Amerika Birleşik Devletleri ile İran son birkaç gün içinde karşılıklı saldırılar gerçekleştirdi. Bu gelişmeler, ayın başlarında savaşı sona erdirmeye yönelik bir anlaşmaya varılmış olmasına rağmen, Orta Doğu'da kalıcı bir barışa ya da hatta hızlı bir şekilde normale dönüşe ilişkin umutları zedeledi. ABD güçleri cumartesi gecesi ile pazar sabahı arasında İran'a ait hedefleri bombaladı. ABD’nin açıklamasına göre bu saldırı, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemilere ateş açmasına misilleme olarak gerçekleştirildi.
Birkaç saat sonra Bahreyn ve Kuveyt hükümetleri, İran tarafından fırlatılan balistik füzeler ve insansız hava araçlarından oluşan bir saldırı dalgasını etkisiz hale getirdiklerini açıkladı. İlk belirlemelere göre büyük çaplı hasar ya da can kaybı yaşanmadı. New York Times’ın haberine göre tekrarlanan bu saldırılar, ABD ile İran arasındaki ateşkesi ayakta tutan mutabakatların ne kadar belirsiz ve kırılgan olduğunu ortaya koydu. İran'ın nükleer programını sınırlandırmaya yönelik nihai bir anlaşma için yürütülen görüşmeler de bu ayın başlarında İsviçre'de ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile İranlı yetkililer arasında yapılan müzakere turunun ardından tıkanmış durumda.
ABD ile İran neden yeniden çatışıyor?
ABD Başkanı Donald Trump, iki hafta önce İran ile imzaladığı ateşkesi övmüş ve bunun tüm bölgeye barış ve güvenlik getireceğini söylemişti. Anlaşmanın amacı, İran'ın nükleer programı gibi zorlu anlaşmazlık konularını iki ay sürecek gelecekteki müzakerelere bırakarak ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşı sona erdirmekti. Anlaşmanın en önemli başarısı ateşkesin sağlanmasıydı. Trump ayrıca bunun, dünyanın en önemli petrol ve doğalgaz geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı üzerindeki İran baskısını da sona erdireceğini umuyordu. İran, ABD ve İsrail'in şubat ayı sonlarında düzenlediği saldırıların ardından boğazı abluka altına almıştı.
25 Haziran Perşembe günü İran, Hürmüz Boğazı'nın Umman'a daha yakın kesiminden geçen Ever Lovely adlı konteyner gemisini vurdu. Bu saldırı, İran'ın gemilere yalnızca kendi karasularını kullanabilecekleri yönünde uyarıda bulunmasından birkaç saat sonra gerçekleşti. Pek çok gemi ise alternatif Umman rotasını kullanıyordu. ABD güçleri 26 Haziran Cuma günü geniş çaplı saldırılarla karşılık verdi. Bunun ardından cumartesi günü Panama bayraklı Kiku adlı gemi ile ABD'nin müttefiki Bahreyn'e yönelik insansız hava aracı saldırıları düzenlendi. Her iki saldırının da arkasında İran olduğu yönünde yaygın değerlendirmeler yapıldı. İranlı yetkililer iki gemiye yönelik saldırıları ne doğruladı ne de yalanladı. İran, savaş boyunca Körfez'deki Arap ülkelerine sık sık saldırılar düzenlemiş ve bu ülkelerde bulunan ABD askeri üslerini ya da diğer Amerikan varlıklarını hedef aldığını söylemişti.
28 Haziran Pazar günü ise yeni bir saldırı dalgası yaşandı. ABD güçleri, Kiku'ya yönelik saldırıya misilleme olarak İran askeri hedeflerini bombaladı. Saatler sonra İran, Kuveyt ve Bahreyn'deki ABD üslerine ateş açtığını açıkladı. Can kaybı ya da ciddi hasara ilişkin herhangi bir bildirim yapılmadı.
Hürmüz Boğazı'nda neler oluyor?
Trump yönetimi, İran ile yapılan anlaşmanın su yolunu yeniden açacağını ve savaş nedeniyle yükselen enerji fiyatlarını düşüreceğini umuyordu. Son saldırılardan önceki günlerde boğazdan geçen gemi trafiğinde, özellikle İran petrolü taşıyan gemilerde belirgin bir artış görülmüştü. Ancak Trump yönetiminin İran ile imzaladığı anlaşma, Hürmüz Boğazı'nın geleceğini belirsiz bıraktı.
Mutabakat zaptına göre İran, ticari gemilere yalnızca 60 gün boyunca ücretsiz ve güvenli geçiş sağlamalıydı. Bunun ardından İran'ın, Umman ile boğazın gelecekteki yönetimi ve denizcilik hizmetleri konusunda görüşmeler yürütmesi öngörülüyordu. Trump, boğazın "kalıcı olarak ücretsiz" olacağını savundu. Buna karşın İran, Hürmüz Boğazı'ndaki karasuları üzerindeki "egemenlik haklarını" vurgulayarak gemilerden geçiş ücreti alınmasını görüştüklerini açıkladı.
Bu uygulama, nakit sıkıntısı çeken İran hükümeti için önemli bir gelir kaynağı olabilir ve savaş öncesinde gemilerin boğazdan ücretsiz geçtiği düzenin oldukça dışında bir durum oluşturur. İran açısından boğaz, ABD ile yürütülen müzakerelerde güçlü bir pazarlık kozu işlevi de gördü. İran'ın Cenevre'deki Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Ali Bahreini, ülkesinin nükleer programının geleceğine ilişkin bir anlaşmaya varabilmek için gerekirse Hürmüz Boğazı'nı kapatmaya hazır olduğunu söyledi. "Dünya ekonomisinin Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının etkisini kaldıramayacağını artık hepimiz biliyoruz" dedi.
Ateşkes ayakta kalabilir mi?
ABD ile İran son günlerde birbirlerini ateşkesi ihlal etmekle suçlayarak söylemlerini sertleştirdi. Ancak her iki taraf da birbirlerinin kırmızı çizgilerini test edip tehditlerde bulunsa da analistlere göre taraflardan hiçbiri yeniden topyekun bir savaşa dönmek istemiyor. Trump açısından, ülke içinde geniş ölçüde destek görmeyen, Cumhuriyetçi seçmen tabanını bölen ve seçim yılında yakıt fiyatlarını yükselten bir savaşa geri dönmenin açık dezavantajları bulunuyor. İran da savaşa yeniden dönmekten önemli bir kazanç elde etmeyeceğini düşünüyor olabilir.
Uzmanlara göre İranlı liderler kendilerini savaşın galibi olarak görüyor. Çünkü ABD'nin, Trump'ın başlangıçta dile getirdiği İran rejiminin çökmesi ve "koşulsuz teslimiyet" taleplerinden vazgeçmesini sağladıklarına inanıyorlar. Ancak topyekun savaştan kaçınma isteği, iki ülkenin bu ay imzalanan ateşkes anlaşmasında öngörülen İran'ın nükleer programına ilişkin nihai anlaşmaya ulaşabilecekleri anlamına gelmiyor. JD Vance, bu ayın başlarında İsviçre'de İran'ın baş müzakerecisi Muhammed Bakır Galibaf ile görüştü. Ancak o tarihten bu yana iki taraf arasında herhangi bir ilerleme sağlanıp sağlanmadığına dair kayda değer bir açıklama yapılmadı.
Bu noktaya nasıl gelindi?
İşte ABD, İsrail ve İran arasındaki savaşın başlamasından bu yana yaşanan önemli gelişmeler:
28 Şubat: ABD ve İsrail ortak hava saldırıları düzenledi. Trump, bu saldırıların Orta Doğu'yu dönüştüreceğini ve "kötü, radikal bir diktatörlük" olarak nitelediği rejimin oluşturduğu tehdidi sona erdireceğini söyledi.
1 Mart: İran destekli Lübnanlı silahlı grup Hizbullah, İran'ın dini liderinin öldürülmesine misilleme olarak İsrail'e roketler fırlatarak Lübnan'ı çatışmanın içine çekti. Bu saldırıların ardından Mart ayının ilk haftasında İran'ın petrol tesisleri ve tankerleri hedef alan füze ve insansız hava aracı saldırıları Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapattı.
7 Nisan: ABD ile İran iki haftalık bir ateşkes ilan etti.
12 Nisan: ABD-İran görüşmeleri, İran'ın zenginleştirilmiş uranyum stokları ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması gibi temel konularda uzlaşma sağlanamaması nedeniyle anlaşmasız sona erdi.
13 Nisan: ABD, İran limanlarına yönelik bir abluka başlattı.
16 Nisan: İsrail, Lübnan'daki Hizbullah ile 10 günlük bir ateşkesi kabul etti. Bu ateşkes daha sonra uzatıldı.
7 Haziran: İsrail, Hizbullah'ın uzun süredir etkili olduğu Beyrut'un dış mahallelerinden birini vurdu. İran ise ateşkesten bu yana ilk kez İsrail'e balistik füze saldırıları düzenleyerek karşılık verdi.
15 Haziran: ABD ile İran, çatışmaları 60 gün boyunca durdurması öngörülen bir mutabakat zaptı imzaladı.
21 Haziran: İsviçre'de ilk müzakere turu başladı.