Avrupa, İran’daki savaşı konusunda ABD Başkanı Donald Trump’a “hayır” demeyi öğreniyor. Savaşın neredeyse üçüncü haftasına girilirken, Avrupalı liderler artık kaçamak cevaplar vermeyi bırakıp ABD Başkanı’na İsrail ile yürüttüğü kampanyaya yardım etmeyeceklerini açıkça söylemeye başladılar. Almanya Başbakanı Friedrich Merz pazartesi günü, “Bu savaşa katılmayacağız” dedi. Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis de salı günü yaptığı açıklamada, “Basit cevap hayır” diye yineledi. Oslo’da Başbakan Jonas Gahr Store, “Norveç bunu yapmayacak” diye katıldı.
Eleştirilerin hedefinde Trump var
Bu savaşın başlangıcına kıyasla dikkat çekici bir gelişim. O dönemde Avrupalı liderler uluslararası hukukla ilgili sorulardan kaçınıyor ve İran rejimini sert şekilde eleştiriyordu. Merz hatta başlangıçta Trump ile “aynı çizgide” olduğunu söylemişti. Şimdi ise eleştirilerin hedefinde doğrudan Trump var. Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, “Askere yönelik hedeflerin ne zaman gerçekleştirilmiş sayılacağı konusunda onlardan bilgiye ihtiyacımız var” dedi.
Sertleşen söylem Avrupa için yüksek riskli bir kumar. Liderler iç politikada sağlam bir zemine sahip. Birçok Avrupalı Trump’tan hoşlanmıyor ve savaşa karşı çıkıyor ancak Trump uzun süredir Avrupa’yı koruyan ABD güvenlik garantilerinden şikayet ediyor ve istediğini alamazsa NATO için “çok kötü” sonuçlar olabileceği tehdidinde bulunuyor. Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb Bloomberg’e verdiği röportajda, “ABD başkanının söylediği her şeyi ciddiye almamız gerektiği açık” diye uyardı.
Ton değişimi
Dönüm noktası, Trump’ın Avrupa ve Asya’dan Hürmüz Boğazı’ndan tankerlerin yeniden geçmesini sağlamak için gemi göndermelerini talep etmesi oldu. İran saldırısı korkusu nedeniyle hayati ticaret rotası neredeyse durma noktasına gelmişti. Trump, “Eğer bir yanıt gelmezse ya da olumsuz bir yanıt olursa, bunun NATO’nun geleceği için çok kötü olacağını düşünüyorum” diye tehdit etti. Ancak Avrupalı liderler bu kez Trump’ın taleplerini nazikçe değerlendirmek ya da geçmişte olduğu gibi onu yatıştırmak yerine daha net bir yanıt verdi: Hayır.
Almanya lideri Merz, “Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünü askeri yollarla sağlamaya katılmayacağız” dedi. Merz’in bu çıkışı, Avrupa’nın daha geniş tutumunu pekiştirdi. Çünkü Almanya Başbakanı sadece kıtanın en büyük ekonomisini yönetmekle kalmıyor, aynı zamanda büyük bir askeri güçlenme sürecini de denetliyor. Salı öğleden sonra, ABD’nin yakın askeri ortaklarından Yunanistan ve Polonya da Trump’a yardım etme konusundaki isteksizliklerini açıkça ortaya koydu. Polonya Başbakanı Donald Tusk Varşova’da bir kabine toplantısı öncesinde, “NATO içinde başka görevlerimiz var ve müttefiklerimiz bunu anlıyor” dedi.
Trump’ın özellikle yardım edeceğini düşündüğünü söylediği Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bile salı günü itibarıyla hayır cevabını verdi. Macron, “Bu çatışmanın bir tarafı değiliz. Fransa mevcut koşullarda Hürmüz Boğazı’nı açma ya da serbest bırakma operasyonlarına asla katılmayacak” ifadelerini kullandı.
Salı günü Washington’da sabah saatlerinde Trump mesajı almıştı. Sosyal medya platformunda yaptığı paylaşımda, “NATO ülkelerinin yardımına artık ‘ihtiyacımız yok’ ya da bunu istemiyoruz — hiçbir zaman da yoktu!” diye yazdı. Avrupa’nın bu doğrudan yaklaşımı, ABD ile ilişkilerinde değişen hesaplarını yansıtıyor.
Trump geçen yıl göreve döndüğünde, Avrupalı liderler Ukrayna, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü ve ticaret müzakerelerinde onu yanlarında tutmak için taleplerine uyum sağlamıştı. Trump NATO müttefiklerinden savunmaya ekonomik çıktının yüzde 5’ini ayırmalarını istediğinde bunu kabul ettiler ve hatta onu övdüler. Trump’ı Ukrayna’da sürece dahil tutmak için kısmen yüzde 15’lik gümrük tarifesine de razı oldular. Ancak artık giderek artan görüş, bu stratejinin Avrupa’yı yalnızca zarara uğratacağı üstelik Trump’ı sınırlamaya da yetmeyeceği yönünde.
“Büyük çaplı göçü tetikleyebilir”
Özellikle İran konusunda Avrupalıların kazanacağı az, kaybedeceği çok şey var. Kaos, Orta Doğu’dan Avrupa’ya yeni bir göç dalgası başlatabilir; bu da kıtanın son göç krizinin üzerinden sadece birkaç yıl geçmişken büyük bir risk oluşturuyor. Ayrıca İran’la ilişkilendirilecek herhangi bir rolün, yaklaşık on yıl önce Avrupa’yı sarsan terör saldırılarını yeniden tetikleyebileceği endişesi var. Merz savaşın büyük çaplı göçü tetikleme potansiyeli olduğunu vurguladı.
Avrupalı liderlere göre odak noktası, savaşın ekonomik etkilerini yönetmek olmalı. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla enerji fiyatları yükseldi bu da hükümetlerde enflasyon, sanayi yavaşlaması ve hatta gıda tedarikinde aksama endişelerine yol açtı. Yunanistan Başbakanı, “Avrupa’nın askeri olarak bu sürece çekileceğini düşünmüyorum, ancak Avrupa kesinlikle krizin ekonomik sonuçlarına odaklanmalı” dedi. Ancak Avrupa’dan gelen daha büyük mesaj şu olabilir: ABD ve İsrail planlarını kendi aralarında netleştirmeli. Norveç lideri Store’a göre ABD ve İsrail’in “ikinci, üçüncü ve dördüncü aşamaları nasıl yürüteceklerine dair bir planı yok.” Store ayrıca iki ülkenin “aynı hedeflere sahip görünmediğini” de ekledi.