Japonya ve ABD’nin 31 Temmuz’da Japon yenine yönelik koordineli müdahalesi, uluslararası finans çevrelerinde geniş yankı uyandırdı. Japonya Maliye Bakanlığı verilerine göre 30 Temmuz ile 26 Ağustos arasında Japonya’nın gerçekleştirdiği döviz müdahalelerinin toplam tutarı 15,4 trilyon yene ulaştı. Washington’ın doğrudan devreye girmesi ise bu gelişmenin Japonya sınırlarını aşarak küresel finans sistemi açısından taşıdığı önemi ortaya koyuyor. On yıllardır uluslararası yatırımcılara düşük maliyetli sermaye sağlayan Japonya’da yaşanacak kalıcı bir yapısal değişim, ABD Hazine tahvillerinden küresel hisse senetlerine kadar geniş bir alanda risk primlerinin ve varlık fiyatlamalarının yeniden belirlenmesini zorunlu kılacak.
Bu yapısal dönüşümün temelinde Japonya’nın para politikasındaki normalleşme yer alıyor. Sıfıra yakın faiz oranları, Japon emeklilik fonları, sigorta şirketleri ve diğer kurumsal yatırımcıları uzun yıllar boyunca daha yüksek getiri arayışıyla yurt dışına yönlendirdi. Japonya Merkez Bankası’nın eylülde politika faizini yüzde 1,25’e yükseltmesiyle birlikte bu denge değişmeye başladı. Aynı zamanda 10 yıllık Japon devlet tahvili getirilerinin yaklaşık yüzde 3 seviyesine çıkarak son 30 yılın en yüksek düzeylerine ulaşması, Japonya’daki yatırım ortamını kökten değiştirdi. Yurt içinde yeniden cazip getiri imkanlarının oluşmasıyla birlikte 10 yıllık Japon devlet tahvilleri döviz riskinden korunmuş Amerikan tahvillerine karşı artık belirgin bir getiri avantajı sunuyor.