Financial Times’ın haberine göre, Trump’ın Hürmüz Boğazı’na müdahale için Avrupa’dan donanma göndermesini talep etmesi, NATO içinde birlik ve kararlılık açısından dikkat çeken bir test oldu.
Avrupa’nın bu yanıtı, iki haftadır devam eden iç tartışmaların ardından geldi. Liderler, İran’a karşı yürütülecek askeri bir girişimin risklerinin ve maliyetlerinin ABD’ye kıyasla çok daha büyük olduğunu vurguladı.
Almanya, Fransa ve İtalya’dan net ret
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, “ABD ve İsrail bu savaş öncesinde bize danışmadı. Almanya’nın burada askeri rol alması söz konusu bile değil,” dedi. Benzer açıklamalar İtalya, Fransa, Yunanistan ve İspanya’dan da geldi. İngiltere Başbakanı Sir Keir Starmer, ülkesinin daha geniş çaplı bir çatışmaya katılmayacağını vurguladı.
Polonya gibi geleneksel olarak Washington’a yakın ülkeler de Trump’ın önerdiği donanmaya katılmayı reddetti. Bu durum, Avrupa’nın ABD’nin agresif ve öngörülemez dış politikasına karşı giderek bağımsız bir duruş geliştirdiğini gösteriyor.
Acil Brüksel zirvesi: Ekonomi yerini krize bıraktı
Avrupa Birliği liderleri Perşembe günü Brüksel’de acil bir zirve düzenledi. Başlangıçta ekonomik konuların ele alınması planlanan toplantı, İran kaynaklı enerji krizine ve Orta Doğu politikalarına odaklandı. Bir üst düzey AB yetkilisi, “Bu artık uzun vadeli ekonomik zirve değil. Acil bir İran krizi zirvesi düzenliyoruz” dedi.
Zirve sırasında liderler, enerji tedarikinde yaşanabilecek kesintiler, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz güvenliği ve NATO çerçevesinde olası askeri adımlar konusunda görüş alışverişinde bulundu. Ancak diplomatik kaynaklar, AB içindeki farklı ulusal çıkarların ve kapasite farklılıklarının birleşik bir yanıtı hâlâ zorlaştırdığını belirtiyor.
Macron ve Merz: Bağımsız ve net duruş
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Trump’ın istediği müdahaleyi reddederek, Hürmüz Boğazı’na Fransız gemilerinin yalnızca durum sakinleştiğinde gönderilebileceğini açıkladı. Almanya Başbakanı Merz ise Trump’ın taleplerini açıkça reddederek Avrupa ülkeleri için kırmızı çizgilerin netleştiğini gösterdi.
Financial Times’a göre, bu tutum, Avrupa’nın ABD’nin agresif politikalarına karşı daha bağımsız hareket etme eğiliminde olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle savunma ve güvenlik alanlarında ABD’ye bağımlılığı azaltmaya çalışan AB, kendi stratejik özerkliğini güçlendirmeye çalışıyor.
Enerji ve güvenlik riskleri devam ediyor
Avrupa, petrol ve doğalgazın yaklaşık yüzde 90’ını ithal ediyor ve bu nedenle çatışmalardan ABD’ye kıyasla çok daha savunmasız durumda. AB diplomatları, Avrupa’nın enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve tedarik kesintilerine karşı hazırlıklı olması gerektiğini vurguluyor.
Fransa ve İtalya gibi ülkeler, bölgeye gönderebilecekleri sınırlı askeri kapasiteye rağmen, Hürmüz Boğazı’na doğrudan müdahale etmeyi reddetti. AB’nin Kızıldeniz’deki deniz güvenliği misyonunun Hürmüz’e kaydırılması önerileri de tam bir uzlaşıya varamadı.
Avrupa’nın uzun vadeli bağımsızlık hedefi
ABD ile transatlantik ilişkilerde geçmişte yaşanan krizler, Avrupa’nın Trump’ın beklenmedik ve agresif politikalarına karşı hazırlıklı olmasını gerektiriyor. Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Bruegel’in kıdemli araştırmacısı Jacob Funk Kirkegaard, “Avrupa, Amerika olmadan Rusya’yı caydırma konusunda yetersiz kaldığı sürece, ekonomik gücünü bir dış politika aracı olarak kullanamayacak ve ABD’nin pay sahibi olduğu küresel krizlerde etkili olamayacak,” diyor.
Uzmanlar, Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını artırmakta olduğunu, ancak kendi kendine yeterlilik seviyesine ulaşmanın en az on yıl alacağını belirtiyor. Bu durum, Almanya ve Fransa gibi büyük güçlerin dış politika hedeflerini İngiltere ve diğer AB dışı ortaklarla daha gayri resmi gruplar aracılığıyla takip etmelerini gerektiriyor.
AB’nin dayanıklılığı test ediliyor
Trump’ın İran’a müdahalesi çağrısına verilen toplu ret, ocak ayında Grönland krizinde ABD’ye karşı gösterilen tepkinin ardından en kararlı reddi temsil ediyor. Ancak AB liderleri hâlâ sınırlı seçeneklerle karşı karşıya: enerji, savunma ve diplomasi alanlarında krizleri yönetmek zorunda kalıyorlar.
Financial Times’ın haberine göre, Avrupa’nın bu durumdan çıkaracağı ders, transatlantik ittifakın önemi kadar, kendi stratejik özerkliğini geliştirme ihtiyacı olacak. Uzmanlar, Avrupa’nın uzun vadeli güç ve dayanıklılığını artırmak için koordinasyonu güçlendirmesi gerektiğini vurguluyor.