Arama

ECB'nin faiz hamlesi 2011 tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı

Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) bu hafta enflasyondaki yükselişe karşı faiz artırımı kararı almaya hazırlanması, ekonomi çevrelerinde geçmişte yapılan politika hatalarına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Bazı ekonomistler, atılacak adımın 2011 yılında uygulanan ve daha sonra geri çevrilen faiz artırımlarını hatırlattığını belirtiyor.

08 Haziran 2026, 12:04

İran savaşı sonrasında uzun süre temkinli bir duruş sergileyen ECB yetkilileri, son dönemde yükselen enerji maliyetlerinin genel fiyat seviyelerine yayılmasını önlemek amacıyla para politikasında sıkılaşmaya gitmenin gerekli olduğu görüşünü benimsiyor.

Ancak ekonomistler, Euro Bölgesi ekonomisinin halen kırılgan bir zeminde bulunduğuna dikkat çekerek, faiz artırımının piyasalarda yeni bir sıkılaşma döngüsünün başlangıcı olarak algılanabileceği uyarısında bulunuyor. Bu durumun büyüme üzerinde ilave baskı yaratabileceği ifade ediliyor.

"Biraz daha beklemek daha doğru olabilir"

Bazı uzmanlar ise ECB'nin aceleci davranmaması gerektiğini savunuyor. Özellikle ABD ile İran arasında yürütülen diplomatik temasların sonucunun henüz netleşmediğini belirten analistler, enerji kaynaklı fiyat baskılarının kalıcı olup olmadığını görmek için bankanın beklemeyi tercih edebileceğini dile getiriyor.

Bu görüşü savunan ekonomistlere göre erken bir faiz artırımı, Avrupa borç krizinin derinleşmesi sonrasında geri alınan 2011 kararlarının benzeri bir tabloyu ortaya çıkarabilir.

TS Lombard Ekonomisti Davide Oneglia, ECB'nin enflasyonla mücadelede kararlılık mesajı verme konusunda aşırı hassas davrandığını belirterek, "2011'deki faiz artırımları ciddi bir politika yanlışıydı. Benzer bir hatanın bugün de tekrarlanması, enflasyon beklentilerine gereğinden fazla önem verilmesi nedeniyle karşı karşıya olunan en önemli risklerden biri" değerlendirmesini yaptı.

2011 deneyimi neden hatırlatılıyor?

Mevcut tartışmaların merkezinde 2011 yılında yaşanan gelişmeler bulunuyor. O dönemde ECB Başkanı Jean-Claude Trichet, artan fiyat baskılarına karşı iki kez faiz artırımı kararı almıştı. Ancak ekonomik görünümün bozulması ve borç krizinin derinleşmesi üzerine, görevi daha sonra devralan Mario Draghi faizleri yeniden düşürmek zorunda kalmıştı.

Enerji ve emtia fiyatlarındaki yükselişin enflasyon kaygılarını artırdığı o dönemde, ekonomideki kırılganlıkların yeterince hesaba katılmadığı değerlendirmesi yapılmıştı. Sonuç olarak Euro Bölgesi ekonomisi resesyona sürüklenmişti.

Fed beklemeyi tercih ederken ECB öne çıkıyor

Bugünkü tabloyu geçmişten ayıran en önemli unsurlardan biri ise ECB'nin büyük merkez bankaları arasında en sert enflasyonla mücadele politikası izleyen kurum haline gelmesi. Buna karşın ABD Merkez Bankası (Fed), İran kaynaklı gelişmelerin ekonomik etkilerini daha net görebilmek için bekle-gör stratejisini sürdürmeyi tercih ediyor.

"Faiz artışı ekonomiye ek yük getirebilir"

Berenberg Başekonomisti Holger Schmieding de faiz artırımı kararına mesafeli yaklaşan isimler arasında yer alıyor. Schmieding'e göre böyle bir adım, hem hane halkının hem de şirketlerin finansal yükünü artırarak ekonomik faaliyet üzerinde gereksiz baskı oluşturabilir.

Ekonomist, büyümedeki yavaşlama nedeniyle enflasyonist baskıların zaman içinde doğal olarak hafifleyeceğini savunurken, tüketicilerin zaten zorlandığı mevcut ortamda ek bir faiz artışına ihtiyaç olmadığını ifade ediyor.

Schmieding'e göre talep koşullarındaki zayıflık dikkate alındığında, enerji fiyatlarından kaynaklanan geçici maliyet artışlarının kalıcı ve geniş tabanlı bir enflasyon sorununa dönüşme olasılığı sınırlı kalıyor. Bu nedenle para politikasında sabırlı davranmanın daha uygun bir seçenek olabileceği belirtiliyor.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok