatırımcılarının tepkisini riske atmak mı, yoksa mali disiplini seçip kaçınılmaz siyasi tepkiyle yüzleşmek mi? Hiçbir ülke bu sorundan muaf değil ancak ithal petrol ve gaza bağımlılığın yüksek olduğu ve enflasyonun ekonomik ve siyasi bir sorun haline geldiği Avrupa ve Asya’daki ülkelerde durum özellikle daha ciddi. Yüksek borç seviyelerine sahip hükümetler askeri harcamalar, kritik kamu hizmetleri, yaşlanan nüfuslar ve altyapı yatırımları nedeniyle zayıflayan kamu maliyesi karşısında huzursuz olan alacaklılarla karşı karşıya.

Aynı zamanda, 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından gelen son enerji krizinin izleri hala görülüyor. Orta Doğu’daki savaşın tırmanmasıyla birlikte bazı ülkeler hane halklarına destek sağlamak için hızlı hareket etti. Portekiz dizel üzerindeki vergileri düşürdü. Yunanistan, yakıt ve bazı gıda ürünlerinin satışında şirket kar marjlarına tavan getirdi. Güney Kore’de hükümet, hane halkları için enerji kuponu programını genişletmeyi değerlendiriyor.  Araştırma kuruluşu Oxford Economics’in baş Avrupa ekonomisti Angel Talavera, “Bütçe alanı önemli, ancak buradaki asıl itici güç siyasi baskıdır. Fiyatlar seçmenler için son derece tartışmalı bir konu haline geldiği için harekete geçme eşiği çok daha düşük" diyor.  Şu ana kadar mali müdahaleler sınırlı kaldı ve daha çok sürücüler için yakıt maliyetlerini düşürmeye odaklandı; hedefli destekler karşılanabilir durumda.

Ancak İran’ın, Güney Pars açık deniz gaz sahasına yönelik hava saldırılarına misilleme olarak Katar ve Suudi Arabistan’daki büyük enerji tesislerini hedef almasıyla, küresel enerji akışlarındaki kesintilerin azalacağına dair pek bir işaret yok. Yetkililer yakında ekonomik acıyı hafifletmek ile popüler programların bütçelerini kısmak arasında zor seçimler yapmak ve bu süreçte daha fazla borçlanmak zorunda kalabilir.

Avrupa’da sorun yaratabilecek seçenekler

Hürmüz Boğazı’ndan geçen küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğalgazın yaklaşık yüzde 20’sinin yaklaşık yüzde 80’i Asya pazarlarına gidiyor. Bazı Asya havayolları jet yakıtı sıkıntısı yaşamaktan endişe ediyor. Bangladeş’te hükümet yakıt karnesi uygulaması başlattı ve üniversiteleri kapattı. Filipinler’de bazı yerel yönetimler dört günlük çalışma haftasına geçti. Avrupa ülkeleri Orta Doğu’dan görece daha az petrol ve gaz ithal etse de enerji fiyatları yine de hızla yükseldi. Analistler, Avrupalı alıcıların dünyanın diğer bölgelerinden tedarik için Asyalı ithalatçılarla yoğun rekabetle karşı karşıya kalacağını ve bunun da fiyatları daha da artıracağını uyarıyor.

Avrupa Reform Merkezi’nin baş ekonomisti Sander Tordoir, Avrupa’nın genel kamu maliyesinin iyi durumda olduğunu, ancak 2022’de hükümetlerin tüketicilere ve işletmelere sağladığı destek düzeyinin tekrarlanmasının endişe verici sonuçlar doğuracağını söyledi. Avrupa Birliği’nde enerji sübvansiyonları 2022’de bir önceki yıla göre neredeyse iki katına çıkarak 397 milyar avroya (457 milyar dolar) ulaştı. İki yıl içinde İngiliz hükümeti, hane halkı enerji faturalarını sübvanse etmek de dahil olmak üzere yaklaşık 75 milyar sterlin (100 milyar dolar) destek sağladı.

En çarpıcı örneklerden biri Britanya olabilir. Bu hafta hükümet, özellikle Kuzey İrlanda’da ciddi bir sorun olan ısınma yağına bağımlı olanlara yardımcı olmak için 53 milyon sterlin açıkladı. Ancak sürücüler için yakıt vergilerindeki yaklaşan artışı ertelemek gibi daha geniş değişikliklerden şu ana kadar kaçındı. İngiliz hükümeti, yüksek borç seviyesi ve düşük büyüme görünümü konusunda temkinli olan tahvil yatırımcılarını yatıştırmak için kendisini sıkı mali kurallara bağladı. Britanya’nın tahvil getirileri, satış dalgalarında komşularına kıyasla daha keskin yükselme eğiliminde olup borçlanma maliyetlerini artırıyor. Geçen yıl hükümet, her 10 sterlinlik harcamanın 1’ini borç faizi ödemelerine ayırıyordu. Şimdi ise mali görünüm iyileşmeye başlarken İran’daki savaş bunu raydan çıkarma riski taşıyor.

Alman Ekonomik Araştırma Enstitüsü Başkanı Marcel Fratzscher, Avrupa’nın en büyük ekonomisi Almanya için mali manevra alanının çok sınırlı olduğunu söyledi. 2022’de Almanya, benzin ve dizel üzerindeki vergileri birkaç ay boyunca düşürerek 3 milyar euro'ya mal olan önlemler aldı. Fratzscher’in kurumuna göre petrol ve gaz fiyatları yıl boyunca mevcut seviyelerde kalırsa, Almanya’nın bu yılki ekonomik büyümesi yarıya düşerek yüzde 0,5’e gerileyecek. “Bu hükümetin mevcut bütçede bulabileceği ya da kaynak kaydırarak çözebileceği bir şey değil ve bu sadece başlangıç.”

Fransa için de durum benzer. Yüksek düzeyde yerli nükleer enerjiye sahip olması nedeniyle kısmen korunaklı olsa da Fransız hükümeti borç seviyelerini düşürmekte zorlanıyor. Oxford Economics’ten Talavera’ya göre bu, “savurgan harcamalar yapmayı karşılayamayacak” bir ülke. Yunanistan, İspanya ve Portekiz ise görece parlak bir tablo sunuyor. Bir zamanlar yüksek borç ve gevşek mali disiplinle anılan bu üç ülke, ya borçlarını azaltarak ya da İspanya örneğinde olduğu gibi güçlü ekonomik büyüme sağlayarak mali durumlarını iyileştirdi. Bu da onların hane halklarını ve işletmeleri artan maliyetlerden korumak için daha hızlı hareket etmesine olanak tanıdı.

Asya için bir başka petrol şoku

Asya Kalkınma Bankası baş ekonomisti Albert Park’a göre,son yıllarda Asya ülkeleri Covid-19 pandemisi sırasında artan bütçe açıklarını kontrol altına alma konusunda ilerleme kaydetmişti. Ancak savaş kaynaklı ticaret aksaklıkları, borçları yeniden artırabilecek “yeni bir şok” niteliğinde.

Japonya, Güney Kore ve Tayvan gibi daha zengin ekonomiler, tüketicileri artan fiyatlardan korumaya yardımcı olacak enerji kuponu programları gibi önlemlere sahip. Ayrıca nispeten güçlü döviz rezervleri ve kredi hatları bulunuyor. Moody’s Analytics’te Japonya ve sınır piyasaları ekonomisi başkanı Stefan Angrick’e göre etkinin Asya’nın gelişmekte olan piyasalarında daha belirgin olması bekleniyor. Özellikle Güneydoğu Asya’da hükümetler, enerji fiyatlarındaki dalgalanmaya karşı tarihsel olarak devlet fonlarını bir kalkan olarak kullanmış ve bu strateji 2022’de yoğun şekilde uygulanmıştı.

O dönemde Tayland, fiyat artışları sırasında maliyetleri sübvanse etmek için oluşturulan devlet destekli bir yakıt fonunu devreye sokmuştu. 2022 ortasında bu fon milyarlarca dolarlık açık vermeye başlayınca hükümet acil kredi garantileri sağlamak zorunda kalmıştı. Tayland yeniden bu fona dayanıyor ve dizel sübvansiyonu için her gün on milyonlarca dolar harcıyor. Bu ay fonun bakiyesi yeniden açığa düştü ve hükümeti yeni kredi garantilerini değerlendirmeye itti.

Japon bankası Nomura’nın yakın tarihli uyarısına göre hem Tayland hem de yakıt sübvansiyonlarını artırma planları sinyali veren Endonezya, kredi notu düşürülmesi açısından önemli risklerle karşı karşıya. Bu da borçlanma maliyetlerini artırabilir.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok