Arama

Evden çalışmak küresel doğurganlık krizini çözebilir mi?

Yeni araştırmalar, işleri aile hayatına göre daha esnek hale getirmenin insanların daha fazla çocuk sahibi olmasına imkan tanıdığını belirtiyor. 38 ülkeden veriler, haftada en az bir gün evden çalışan çiftlerde doğurganlık oranının daha yüksek olduğunu gösteriyor.

10 Mayıs 2026, 10:00

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) tarafından finanse edilen yeni araştırmaya göre uzaktan çalışmak, daha fazla çocuk sahibi olmayı sağlayabiliyor. Küresel olarak daha fazla insani daha az çocuk sahibi olmayı tercih ederken King’s College London, Stanford Üniversitesi ve Princeton Üniversitesi’nden akademisyenler, evden çalışmanın düşen doğurganlık oranlarının ele alınmasında önemli bir rol oynayabileceği sonucuna vardı. King’s College London'da Baş Araştırma Ekonomisti olan Cevat Giray Aksoy, “Nerede çalıştığımız üzerindeki esneklik, insanların istediklerini söyledikleri ailelere sahip olmalarına yardımcı olmanın en umut verici ve en ucuz yollarından biri olarak öne çıkıyor” diyor. Aksoy’un söylediğine göre zengin ülkelerde kadınlar hala ideal aile büyüklüğünün iki çocuk ya da buna yakın olduğunu söylüyor ancak gerçek doğurganlık 1.7 ya da 1.8 civarında kalıyor. Aksoy’a göre istenen aile ile gerçekleşen aile arasındaki bu fark, günümüz demografik sorununun merkezinde yer alıyor.

38 ülkeden alınan veriler incelendi

2023 ile 2025 başı arasında toplanan ve 38 ülkeden alınan verilere dayanan Aksoy’un çalışması, 11 binden fazla yetişkin üzerinde yapılan ankette toplam doğurganlığın  (gerçekleşen doğumlar ve daha fazla çocuk planları dahil) “haftada en az bir gün evden çalışanlar için sistematik olarak daha yüksek” olduğunu ortaya koydu. Her iki partnerin de haftada en az bir kez evden çalıştığı çiftlerde doğurganlık, hiçbirinin evden çalışmadığı durumlara kıyasla yüzde 14 daha yüksekti. Bu da kadın başına 0.32 çocuk artışına eşdeğer. Bulgular, eğitim, yaş veya medeni durum gibi diğer faktörler kontrol edildiğinde de geçerliliğini koruyor.

Aksoy’a göre evden çalışma ile doğurganlık arasındaki bağ açık. Uzaktan çalışmak işe gidiş geliş süresini azaltıyor, okuldan çocuğu almak gibi işleri kolaylaştırıyor ve ebeveynlere günleri üzerinde daha fazla kontrol sağlıyor. 39 yaşındaki bir iletişim danışmanlık şirketinin kurucusu Nicole Greene, “Geleneksel dokuz-beş ofis düzeni bir sorun çünkü okul saatleriyle uyuşmuyor” diyor. Evden çalışmak, ailesinin Londra’daki küçük bir daireden daha büyük bir eve taşınmasını sağladı ve burada bir çocuk daha yapmaları mümkün oldu.

Şirketler ters yönde hareket ediyor

Dünya genelinde devletler düşen doğurganlık oranlarıyla mücadele ederken, Aksoy hükümetlerin ve işverenlerin evden çalışmayı ciddiye alması gerektiğini savunuyor. Ancak birçok şirket ters yönde hareket ediyor. JPMorgan gibi Wall Street bankaları çalışanların haftada beş gün ofise dönmesini talep etti. Perakendeci Boots, merkez ofis çalışanlarının mağaza personeliyle aynı beklentileri karşılaması için tüm hafta ofiste bulunmasını istedi. HSBC dahil bazı şirketler ofise az gelmenin performans değerlendirmelerini etkileyebileceği uyarısında bulundu.

Yöneticiler, çalışanların iş yerinde olmasının daha hızlı kararlar, daha fazla denetim ve daha güçlü bir şirket kültürü sağladığını savunuyor. Bir CEO Financial Times’a, “Bir ülkenin doğurganlık krizini çözmek iş dünyasının sorumluluğu değil” dedi. Birleşik Krallık’ta çalışanlara ilk günden itibaren esnek çalışma talep etme hakkı tanıyan yasa tasarısı ise dirençle karşılaştı. Buna karşın bazı şirketler evden çalışma imkanını çalışan çekme ve elde tutma yolu olarak görüyor. Clarity Global’ın CEO’su Rachel Gilley, “Esnek çalışma bir yaşam tarzı ayrıcalığı değil, bir yetenek stratejisi” diyor. 

Aksoy’un araştırması, doğurganlığın artması için esnek çalışmanın hem erkekler hem kadınlar için mevcut olması gerektiğini gösteriyor. ABD Güncel Nüfus Araştırması verilerinin analizine göre bir meslekte evden çalışma oranı yüzde 7 puan arttığında, o meslekteki kadınların doğurganlığı yüzde 8.5 artıyor. Aynı artış her iki partnerin meslekleri için geçerli olduğunda doğurganlık yüzde 13.8 yükseliyor.

Mali teşvikler işe yarıyor mu?

Düşen doğurganlık oranları birçok hükümeti harekete geçirmiş olsa da şimdiye kadar az sayıda müdahale uzaktan çalışmaya odaklandı. Geçen ay Fransa hükümeti, biyolojik saat konusunda açık bir uyarı yaparak 29 yaşındaki kadın ve erkeklere çocuk sahibi olmalarını hatırlatan mektuplar gönderdi. Geçen yıl Macaristan tüp bebek kliniklerini kamulaştırdı ve daha fazla çocuk sahibi olan evli çiftlere geri ödemesiz krediler sundu. İtalya “bebek bonusu” uygulaması başlattı ve Polonya iki veya daha fazla çocuğu olan aileler için gelir vergisini kaldırdı. Güney Kore’de bir inşaat firması olan Booyoung ise her bebek için çalışanlarına 75 bin dolar bonus teklif etti.

Ancak bazı kanıtlar, nakit ödemelerin yalnızca zaten gerçekleşecek gebelikleri öne çektiğini gösteriyor. Sağ eğilimli düşünce kuruluşu Institute of Economic Affairs’in geçen yılki raporu, “mali teşviklerin sınırlı başarı sağladığını, doğum oranlarındaki düşüşün temel nedenlerini ele almadığını ve aşırı maliyetli olduğunu” ortaya koydu.

Öte yandan, pandemi sonrası evden çalışmanın yaygınlaşmasının bir bebek patlaması yaratmada sınırlı başarı sağladığı da görülüyor. Doğurganlık oranları düşmeye devam etti; Birleşik Krallık’ta 2024’te bu oran 1.4 ile üst üste üçüncü yıl rekor düşük seviyeye geriledi. Hamilelik ve bebek odaklı bir yardım kuruluşu olan Tommy’s, birçok kadının Covid’in bebekler üzerindeki etkisine dair endişeler ve yalnız doğum yapma kısıtlamaları nedeniyle hamileliği ertelediğini söylüyor. Doğurganlık kliniklerinin kapanması da doğum oranlarını etkilerken, kapanmalar potansiyel partnerlerle sosyalleşmeyi azalttı. Aksoy, sözde “bebek çöküşü” ile uzaktan çalışma devriminin genellikle ayrı ayrı tartışıldığını, ancak bunun doğru olmadığını belirtti ve evden çalışmanın yaygınlaşması olmasaydı doğurganlığın daha da düşük olabileceğini ekledi.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok