Arama

Brexit’in geri alınması Birleşik Krallık ekonomisini nasıl değiştirebilir?

Birleşik Krallık’ta Brexit referandumunun ardından 10 yıl geçmesinin ardından ülkede AB’ye yeniden yakınlaşma fikri güç kazanıyor. Ülkedeki Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi hükümeti Avrupa ile daha yakın ilişkiler kurmak istiyor. Bir analize göre AB’ye tam üyelik Brexit’in ekonomide yarattığı kaybın yarısından fazlasını telafi edebilir.

09 Haziran 2026, 12:56
Brexit’in geri alınması Birleşik Krallık ekonomisini nasıl değiştirebilir?
Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer

Brexit siyaseti değişiyor. Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden ayrılma yönünde oy kullanmasının üzerinden on yıl geçmesinin ardından anketler düzenli olarak çoğunluğun yeniden birliğe katılmaktan yana olduğunu gösteriyor. Politikacılar da Manş Denizi’nin iki yakası arasındaki bağları yeniden kurmaya yönelik fikirlerini giderek daha açık dile getiriyor.

Ancak zararı geri almak kolay olmayacak. Bloomberg’in analizine göre Brexit’in tamamen tersine çevrilmesi dışında kalan seçeneklerin hiçbiri, Britanya’nın en büyük ticaret ortağından ayrılması nedeniyle kaybettiği ekonomik çıktının yarısından fazlasını geri kazandıramayacak. Brexit, Britanya ekonomisine gayrisafi yurtiçi hasılanın (GSYH) yüzde 2 ila yüzde 4’ü arasında bir maliyet getirmiş olabilir. Bu oran bazı önceki hesaplamalardan düşük olsa da Bloomberg Economics’in uzun vadede kaybedilen GSYH için yaptığı yüzde 2,5’lik merkezi tahmin hala yıllık yaklaşık 30 milyar Sterlinlik vergi gelirinden vazgeçilmesi anlamına geliyor. Bu miktar, Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı’nın tüm sermaye bütçesini karşılamaya yetecek düzeyde.

Starmer’ın tutumu değişti

Bu durum, Birleşik Krallık’ın küresel mal ticaretinin yaklaşık yarısının kaynağı olan Avrupa ile ilişkileri yeniden düzenlemenin neden siyasi bir öncelik haline geldiğini açıklamaya yardımcı oluyor. Brexit karşıtı olan Keir Starmer, 2024’te başbakan olmadan önce AB’ye yeniden katılma konusundan özellikle kaçınmıştı. Ancak bugün Britanya’yı “Avrupa’nın merkezine yerleştirmeye” kararlı olduğunu söylüyor.

Bu nedenle Avrupa meselesi, Starmer’ın İşçi Partisi liderliğinden uzaklaştırılma girişimleriyle mücadele ettiği bir dönemde, Britanya siyasetinin merkezini yeniden meşgul etmeye aday görünüyor. Onun yerine geçmesi muhtemel başlıca isimler olarak görülen Andy Burnham ve eski Sağlık Bakanı Wes Streeting,  İşçi Partisi’nin Avrupa’dan ayrılma oylamasını yeniden tartışmama taahhüdüne karşı çıkan isimler arasında yer alıyor.

Başbakanlık için verilen mücadeleyi kim kazanırsa kazansın, Brexit’in en ateşli savunucularından Nigel Farage ile karşı karşıya kalacak. Farage, eski partisi olan Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi’ni yeniden şekillendirerek Reform UK’yi kurdu ve bu parti bir yıldan uzun süredir kamuoyu anketlerinde önde gidiyor. Bu durum, Avrupa yanlısı eski Başbakan Tony Blair dahil bazı isimlerin, ülke içindeki temel politika sorunları çözülmeden Brüksel ile yeni müzakerelere girilmemesi gerektiği yönünde uyarılarda bulunmasına yol açtı.

Güvenlik endişeleri

Aciliyet hissi yalnızca ekonomiyle sınırlı değil, güvenlik kaygıları da etkili oluyor. Rusya lideri Vladimir Putin’in Ukrayna’ya yönelik savaşı ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşü, hem Birleşik Krallık’ın hem de Avrupa’nın Rusya’dan daha fazla tehdit algılamasına ve Amerikan desteğinden şüphe etmesine neden oldu. Bu da AB içinde uzlaşmaya yönelik desteği artırdı. King’s College London’da ekonomi ve kamu politikası Profesörü Jonathan Portes, “Ekonomistler arasındaki genel görüş her zaman Brexit’in etkisinin önemli olacağı yönündeydi. Kanıtlar bunu gösteriyor ve kamuoyu da bunu açıkça fark ediyor artık büyük çoğunluk Brexit’in zarar verici olduğunu kabul ediyor. Ayrıca Rusya tehdidi ve öngörülemez bir Trump’ın yarattığı jeopolitik ortam, Brexit’in arkasındaki bazı temel varsayımları da sarsıyor” değerlendirmesini yaptı. Ancak Portes, “Bu durum Birleşik Krallık ile AB arasında çok daha yakın bir ilişkinin kolay kurulacağı anlamına gelmiyor” diye de ekledi.

Serbest dolaşım kırmızı çizgi

Brüksel ile daha yakın ticari ilişkilerin getirileri önemli olsa da bunun karşılığında verilecek tavizler de az değil. Brexit yanlılarının önemli bir kısmı, AB’nin üye ülkeler arasında vatandaşların serbest dolaşımını zorunlu kılmasına karşı çıkmıştı. Bu konu hala Starmer’ın aşılmayacağını söylediği bir kırmızı çizgi. Göçmen karşıtı tepkilerin dünya genelinde yükselmesi ve Farage’ın Reform UK gibi sağ popülist partilerin güç kazanması nedeniyle sınırların yeniden açılması bugün daha da zor görünüyor.

Mevcut düzenlemenin uzun vadeli maliyetinin GSYH’nin yüzde 2,5’i olacağı varsayımından hareket eden Bloomberg analizi, Avrupa ile daha yakın ilişkilerin ekonomik çıktıda yüzde 0,4 ile yüzde 1,2 arasında bir toparlanma sağlayabileceğini öne sürüyor. Bu da AB’ye yapılacak olası yeni ödemeler hesaba katılmadan önce yıllık 5 milyar ila 14,4 milyar Sterlin arasında ek vergi geliri anlamına geliyor.

Ticaret anlaşması seçenekleri

Değerlendirilen seçenekler arasında en büyük ekonomik katkı, Birleşik Krallık’ın mal ticareti için tek pazara yeniden katılmasıyla sağlanacak. Bu fikir yakın zamanda Britanyalı yetkililer tarafından gündeme getirilmiş ancak Avrupalı muhataplar tarafından reddedilmişti. İkinci sırada, bugün İsviçre’nin sahip olduğu sisteme benzer, birbirine bağlı özel ticaret anlaşmaları paketi bulunuyor. Üçüncü sırada ise gümrüksüz ticareti taahhüt eden AB Gümrük Birliği’ne yeniden katılım yer alıyor.

Starmer, İşçi Partisi’nin 2024 seçim vaatleri doğrultusunda serbest dolaşım, tek pazar üyeliği veya Brüksel ile gümrük birliği hedeflerini takip etmeyeceğini defalarca yinelemiş olsa da hükümetinin bu kırmızı çizgileri test etmeye başladığı açıkça görülüyor. Mal ticareti için tek pazar önerisinin yanı sıra, Britanyalı yetkililer geçen ay İsviçre tarzı bir düzenlemeye doğru atılmış bir adım olarak yorumlanabilecek bir yasa tasarısını da ilerletti.

Bu düzenleme, Birleşik Krallık’ın yeni AB kurallarını Parlamento oylaması olmadan benimsemesine izin verecek. “Dinamik uyum” olarak bilinen bu süreç, ironik biçimde, Brexit yanlısı eski Başbakan Boris Johnson’ın 2019’da Avrupa’dan ayrılma sürecini hızlandırmak için tartışmalı şekilde kullandığı yetkilere dayanıyor. 

UK In A Changing Europe (Değişen Avrupa'da Birleşik Krallık) kuruluşunun Direktörü Anand Menon, “Brexit siyasetinde bir şeyler değişiyor. Görünüşe göre Keir Starmer hükümeti, kural koymak yerine kuralları takip etmenin yaratabileceği risklerden çok ekonomik kazancı önceliklendiriyor” dedi. Burnham yakın zamana kadar Brexit’in geri çevrilmesini savunan İşçi Partisi içindeki en güçlü seslerden biriydi ancak artık eski tartışmaları yeniden başlatmak istemediğini söylüyor. Liderlik yarışına katılacağını açıklayan Streeting ise AB’ye yeniden katılımın İşçi Partisi’nin nihai hedefi olması gerektiğini ifade etti.

Ülkenin yüzde 52’si yeniden AB’ye katılmak istiyor

İşçi Partisi kendisini cesaretlenmiş hissediyor çünkü siyasi bir fırsat gördüğüne inanıyor. Göç karşıtlığının artması Farage’ın partisini anketlerin zirvesine taşırken, kamuoyu Farage’ın en büyük siyasi başarısı olan Brexit’e karşı giderek daha olumsuz bir tutum sergilemeye başladı.

1.137 Britanyalı yetişkinle yapılan Ipsos anketine göre Britanyalıların yaklaşık yüzde 52’si ülkenin AB’ye yeniden katılması gerektiğini düşünüyor. Katılımcıların neredeyse yarısı Brexit konusunda yeni bir referandum yapılmasını destekliyor. Böyle bir oylamanın bir sonraki genel seçimden önce mi yoksa sonra mı yapılması gerektiği konusunda görüşler eşit şekilde bölünmüş durumda. Varsayımsal bir yeniden oylamada nasıl oy verecekleri sorulduğunda, yalnızca yüzde 33’ü Birleşik Krallık’ın AB dışında kalması gerektiğini söyledi. Yaklaşık her on kişiden biri ise kararsız kaldı.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok