ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu görevden almasının ardından, Çin’e yönelik Venezuela petrol akışında ciddi bir daralma yaşandı. ABD Başkanı Donald Trump, ABD güçlerinin Maduro’yu yakalamasını takiben, Caracas ile Washington arasında Venezuela ham petrolünün 2 milyar dolara kadar olan bölümünün ABD’ye satılmasını kapsayan bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Uzmanlar, bu gelişmenin Venezuela’nın Çin pazarına petrol gönderme kapasitesini büyük ölçüde sınırladığını belirtiyor.
Teapot rafineriler baskı altında
Bu tablo, Çin’de “teapot” olarak adlandırılan bağımsız rafineriler açısından ucuz ham petrol kaynaklarının azalması anlamına geliyor. Dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı konumundaki Çin, uzun süredir Rusya, İran ve Venezuela’dan yaptırımlara tabi ve indirimli petrol alan başlıca ülkeler arasında yer alıyor.
İran ve Rusya öne çıkıyor
Sparta Commodities analisti June Goh’a göre, Venezuela’daki gelişmeler en sert etkiyi Çinli bağımsız rafineriler üzerinde yaratıyor. Goh, bu rafinerilerin indirimli ağır ham petrole erişimlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı. Bununla birlikte, Rusya ve İran’dan piyasaya sunulan ham petrolün bol olması ve Venezuela kaynaklı bazı yüklerin hâlen denizde bulunması nedeniyle, rafinerilerin yaptırımsız petrol için daha yüksek fiyatlar teklif etmek zorunda kalmasının beklenmediğini ifade etti.
İthalattaki pay sınırlı ama kritik
Veriler, Çin’in 2025 yılında günlük ortalama 389 bin varil Venezuela petrolü ithal ettiğini gösteriyor. Bu hacim, ülkenin deniz yoluyla gerçekleştirdiği toplam ham petrol ithalatının yaklaşık yüzde 4’üne denk geliyor.
Asya sevkiyatları durdu
Reuters’ın aktardığı bilgilere göre, Aralık ayında yükleme yapan ve yaptırım altında bulunan en az on iki gemi, ocak ayının başında Venezuela’dan ayrılarak yaklaşık 12 milyon varil ham petrol ve yakıt taşıdı. Ancak gemi takip verileri, 1 Ocak itibarıyla Venezuela’nın ana limanlarından Asya’ya yönelik petrol sevkiyatlarının tamamen durduğuna işaret ediyor.