Kuzey Kore, dünyanın en beklenmedik büyüme hikayelerinden biri. Ülke ekonomisi, yıllardır görülmeyen biçimde gelişiyor. Bu gelişmede Rusya’ya yapılan silah satışları ve asker gönderilmesi, Çin’den gelen malzeme ve finansman desteği ile uluslararası yaptırımları delerek daha fazla enerji, parça ve ham madde ithal edebilme kapasitesi etkili oluyor. Çin lideri Şi Cinping, bu hafta yılın ilk yurtdışı gezisi kapsamında Kuzey Kore’yi ziyaret etti.
Gözle görünen değişim
Kim rejimi, Covid-19 salgını sırasında sınırlarını tamamen kapatmıştı. Daha sonra ise yalnızca sınırlı sayıdaki yabancıya yeniden açtı. Bunlar arasında Rus ve Batılı turistler ile diplomatlar da bulunuyor. Bu ziyaretçiler, geçmişteki Kuzey Kore’den oldukça farklı bir ülke gördüklerini söylüyorlar. Özellikle de Kim’in ve ülke elitlerinin yaşadığı başkent Pyongyang’da.
Şehirdeki restoranlarda taş fırında pizza ve tavuk kanadı servis ediliyor. Müşteriler mobil QR kod sistemiyle ödeme yapabiliyor. Çin yapımı elektrikli araçlar sokaklarda hızla ilerliyor. Pyongyang’da yeni evcil hayvan mağazaları, internet oyun kafeleri ve BMW satan otomobil galerileri bulunuyor. Kim, ülke genelinde büyük bir inşaat hamlesi başlattı. Geçen yıl Kuzey Kore, yalnızca Pyongyang’da 10 bin yeni konut inşa etti. Bu sayı, Los Angeles veya Chicago’nun yıllık konut üretiminden daha fazla.
Kuzey Kore’de şubat ayında düzenlenen ve on yılda iki kez yapılan İşçi Partisi kongresinde, 42 yaşındaki ülke lideri Kim, ekonomik dönüşümü övdü ve bunun ABD öncülüğündeki ekonomik yaptırımların “barbarca ablukasına” rağmen gerçekleştiğini söyledi. Kongre binasının dışında ise fabrikadan yeni çıkmış yedi sıra roketatar sergileniyordu. Kim, “Her şey temelden değişti” dedi.
2017 yılında Kuzey Kore’nin nükleer programındaki ilerlemelere yanıt olarak ABD ve Birleşmiş Milletler, ticaret ve finansal işlemleri ciddi biçimde kısıtlayan kapsamlı yaptırımlar uyguladı. ABD’deki Donald Trump yönetimi, Kuzey Kore’nin tamamen nükleer silahlardan arındırılmasını istediğini defalarca dile getirdi. İlk başkanlık döneminde Trump, Kim ile üç kez görüşerek bunu yapan ilk görevdeki ABD başkanı oldu. Ancak iki lider, Pyongyang’ın nükleer programını sınırlayacak bir anlaşmaya varamadı. Trump, yeniden göreve geldikten sonra Kim ile olan ilişkisini övmeye devam etti ve yeniden görüşmeye açık olduğunu belirtti.
Başkentin dışında hala yoksul bir ülke
Kim ise Kuzey Korelileri kendi kendine yeten bir ekonomi kurmaya odaklanmaya çağırdı. Rejim resmi ekonomik veriler yayımlamıyor, bilgi akışını sıkı biçimde kontrol ediyor ve yabancı ziyaretçilerin ne göreceğini büyük ölçüde belirliyor. Bununla birlikte, başkentin dışında Kuzey Kore hala yoksul bir ülke. Birleşmiş Milletler raporuna göre 26 milyonluk nüfusun yaklaşık yarısı yetersiz besleniyor. Ülkenin yıllık gayrisafi yurtiçi hasılası ABD ekonomisinin yüzde 1’inden bile daha küçük. Güney Kore dizilerinin dağıtılmasının ölüm cezasıyla sonuçlanabildiği ülke, insan hakları ihlalleri bakımından dünyanın en kötü sicillerinden birine sahip.
Güney Kore düşünce kuruluşu raporları, Kuzey Kore’nin ekonomik ilerleme iddialarının yalnızca propagandadan ibaret olmadığını gösteren kanıtlar sunuyor. Ülkenin petrol depolama tesislerindeki gemi trafiği artmış durumda ve bu tesisler genişletiliyor. Birçok otopark daha dolu görünüyor. Başka bir rapora göre Kuzey Kore, geceleri beş yıl öncesine kıyasla yaklaşık üç kat daha parlak görünüyor.
Yabancı dostları
Kuzey Kore ekonomisini tek başına toparlamadı. Kim rejimi, Ukrayna savaşında Rusya’ya mühimmat ve 15 binden fazla asker göndererek enerji arzını ve inşaat malzemelerine erişimini güçlendirdi. Bu askerlerin yaklaşık üçte biri öldü ya da yaralandı. Güney Kore istihbarat teşkilatıyla bağlantılı Seul merkezli Ulusal Güvenlik Stratejisi Enstitüsü’nün (INSS) tahminlerine göre silah satışları Pyongyang’a milyarlarca dolar kazandırdı.
Çin ile aylık ticaret hacmi son sekiz yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Yaptırımları ihlal etmesine rağmen çeşitli Çinli tüketici markaları Kuzey Kore’deki faaliyetlerini övüyor. Kuzey Kore’nin dijital ekonomisini mümkün kılan teknolojik cihazların yaygınlaşması da büyük ölçüde Çin menşeli bileşenlere dayanıyor. Kim’in siber korsan ordusunun önemli bir bölümü Çin’de yaşıyor. Burada internete daha rahat erişebiliyor ve dış otoriteler tarafından tutuklanma korkusu olmadan faaliyet gösterebiliyorlar. Pyongyang’ın faaliyetlerini izleyen devletler ve siber güvenlik kuruluşlarına göre yalnızca kripto para borsalarına yapılan saldırılar bile rejime milyarlarca dolar kazandırdı.
Kim uluslararası ilişkilerini genişletiyor
Hem Pekin hem de Moskova, Birleşmiş Milletler’deki veto yetkilerini kullanarak Pyongyang’a yönelik yaptırımların hafifletilmesi çağrılarını yineledi. Kim aynı zamanda potansiyel dostlarının ağını genişletiyor. Geçen sonbaharda ilk kez bir Çin askeri törenine katıldı ve burada yirmiden fazla yabancı liderle birlikte yer aldı. Mart ayında ise Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko’yu Pyongyang’da ağırladı. İki ülke bir dostluk anlaşması imzaladı. Lukaşenko, “Birbirimize ihtiyacımız var” dedi.
Kim’in nükleer programı şimdiye kadar askeri saldırılara ve onu iktidardan zorla uzaklaştırma girişimlerine karşı caydırıcı bir unsur olduğunu kanıtladı. Bu da Kim’in dikkatini ekonomiye yöneltmesine imkan tanıdı. Ekonomik ilerleme, ABD ile olası bir nükleer anlaşmaya yönelik umutları azaltıyor. Çünkü Washington uzun süredir yaptırımların hafifletilmesini veya ekonomik teşvikleri, Pyongyang’ın nükleer programını dondurması, durdurması ya da tamamen terk etmesi karşılığında pazarlık unsuru olarak kullanıyordu.
Güney Kore Merkez Bankası’nın, istihbarat verilerine dayanarak hazırladığı son tahminlere göre Kuzey Kore ekonomisi 2024 yılında yüzde 3,7 büyüdü. Bu son sekiz yılın en hızlı büyüme oranı. Güney Kore’deki düşünce kuruluşları büyümenin devam ettiğini tahmin ediyor. San Diego’daki Kaliforniya Üniversitesi’nde görev yapan ve onlarca yıldır Kuzey Kore ekonomisini araştıran Stephan Haggard’a göre Kuzey Kore’nin ekonomik konumu Kim’in yaklaşık 15 yıl önce iktidara gelmesinden bu yana en güçlü seviyesinde. Hatta büyük olasılıkla, 1994’ten 2011’deki ölümüne kadar ülkeyi yöneten babası Kim Jong Il dönemindeki herhangi bir noktadan da daha iyi durumda. Haggard, “Bu kadar yoksul bir ülke için bu inanılmaz bir başarı” dedi ve Kim’in biraz da şansın yardımıyla bundan faydalandığını ekledi.