Evde Tek Başına ve kriz yönetimi: Liderlerin öğrenebileceği dört ders
1990 tatil sezonunda vizyona giren Evde Tek Başına, gişede kimsenin beklemediği bir başarı yakalayarak kısa sürede bir Noel klasiğine dönüştü ve Macaulay Culkin’in kariyerini başlatan yapım oldu. Sinema gösterimlerinin sonunda 476 milyon dolar hasılat elde eden film, tüm zamanların en yüksek gelirli canlı aksiyon komedisi olarak kayda geçti.
Bir dizi talihsiz hata, McCallister ailesinin Noel tatili için Paris’e giderken 8 yaşındaki Kevin’i Chicago banliyösündeki evlerinde unutmasına yol açıyor. Bir çocuğu başka bir kıtada bırakmak elbette olağan bir durum değil; ancak film, liderlerin kriz anlarını nasıl yönetmesi gerektiğine dair dikkat çekici derslerle dolu.
Krizlere hazırlıklı olun
Film, McCallister ailesinin seyahatten önceki gece yaşadığı koşuşturmayla açılıyor. Kevin, hem gerginlik hem de olgunlaşmamışlık nedeniyle kardeşi ve kuzenleriyle tartışıyor. Bu karmaşa içerisinde Kevin'in babası yanlışlıkla uçak biletlerinden birini çöpe atıyor. Kevin ceza olarak çatı katına gönderiliyor. Gece yaşanan fırtına ise elektriklerin kesilmesine neden oluyor ve çalar saatler çalmıyor. Aile panik içinde hazırlanıp sayım yaparken, komşu çocuğu Kevin sanarak yanlış bir sayım yapıyorlar. Havaalanındaki telaş arasında Kevin'in yokluğu fark edilmiyor ve aile uçağın kalkışından sonra gerçeği anlıyor.
Kriz yönetimi sorun ortaya çıktıktan sonra değil, öncesinde başlar. İyi planlama, net görev dağılımı ve risklere karşı hazırlıklı olmak olası bir krizin etkisini önemli ölçüde azaltır. McCallister ailesinin dağınık hazırlığı ve eksik gözetimi bu kaotik zincirin ilk halkalarını oluşturur. Bir kurumda da aynı şekilde rollerin net tanımlanmaması ve güvenlik önlemlerinin eksikliği büyük hatalara yol açabilir. Basit bir yedek alarm sistemi bile bu filmdeki felaketlerin önüne geçebilirdi.
Paydaşlarla güçlü iletişim kurun
Aile Fransa’ya ulaştığında Kevin’e telefonla erişemez. Anne polise ulaştığında polisler olaydan şüphe duyarak isteksizce bir kontrol yapar. Komşuların çoğu tatilde olduğundan aile yardım da bulamaz. Kevin’i takip eden hırsızlar dışında evi kontrol eden kimse yoktur.
Gerçek hayatta ise kriz anlarında dış paydaşlarla kurulan ilişkiler kritik önem taşır. Kolluk kuvvetleri, uzmanlar, komşu kuruluşlar ve topluluk desteği acil durumlarda süreci hızlandırır. Bu nedenle kurumlar kriz iletişimi için önceden belirlenmiş protokoller oluşturmalı; kim, ne zaman, kimi bilgilendirecek sorusu net olmalıdır.
Varlıkları koruyun, kontrollü aciliyetle hareket edin
McCallister ailesinin bilmediği şey evlerinin hırsızlar tarafından gözetlendiğidir. Kevin ise hem zekası hem de hazırladığı tuzaklarla evi korumayı başarır. Anne ise paniğe kapılarak bir uçaktan diğerine geçer ve en sonunda bir polka grubunun minibüsüyle eve ulaşır. Ailenin geri kalanı ise başlangıçta teklif edilen direkt uçuşla Paris’ten aynı anda Chicago’ya döner.
Bir lider için kurumun fiziksel ve dijital varlıklarını korumak hayati bir görevdir. Bir güvenlik ihlali yaşandığında paniğe kapılmak yerine hızlı fakat kontrollü kararlar alınmalı, yetkililere anında bilgi verilmelidir. Panik, doğru stratejilerin uygulanmasını zorlaştırır ve hasarı büyütebilir.
Kriz sonrası değerlendirme yapın
Ailesini unutmaktan doğan travmaya rağmen McCallister'lar ertesi yıl yine benzer bir kaos yaşar. Bir etkinlik sonrası Kevin ile Buzz arasında çözülemeyen gerginlik yeniden alevlenir. Yeni seyahat öncesi yaşanan alarm arızası, aileyi tekrar uyandırmaz. Havaalanındaki telaş sırasında bu kez Kevin yanlış uçağa biner ve New York’a gider; aile ise Miami’ye ulaşır.
Bu durum, aile bireylerinin önceki yılın hatalarını analiz etmediğini gösteriyor. Kriz yönetiminin önemli bir parçası olay sonrasında yapılan bilgilendirme toplantılarıdır. Ne yanlış gitti? Hangi kararlar etkili oldu? Hangi zayıf noktalar iyileştirilmeli? Bu sorular yanıtlanmadığı sürece aynı hataların tekrarlanma riski büyüktür.