Yeni bir petrol arzı şokuyla karşı karşıyayız. İran savaşının yeniden alevlenerek Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve Husilerin Suudi tankerlerini hedef almasına ek olarak Karadeniz’deki petrol terminallerine yönelik saldırılar, küresel petrol arzında eş zamanlı ve çok cepheli bir lojistik krizine neden oldu. Temmuzun son günlerinde Brent petrolün varili 95 doların üzerine çıktı. Peki, fiyatlar yeniden üç basamaklı rakamlara çıkar mı? Uzmanlar gelişmelerin fiyatları tekrar sürekli olarak üç haneli rakamların üzerine çıkarabilecek türden yapısal, uzun vadeli bir arz şokuna işaret etmediğini vurguluyor.
Piyasalar ve önde gelen finans uzmanları, 120 dolara dayanan rekor seviyelerden beri piyasada büyük bir yeniden dengeleme gerçekleştiğini belirterek kısa süreli yükselişler olabileceğini ancak petrolün varil başına 100 dolar ve üzerinde kalıcı olmasını beklemiyor. Uzmanlara göre ABD - İran arasındaki çatışmalar geçici olabilir ve son aylarda yaşanan düşüşe rağmen fiyatların üzerinde “savaş primi” bulunuyordu. Enerji arz yollarının normalleşeceğine dair genel beklenti, uzun vadeli yükselişi sınırlıyor. Bir de küresel petrol talebinde yaşanan keskin talep düşüş konusu var. Yılın ilk yarısındaki aşırı yüksek fiyatlar, küresel olarak büyük talep kayıplarına neden oldu. Başlıca tüketiciler ve özellikle Çin, ham petrol alımlarını önemli ölçüde azalttı ve bu da yılın geri kalanında yapısal talep düşüşlerine yol açtı. Ayrıca Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) daha önceki açıklarını üretim kotası artışlarını onayladı ve küresel dolaşıma günde yaklaşık 600 bin varil yeni arz enjekte etti.