ABD ordusu, Orta Doğu'da iki uçak gemisi, savaş uçakları ve yakıt ikmal tankerlerini içeren devasa bir kuvvet konuşlandırıyor. ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varmak için en fazla 10 ila 15 günü olduğunu söyledi. "Ya bir anlaşma yapacağız ya da onlar için talihsiz olacak." diyen Trump, müzakerelerin devam etmesi için tanıyacağı maksimum sürenin bu kadar olduğunu belirtti. Bu sürenin yeterli olacağını düşündüğünü de sözlerine ekledi.
Bu askeri sevkiyat, ABD'nin 2003 yılındaki Irak işgalinden bu yana gerçekleştirdiği en büyük yığınak olarak dikkat çekiyor. Söz konusu hamle, Trump'ın Nicolas Maduro'yu devirmeden haftalar önce Venezuela kıyılarına gönderdiği askeri güçten çok daha büyük bir boyuta ulaştı. ABD'nin kara birlikleri göndermesi beklenmese de bu hazırlıklar, Trump'ın İsrail ile iş birliği içinde günlerce sürecek kapsamlı bir operasyon seçeneğini masada tuttuğunu gösteriyor.
Bölgedeki askeri yığınak ve teknolojik kapasite
Tartışmalar geçen Haziran ayında İran'ın nükleer programına yönelik düzenlenen gece baskınlarından çok daha geniş kapsamlı bir harekat üzerinde yoğunlaşıyor. Wall Street Journal'ın haberine göre, ABD Başkanı Trump Tahran'ı müzakere masasına oturtmak amacıyla sınırlı bir ön saldırı seçeneğini de değerlendiriyor. Trump, Perşembe sabahı yaptığı bir konuşmada, muhtemelen önümüzdeki 10 gün içinde neler olacağının öğrenileceğini vurguladı.
ABD-İran gerilimi küresel piyasalarda da etkisini gösterdi ve borsa endekslerini aşağı çekerken petrol fiyatlarını yükseltti. Küresel gösterge olan Brent petrolün varil fiyatı Perşembe günü 71 doların üzerine çıktı. Uzmanlar, Trump'ın bölgeye bu kadar çok askeri donanım yerleştirdikten sonra geri adım atmak yerine bunları kullanmak zorunda hissedip hissetmeyeceğini tartışıyor.
FlightRadar24 verileri, Katar, Ürdün, Girit ve İspanya'daki üslere yönelik ABD askeri nakliye, yakıt ikmal ve gözetleme uçaklarında büyük bir artış olduğunu kanıtlıyor. Takip sistemlerinde görülebilen uçaklar arasında KC-46 ve KC-135 havadan yakıt ikmal uçakları ile C-130J kargo uçakları yer alıyor. Ayrıca her türlü hava koşulunda gözetleme yapabilen E-3 Sentry jetleri ve RQ-4 Global Hawk insansız hava araçları da bölgede faaliyet gösteriyor.
Dev uçak gemileri ve stratejik riskler
Trump'ın elindeki silah gücü oldukça caydırıcı görünüyor. USS Abraham Lincoln uçak gemisine, Tomahawk füzeleri taşıyabilen üç adet Arleigh Burke sınıfı güdümlü füze muhribi eşlik ediyor. Gemide ayrıca F-35C savaş uçakları bulunuyor. 13 milyar dolar ile bugüne kadar inşa edilmiş en pahalı savaş gemisi olan USS Gerald R. Ford ise Super Hornet savaş uçakları ve Seahawk helikopterleriyle bölgede yerini alıyor.
Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü askeri çalışmalar direktörü Michael Eisenstadt, iki uçak gemisinin daha fazla seçenek sunduğunu belirtti. Operasyonların daha sürdürülebilir bir temelde yürütülmesine imkan tanıyacağını ifade etti. Bu yığınağın İranlılara müzakerelerde daha esnek olmaları gerektiği sinyalini verdiğini savundu.
Trump, nükleer müzakerelerdeki son durumu görüşmek üzere damadı Jared Kushner ve özel temsilci Steve Witkoff ile bir araya geldi. Yetkililer, bölgeye sevk edilen tüm ABD askeri kuvvetlerinin Mart ortasına kadar yerleşmiş olmasını bekliyor. Ancak İran'a yönelik büyük bir saldırı, ABD'yi 1991'den bu yana Orta Doğu'daki üçüncü büyük savaşına sürükleme riski taşıyor.
Hudson Enstitüsü savunma analisti Bryan Clark, İran hava savunmasının önceki saldırılarla büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini öne sürdü. ABD savaş uçaklarının İran hava sahasında cezasızca faaliyet gösterebileceğini savundu. Ancak en büyük riskin gemilere yönelik olduğunu, İran'ın elindeki füzeleri Basra Körfezi ve Kızıldeniz'deki ABD gemilerine karşı kullanabileceğini hatırlattı.