Geçen yıl zayıf seyreden dolar, gelişmekte olan ülke varlıklarını destekleyen en önemli unsurlardan biri olmuştu. Ancak son aylarda yaşanan toparlanma, özellikle yüksek faizli gelişmekte olan ülke para birimlerine yönelik carry trade işlemlerinin cazibesini azaltmaya başladı.
Fed beklentileri doları destekledi
Piyasalarda dolar lehine güçlenen beklentilerin arkasında, Kevin Warsh'ın ABD Merkez Bankası'nın (Fed) başına geçebileceğine yönelik değerlendirmeler de yer alıyor. Warsh'ın enflasyonla mücadelede daha sert bir duruş sergileyeceği ve faizlerin daha uzun süre yüksek kalabileceği beklentisi, doların küresel ölçekte değer kazanmasına katkı sağladı.
Bu görünüm, yatırımcıların gelişmekte olan piyasalardaki pozisyonlarını finanse etme yöntemlerini yeniden gözden geçirmelerine neden oldu.
Fon yöneticileri alternatif para birimlerine yöneliyor
Varlık yönetim şirketleri, yüksek getirili gelişmekte olan ülke para birimlerine yatırım yaparken artık finansmanı yalnızca dolar üzerinden sağlamıyor.
AllianceBernstein Gelişmekte Olan Piyasalar Tahvil Direktörü Christian DiClementi, yüksek getirili para birimlerini finanse ederken ABD dolarını kullanmak yerine farklı bölgelerdeki para birimlerini tercih ettiklerini belirterek, doların yönüne ilişkin kesin bir beklenti taşımadıklarını ifade etti.
Benzer şekilde Invesco Gelişmekte Olan Piyasalar Tahvil Eş Başkanı Wim Vandenhoeck da şirketin bazı stratejilerinde fonlama kaynaklarını çeşitlendirdiğini, euro ve Kanada dolarının yanı sıra daha sınırlı ölçüde Japon yenini de kullanmaya başladıklarını söyledi.
Büyük bankalardan yeni yatırım önerileri
Küresel yatırım bankaları da müşterilerine fonlama stratejilerini çeşitlendirmelerini tavsiye ediyor.
Morgan Stanley, yatırımcılarına gelişmekte olan ülke para birimlerinde yalnızca dolar karşısında değil, euro ve Japon yenini de içeren daha geniş bir döviz sepetine karşı pozisyon almalarını önerdi.
Citigroup ise Brezilya realinin euro ve Avustralya doları karşısında değer kazanacağı beklentisiyle yatırım yapılmasını tavsiye etti.
DoubleLine Capital'de küresel devlet tahvilleri ve gelişmekte olan piyasalar ekiplerini yöneten Bill Campbell da yaz aylarında gelişmekte olan piyasa işlemlerinin dolar dışındaki para birimleriyle finanse edilmesinin daha uygun bir strateji olabileceğini söyledi. Bununla birlikte Campbell, Fed'in para politikasına ilişkin belirsizlik devam ettiği için dolar bazlı fonlama pozisyonlarının tamamen terk edilmemesi gerektiği uyarısında bulundu.
En büyük risk artık güçlü dolar
Öte yandan HSBC Holdings'in, yönetimi altında toplam 432 milyar dolarlık varlığı bulunan 101 kurumsal yatırımcıyla gerçekleştirdiği ankete göre, gelişmekte olan piyasalar açısından en önemli risk algısı değişti. Araştırmada, yatırımcıların artık jeopolitik gelişmelerden çok ABD dolarındaki güçlenmeyi en büyük tehdit olarak gördüğü ortaya konuldu.