Brüksel’deki Berlaymont binasının 13. katında Ursula von der Leyen, Avrupa Komisyonu içinde olup biten her şey üzerinde kontrol kuran bir yapı oluşturdu. Yakın danışman grubunun sıkı kontrolü altında olan Avrupa Birliği’nin yürütme organında, von der Leyen iç çevresi dışındaki neredeyse herkesi devre dışı bırakırken devasa organizasyonu mikro düzeyde yönetiyor. Bloomberg’e konuşan kaynaklara göre büyük sorunlardan biri, bunun ofisini aşırı yük altına sokması ve temel ekonomik sorumluluklarına daha az odaklanılmasına yol açması. Sonuç olarak, AB projesini yeniden canlandırmaya yönelik daha geniş kapsamlı girişimi de tökezliyor.
Yedi yılda büyük krizlerle karşılaştı
67 yaşındaki von der Leyen, komisyonun başındaki yedi yılı aşkın sürede AB’nin Covid pandemisini, Ukrayna’daki ve Orta Doğu’daki savaşları, ayrıca ABD Başkanı Donald Trump’ın ve ticaret tarifelerinin Beyaz Saray’a dönüşünü yönetmesine yardımcı oldu. Ancak komisyonun görev alanı olan ortak pazarı güçlendirme ve giderek daha düşmanca hale gelen bir dünyada bloğun rekabet gücünü artırma konusunda kayda değer ilerleme sağlayamadı.
Yıllardır kaynayan gerilimler artık taşma noktasına geliyor. Geçen ay Berlin’de kapalı kapılar ardında yapılan bir toplantıda, eski muhafazakar CDU grubundaki meslektaşları komisyonun yetkilerine denetim getirilmesini talep etti. Aynı dönemde üst düzey teknoloji yöneticilerinden oluşan bir heyet de iş dünyasını ilgilendiren konularda yeterince hızlı hareket etmediğini söyledi. Berlaymont binasının içinde de huzursuzluk var. Komisyon üyeleri büyük kararlardan dışlandıklarını hissederken, von der Leyen ve ekibi sürecin kontrolünü elinde tutuyor.
Bir sözcü kararların “kapsayıcı bir karar alma süreci” sonunda komisyon üyeleri tarafından kolektif şekilde alındığını ve “tartışmalara harcanan saatlerin sayısının” bunun kanıtı olduğunu söyledi. Von der Leyen’in ofisinin işleyişini bilen kişiler, başkanın liderlik tarzı ile iş dünyası yöneticilerini harekete geçiren daha geniş kapsamlı başarısızlıklar arasında doğrudan bir bağ kuruyor. Onu, kontrolün tamamen kendisinde olduğunu göstermeye takıntılı bir yönetici olarak tanımlıyorlar; bu yaklaşım birçok üst düzey yetkiliyi yabancılaştırmış durumda.
“En güçlü komisyon başkanı olabilir”
Eurasia Group Avrupa Direktörü ve eski Birleşik Krallık ile AB yetkilisi Mujtaba Rahman, “Von der Leyen, AB’nin şimdiye kadar gördüğü en güçlü komisyon başkanı olabilir. Ama küçük, güvenilir fakat aşırı çalıştırılan ekibinin giderek daha fazla hata yaptığını ve AB başkentlerinden gelen daha sert tepkilerin arttığını görüyoruz” dedi.
AB’yi oluşturan çeşitli kurumların göreli güçleri, 1950’lerdeki kuruluşundan bu yana inişli çıkışlı bir seyir izledi. Von der Leyen’in görev süresi, komisyonu Jacques Delors döneminden bu yana görülmemiş ölçüde güçlendirdi. Delors, 1985-1995 yılları arasında görev yapmış ve Avrupa ortak pazarının gelişimini hızlandırmıştı.
Bugün von der Leyen bir bakıma Avrupa’nın yüzü haline geldi. Trump da geçen yıl Beyaz Saray’da ABD ile Avrupa arasında bir ticaret anlaşması imzalandıktan sonra buna esprili şekilde değinmişti. Almanya’dan Friedrich Merz, Fransa’dan Emmanuel Macron ve İtalya’dan Giorgia Meloni gibi liderleri ağırlayan Trump, von der Leyen için şöyle demişti: “Bütün bu ülkeler arasında bilmiyorum ama sanırım bu masadaki herkesten daha güçlüsünüz.”
Karar sürecini geciktiriyor
Aşırı merkezileşmiş güç yapısı ve yetki devretme konusundaki isteksizlik, büyük politika kararlarını geciktiren sıkıntılara yol açıyor. Komisyon Başkan Yardımcısı Stephane Sejourne’nin ekibi tarafından hazırlanan ve bloğun iç pazarını tamamlamayı hedefleyen taslak strateji kasım ayında hazırdı ancak aylarca bekletildi.
Şubat ayındaki zirvede AB liderleri, komisyonu planı mart ayında diğer kurumlarla birlikte sunmaya çağırdı. Ancak Avrupa Parlamentosu ve üye devletler belgeyi, nihayet nisan sonunda yayımlanmasından sadece birkaç gün önce görebildi. Komisyon ise çalışmalarının rekabet gücünü daha geniş kapsamda ele alacak şekilde “evrildiğini” ve artık “açık bir yol haritası içeren benzeri görülmemiş bir belge” olduğunu söyledi. Bu sırada şirketler, ABD ve Çin arasında sıkışmış ve düşük performans gösteren bir bölge görüyor. Örneğin Avrupa, yapay zekadan yararlanma ve çip sektörü geliştirme konusunda rakiplerinin gerisinde kalmaya devam ediyor.
Geçen ay ASML Holding NV Mali İşler Direktörü Roger Dassen’ın değerlendirmesi oldukça çarpıcıydı. Avrupa’nın en değerli şirketinin gelirlerinin yalnızca yüzde 1’inin bölgeden geldiğini belirten Dassen, hissedarlara “Biz Avrupa’dayız. EMEA bölgesinin yüzde 1 seviyesinde olması sektör için büyük bir kırmızı alarm demekten vazgeçemem” dedi.
Sıkı kontrol
Von der Leyen Aralık 2019’da komisyon başkanlığını devraldı ve 2024’te yeniden seçildi. Göreve bağlılığı ilk günden itibaren tartışmasızdı. Berlaymont’un en üst katındaki ofisinin bir bölümü, hafta içi kaldığı bir odaya dönüştürüldü. Onu savunanlar, AB’nin dünya sahnesindeki rolünü güçlendirerek bu göreve yeni bir otorite kazandırdığını söylüyor. Bazıları da işler yürüdüğü sürece liderlik tarzından rahatsız değil. Ayrıca birçok AB yetkilisi ve diplomat, iç pazardaki çalışmaları engelleyen tarafın ulusal çıkarları önceliklendiren üye devletler olduğunu düşünüyor. Ancak suçlamalar sürerken kıta daha da geri düşme riskiyle karşı karşıya.
Sanayi çevreleri açısından von der Leyen için temel ölçütlerden biri, kritik mineraller ve bilgisayar çipleri gibi alanlarda yapılan büyük açıklamaları somut sonuçlara dönüştürüp dönüştüremeyeceği olacak. Ayrıca iş dünyasının büyümesini engellediğini söyledikleri emisyon ticaret sisteminin gözden geçirilmesini de yakından takip ediyorlar. Mario Draghi’nin 2024’te yayımlanan ve büyük yankı uyandıran rekabetçilik raporunun yarattığı baskıya rağmen, blok hala gerekli hızda ilerleyemiyor gibi görünüyor. Draghi de geçen yıl raporunun yıldönümünde bu yavaşlıktan yakındı. İtalya’nın eski Başbakanı, “Büyüme modelimiz zayıflıyor. Kırılganlıklar artıyor. Ve ihtiyaç duyduğumuz yatırımları finanse etmek için net bir yol yok. Farklı bir yol ise yeni bir hız, ölçek ve yoğunluk gerektiriyor” dedi.