WEF ve McKinsey ortaklığıyla hazırlanan rapor, geleneksel çok taraflı yapıların zayıfladığını; bunun yerine daha küçük, esnek ve belirli hedeflere odaklanan ülke grupları ile kamu-özel ortaklıklarının öne çıktığını ortaya koyuyor. İşbirliği özellikle ulusal çıkarlarla örtüşen alanlarda daha güçlü ilerliyor.
Beş ana başlıkta yapılan değerlendirmede, ticaret ve sermaye alanında işbirliğinin 2019’un üzerinde kalmasına rağmen durağanlaştığı, ticaret akışlarının ise giderek benzer görüşlere sahip ülkeler arasında yoğunlaştığı belirtiliyor. Buna karşılık teknoloji ve inovasyonda işbirliği artış eğiliminde; yapay zeka, 5G ve ileri teknolojilerde uyumlu ülkeler arasında yeni ortaklık modelleri gelişiyor.
İklim ve doğal sermaye alanında ilerleme kaydedilse de küresel hedeflerin gerisinde kalındığı vurgulanıyor. Temiz enerji yatırımlarında rekorlar kırılırken, çok taraflı iklim müzakerelerinin yerini daha çok bölgesel işbirlikleri alıyor. Sağlık alanında ise genel tablo istikrarlı görünse de, azalan uluslararası destekler özellikle düşük gelirli ülkeler için kırılganlığı artırıyor.
Raporda en sert bozulmanın barış ve güvenlik başlığında yaşandığına dikkat çekiliyor. Çatışmaların artması, askeri harcamaların yükselmesi ve kriz çözüm mekanizmalarının yetersiz kalması, küresel işbirliğinin bu alanda ciddi bir sınavdan geçtiğini ortaya koyuyor.
WEF Başkanı Borge Brende, işbirliğinin biçim değiştirdiğini ancak küresel büyüme ve risklerle mücadele açısından vazgeçilmez olmaya devam ettiğini belirtirken, McKinsey’den Bob Sternfels de liderlerin sınır ötesi işbirliğini yeni ortaklar ve yapılarla yeniden kurguladığını vurguluyor.
Rapora göre önümüzdeki dönemde yeni ticaret anlaşmaları, standart ittifakları ve kamu-özel sektör ortaklıkları küresel işbirliğinin ana araçları olacak. WEF, bu dönüşümün Davos 2026’da “Diyalog ruhu” teması altında daha görünür hale gelmesini bekliyor.