Kolombiyalı yazar Gabriel García Márquez’in Kırmızı Pazartesi adlı kült eserinde, yaşanacaklar en başından bellidir, herkes her şeyin farkındadır ancak kimse gidişatı değiştirmek için bir şey yapmaz. Moda dünyasında yeni nesil bir iş modeli inşa eden Arnas Akbaş’a göre günümüz moda endüstrisinin içine düştüğü tablo da tam olarak bu. Sektörün aşırı üretim ve tekstil atıkları nedeniyle bir çevresel soruna sürüklendiğini herkes görüyor, fakat bu bilgi karşısında harekete geçilmiyor. “Aksiyon almanın önünde görünmez bir engelleyici var” diyen girişimci, 2021 yılında ortağı Ali Cem Yücebağ ile döngüsel moda platformu Nivo’yu (eski adıyla Nivogo) kurdu. Şirketin iş modeli, büyük tekstil markalarından veya bireysel kullanıcılardan kusurlu, iade edilmiş ya da atıl kıyafetleri toplamak üzerine kurulu. Toplanan ürünler Gebze’deki tesiste inceleniyor, işçilik, zaman ve malzeme maliyeti hesaplanıp ürün fiyatlanıyor. Çıkan fiyat kârlı ise tamirat başlıyor. Bu aşamada ürün temizlenip onarılıyor, kondisyonu iyileştiriliyor ve Nivo mağazalarında satışa çıkmaya hazır hale geliyor.
2026 yılı itibarıyla moda dünyası, yap-sat-al prensibine dayalı modelin ekolojik limitlerine dayanmasıyla aslında bir dönüşüm yaşıyor. Akbaş da yaşanan dönüşümü çevresel bir romantizm yerine verimlilik odağıyla okuyanlardan. Kabataş Erkek Lisesi ve İTÜ Endüstri Mühendisliği mezunu 1991 doğumlu Arnas Akbaş, kendi deyimiyle “tanısı koyulmamış bir verimlilik hastalığı”na sahip bir girişimci. Lisans eğitimi sonrası Mısır’da aile işiyle bağlantılı bir operasyonda profesyonel hayata adım atan Akbaş, Türkiye’ye döndüğünde mühendislik bakışını perakende ile birleştirdiğini anlatıyor. Koton’da üç yıl boyunca yaklaşık 30 ülkenin mağaza ve depo operasyonlarından sorumlu olduğu dönemde Rusya’dan Kazakistan’a, Romanya’dan Fas’a kadar birçok pazarda sahada görev aldı ve küresel perakendenin işleyişini gözlemledi. “Farklı ülkeler, kültürler, markalar ama özünde dertler hep ortak. Moda endüstrisi kayda değer bir atık üretiyor. Nivo’nun kurulma motivasyonunun çıktığı yer bence o yıllardaki deneyimlerim oldu” diyor Akbaş.