Arama

İsviçre nüfus sınırı uygulamasını reddetti

İsviçreli seçmenler, ülke nüfusunu 10 milyon kişiyle sınırlandırmayı öngören öneriyi reddetti. Seçmenlerin yüzde 55'i bunun büyüme üzerinde olumsuz bir etki yaratacağı yönündeki uyarıları dikkate aldı.

15 Haziran 2026, 11:24

İsviçreli seçmenler, ülke nüfusunu 10 milyon kişiyle sınırlandırmayı öngören benzeri görülmemiş bir öneriyi reddetti. Göç konusundaki endişelere rağmen ekonomik riskler daha ağır bastı. Girişime ilişkin ulusal referandumun sonucu, pragmatizmin zaferi olarak değerlendirildi. Seçmenlerin çoğunluğu (yüzde 55), şirketlerin ve hükümetin, önerinin uzun vadede ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyeceği yönündeki uyarılarını dikkate aldı. İş dünyası temsilcileri, İsviçre’deki pozisyonları doldurabilmek için yabancı iş gücüne kolay erişime ihtiyaç duyduklarını defalarca dile getirmişti.

Bazıları bu oylamayı İsviçre’nin “Brexit oyu” olarak görüyordu çünkü önerideki göç kısıtlamaları, ülkenin Avrupa Birliği ile ilişkilerine ciddi zarar verebilirdi. İsviçre için Brüksel ile güçlü bağları sürdürmek hayati önem taşıyor. Zira AB, İsviçre ihracatının yarısını satın alıyor ve iki taraf arasındaki yıllık mal ticareti 315 milyar İsviçre frangını (395 milyar dolar) aşıyor.

"Göçün refahlarının dayanaklarından biri olduğunu anladılar"

Varlık yönetim şirketi Lombard Odier’in baş yatırım yöneticisi Michael Strobaek, “İsviçreliler duygularıyla değil, akıllarıyla oy kullandı” dedi. Strobaek’e göre seçmenler, “göçün kolektif refahlarının temel dayanaklarından biri olduğunu” anladı. Son haftalarda, Nestlé CEO’su Philipp Navratil ve UBS Group yöneticisi Sergio Ermotti gibi üst düzey isimler, nüfus sınırının ülkede algılanan sorunlara çözüm olmadığını savunmuştu. Pazar günü İsviçreli üretici ABB de sonucu memnuniyetle karşıladı ve önerinin kabul edilmesi halinde “önemli ölçüde belirsizlik yaratacağını” belirtti. Şirket açıklamasında, “Özellikle jeopolitik belirsizlik dönemlerinde, İsviçre’nin bir iş merkezi olarak istikrarı son derece önemlidir” denildi.

Öneri, daha sıkı göç kısıtlamalarıyla nüfusa üst sınır getirmeyi amaçlıyordu. Halihazırda yaklaşık 9,1 milyon kişinin yaşadığı İsviçre’de ilk önlemler nüfusun 9,5 milyona ulaşmasıyla devreye girecekti. Bu seviyeye ise 2030 gibi erken bir tarihte ulaşılabileceği öngörülüyordu. İsviçre’deki bu oylama, dünyanın birçok ülkesinde siyasete damga vuran göç karşıtı duyguları yansıtıyor. Bu eğilim, aşırı sağ partilerin yükselişine, daha sıkı sınır kontrollerine ve ulusal kimliğe yönelik artan vurgulara yol açtı. Son yıllardaki Brexit ve ABD’de Donald Trump’ın seçim zaferleri gibi büyük siyasi gelişmelerde de etkili oldu.

Her ne kadar nüfus sınırı önerisi reddedilmiş olsa da aldığı yüzde 45’lik destek hükümet açısından hala endişe verici görülüyor. Bu oran, kampanyanın başını çeken İsviçre Halk Partisi’ni (SVP), daha sert göç politikaları için baskı yapmaya teşvik edecektir. Partinin mesajı, günlük yaşamda hissedilen sorunları uzun süredir var olan kimlik kaygılarıyla ilişkilendirerek toplumun geniş kesimlerinde karşılık buldu.

"Göçten en az etkilenen bölgeler"

Kiralar yükseldi, trenler ve yollar yoğun saatlerde kalabalıklaştı, şehirler daha yoğun nüfuslu hale geldi ve yüksek gelirli yabancı çalışanlar ile yöneticiler ülkenin bazı bölgelerinde daha görünür oldu. Kampanya, bu sorunları İsviçre’nin egemenliğini kaybetme ve dışarıdan gelenler tarafından baskı altında kalma yönündeki geleneksel korkularla bir araya getirdi. Sonuç, düşük işsizlik ve yüksek yaşam standartlarına sahip bir ülkede göçün kalıcı bir siyasi ayrışma konusu olmaya devam ettiğini gösteriyor. İsviçre kamu televizyonu için kamuoyu araştırmalarını yöneten araştırmacı Michael Hermann, sonuçları “çelişkili” olarak nitelendirdi. “‘Evet’ oyunun en güçlü olduğu bölgeler, göçten en az etkilenen yerler” diyen Hermann, şöyle devam etti: “Bu durum, meselenin gerçek sorunlardan çok kimlikle ilgili olduğunu gösteriyor. İnsanların korumak istediği bir İsviçre imajı söz konusu.”

Serbest dolaşım için referandum planı

SVP’nin bir sonraki büyük hedefi, İsviçre ile AB arasındaki ilişkileri daha sağlam bir zemine oturtmayı amaçlayan anlaşmalar paketine ilişkin referandum olacak. Bu referandumun 2027’de yapılması bekleniyor. Anlaşmanın temel unsurlarından biri, İsviçre nüfusunun hızlı artışına önemli katkıda bulunan serbest dolaşım ilkesi. Yaklaşık 1,5 milyon AB vatandaşı İsviçre’de yaşıyor ve bu kişiler nüfusun yüzde 16’sını oluşturuyor.

Bu durum, göç ve AB meselelerini birbirinden ayrılmaz hale getiriyor ve SVP’ye, anlaşmayı engelleme amacıyla bu konudaki hoşnutsuzluğu yeniden gündeme taşıma fırsatı veriyor. Parti Başkanı Marcel Dettling yaptığı açıklamada, “SVP mevcut göç politikasının eksikliklerine karşı mücadele etmeye devam edecek. Sevdiğimiz şekliyle İsviçre’yi korumak istiyoruz" dedi.  Parti, pazar günkü sonucun olumlu yönlerine odaklanıyor çünkü geleneksel tabanının ötesinde birçok seçmene ulaşmayı başardı. Yaklaşık 1,5 milyon kişi nüfus sınırı lehine oy kullandı. Bu sayı, son genel seçimlerde partiye oy verenlerin yaklaşık iki katı. Hükümet ise sonucu, AB ile ilişkiler açısından “önemli bir mesaj” olarak değerlendirdi.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok