Avrupalı liderler, bu yıl Türkiye’nin Ankara kentinde düzenlenen NATO zirvesine, ittifakın tehdit altında olduğu bir dönemde geliyor. Liderler, ABD Başkanı Donald Trump’ın ve Amerika Birleşik Devletleri’nin NATO’ya güçlü biçimde bağlı kalmasını istiyor. Ancak aynı zamanda ittifakın değişmekte olduğunu ve Avrupa’nın konvansiyonel savunması konusunda artık Washington’a çok daha az bağımlı olmak zorunda kalacağını da kabul etmiş durumdalar. Trump yönetimi, Avrupa’daki askerlerini ve askeri kabiliyetlerini geri çekerek Amerikan askeri gücünü Orta Doğu ve Çin’in ABD’ye rakip haline geldiği Hint-Pasifik bölgesinde güçlendirmeyi hedeflediğini açıkça ortaya koydu.
NATO 3.0 dönemi
Avrupa hükümetleri, birçok kişinin NATO 3.0 olarak adlandırdığı yeni döneme geçişin mümkün olduğunca sorunsuz gerçekleşmesini istiyor. Amerikalıların geride bırakacağı boşlukların kusursuz olmasa bile doldurulabileceğine ve böylece daha saldırgan ve daha fazla silahlanmış bir Rusya karşısındaki kırılganlıklarının azaltılacağına güvenmek istiyorlar. Mevcut dönemin tehlikeleri, Çin’in pazartesi günü yaklaşık iki yıl aradan sonra ilk kez uzun menzilli bir balistik füze denemesi yapması ve Rusya’nın Kiev’e yönelik bir başka büyük füze ve insansız hava aracı saldırısıyla bir kez daha gözler önüne serildi.
80 milyar dolarlık taahhüt
NATO liderlerinin, Amerikalı olmayan üyelerin bu yıl ve gelecek yıl toplam 80 milyar dolar taahhüt etmesiyle Ukrayna’ya desteğin sürdürülmesini onaylaması bekleniyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de zirveye katılarak, Rus saldırıları karşısında ülkesinin acil hava savunma sistemi ihtiyacını dile getirecek. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ise hassas bir denge kurmaya çalışıyor. Bir yandan Avrupalı üye ülkeleri güvenlik için daha fazla harcama yapmaya teşvik ederken, diğer yandan bu süreçte Trump’ın ittifakı terk etmemesini sağlamaya çalışıyor. Rutte geçen hafta yaptığı açıklamada, “NATO 3.0 kavramına hayat vereceğiz: Daha güçlü bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa” dedi.
Ancak üst düzey Avrupalı yetkililere göre en azından gelecek birkaç yıl boyunca gerçek tablo, daha zayıf bir NATO içinde giderek güçlenen bir Avrupa olacak. New York Times'ın haberine göre daha az Amerikan askeri bulunacak, Amerikan yüksek teknoloji askeri kabiliyetleri azalacak ve Trump’ın her koşulda NATO’nun yardımına koşacağına dair şüpheler caydırıcılığı zayıflatacak. Polonya Dışişleri Bakanı ve eski Savunma Bakanı Radoslaw Sikorski, NATO’nun İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulmasından bu yana geçirdiği dönüşümü anlattı.
Bir röportajında, “NATO 1.0, Sovyet saldırganlığına ve yayılmacılığına karşı net bir savunmaydı. NATO 2.0 ise Soğuk Savaş sonrasında kendine yeni bir amaç arayışıydı” dedi. Bu dönemde ittifak, Kuzey Amerika ve Avrupa’nın dışına yönelmiş, özellikle 11 Eylül saldırılarının ardından Afganistan ve Orta Doğu’da terörizmle mücadeleye odaklanmıştı.
Sikorski’ye göre o dönemde Rusya potansiyel bir müttefik, en azından eskisi kadar büyük bir tehdit olarak görülmüyordu ve bazı Avrupalı NATO üyeleri fiilen silahsızlanmıştı. Ancak Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı tam kapsamlı işgali, Çin’in artan küresel hedefleri ve Washington’ın kaynaklarını Avrupa’dan Asya’ya kaydırma isteğiyle birlikte, Sikorski’ye göre “NATO 3.0 Avrupa’nın konvansiyonel savunmanın yükünü daha fazla üstlenmesi ve ABD’nin daha çok ihtiyaç anında yetişen bir süvari müttefiki gibi hareket etmesi anlamına gelecek.”
Hazırlık için zaman kısa olabilir. Alman yetkililer ve birçok NATO yetkilisi, savaş tecrübesi kazanmış bir Rusya’nın 2029 yılına kadar NATO’ya karşı bir savaşa hazır olabileceğini düşünüyor. Bu nedenle Avrupa’nın Almanların ifadesiyle daha “savaşa hazır” hale gelmesi ve bu süreçte ABD’nin gereksiz güvenlik açıkları oluşturmaması yönündeki baskı artıyor. Ankara’da Trump ve yetkililerinin, diğer NATO üyeleri üzerindeki savunma harcamalarını artırma baskısını sürdürmesi ve geçen yıl verilen gayrisafi milli hasılanın yüzde 5’ini 2035 yılına kadar savunmaya ayırma taahhüdüne bağlı kalınmasını istemesi bekleniyor. ABD’nin NATO Büyükelçisi Matthew Whitaker, geçen hafta müttefikleri, yükümlülüklerini yerine getirenlerin avantaj elde edebileceği, geride kalanların ise zorluklarla karşılaşabileceği konusunda uyardı.
ABD'nin rolü kesin olarak değişti
Avrupalılar bir süre boyunca, ABD’nin NATO’ya katkısını azaltma tehditlerinin Trump’ın ilk döneminde olduğu gibi zamanla etkisini yitireceğini ummuştu. Ancak artık Amerikalıların bu konuda ciddi olduğunu ve kendi çıkarları doğrultusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeleri gerektiğini kabul ediyorlar. Alman Marshall Fonu’nda transatlantik güvenlik uzmanı olan Claudia Major, “ABD’nin rolünün değiştiği artık çok açık” dedi.
Major, Avrupalıların daha fazlasını yapmak zorunda olduklarını bildiklerini söyledi. Ona göre bu değişim şekillendirilebilir ama önlenemez. Bununla birlikte asıl sorular şunlar: Washington desteğini ne kadar hızlı çekecek ve Avrupa buna ne kadar hızlı karşılık verebilecek?