Tesla, 2008’de elektrikli araç satışına başladığından bu yana kendisini alışılmadık bir otomobil üreticisi olarak konumlandırdı. Ancak üst üste iki yıl yaşanan satış düşüşlerinin ardından, Elon Musk liderliğindeki şirket önemli bir açıdan geleneksel bir otomobil markasına oldukça benziyor: Yeterince kullanılmayan otomobil fabrikaları. Austin merkezli şirket bu ay, küresel satışlarının geçen yıl yüzde 6,7 düştüğünü ve Şanghay, Kaliforniya, Almanya ve Teksas’taki tesislerinde 1,65 milyon araç ürettiğini açıkladı. Bu rakam 2024’e göre 119 bin daha az. Bu da Tesla’nın, şirketin tesisleri için açıkladığı yıllık 2,35 milyon adedin üzerindeki üretim kapasitesinin yalnızca yüzde 70’ini kullandığı anlamına geliyor. Bu oran, 2021’deki yüzde 89’luk zirveden de düştüğünü gösteriyor.
S&P otomotiv analisti Mike Wall, “Sözgelimi Kuzey Amerika’da ortalama kapasite kullanım oranı yaklaşık yüzde 69, yani Tesla da kabaca aynı seviyede görünüyor. Birinin sağlıklı ya da belki optimal kapasite kullanımı olarak değerlendireceği genel eşik yüzde 75 ila yüzde 80 civarında olur” dedi.
Yeni fabrikalar planlanıyordu
Sadece iki yıl önce Tesla, Model Y ve Model 3 elektrikli araçlarının popülerliğinin öncülüğünde satışların dramatik biçimde artacağını öngören Musk’ın beklentileri doğrultusunda Meksika ve Hindistan’da yeni otomobil fabrikaları planlıyordu. Ancak hayal kırıklığı yaratan Cybertruck dışında yeni modeller çıkaramaması, Çin’deki yoğun rekabet ve Musk’ın sağcı politikaları nedeniyle ABD ve Avrupa’da oluşan tepki markayı olumsuz etkiledi. Bu nedenle milyarder CEO’nun artık Tesla’nın geleceğini, henüz şirkete anlamlı bir gelir sağlamayan robotaksi, yapay zeka ve robotik alanlarına bağlaması pek de şaşırtıcı değil.
Kapasitenin 100 bin altında
Fazla fabrika kapasitesi otomotiv sektöründeki en yaygın sorunlardan biri ve bu durum, Tesla’nın 2022’de elde ettiği ve yıl geneli itibarıyla neredeyse yüzde 26’ya ulaşan yüksek çift haneli brüt kar marjlarını neden az sayıda yüksek hacimli otomobil üreticisinin yakalayabildiğini açıklar. Otomobil fabrikalarının inşası ve modernizasyonu milyarlarca dolara mal olur ve yeterince kullanılmadıklarında bu mali yük daha da artar. Tesla’nın en karlı pazarı olan Çin’de bile şirketin Şanghay fabrikası geçen yıl muhtemelen yalnızca yaklaşık 850 bin araç üretti; bu da resmi kapasitesinin 100 bin adetten fazla altında.
Şirketin Berlin ve Austin’deki en yeni fabrikaları, geçen yıl muhtemelen en az kullanılan tesislerdi; bunun iki basit nedeni var: Tesla’nın Avrupa’daki satışları geçen yıl yüzde 28 düşerek yalnızca 235 bin 322 adede geriledi (Berlin fabrikası 375 binin üzerinde araç üretmek üzere tasarlandı) ve zayıf Cybertruck satışları, şirketin Teksas’ta bu modeli üretmek için sahip olduğu 125 bin adetlik kapasitenin yalnızca yaklaşık dörtte birini kullandığını gösteriyor.
Sino Auto Insights danışmanlık şirketinin genel müdürü Tu Le Forbes’a verdiği demeçte, “Altı yıl önce Berlin’i ve Austin’i duyurduklarında onlar için değerli olacağı düşünülen şey, şimdi boyunlarında bir yüke dönüştü; çünkü bu tesisleri haklı çıkaracak ürünleri piyasada yok. Altı ve dokuz yıllık ürünlere neredeyse iki milyon adetlik kapasiteyi taşımalarını bekliyorlar. Bu çok fazla kapasite. Bu imkansız bir görev” diye konuştu.
Otonom araç hedefini nasıl gerçekleştirecek?
Musk, Tesla’nın en yeni modeli Cybercab’in nisan ayında Austin’de üretime gireceğini söyledi ancak iki kapılı bu elektrikli aracın geleceği pek de net değil. Musk, aracı direksiyon simidi ya da geleneksel kontrolleri olmayan, tamamen otonom bir araç olarak satmak istiyor; ancak Tesla’nın şu aşamada bunun için yasal onaya sahip değil. Eğer araç yalnızca 30 bin dolarlık bir elektrikli otomobil olarak satılırsa, sektör analistlerinin çoğu bunun şirkete kayda değer ek satış getirmeyeceğini düşünüyor. S&P’den Wall bu aracı robotaksi filolarında kullanılması halinde hacmin daha yüksek olabileceğini söyledi ve “Bu model için çok düşük hacimlerden söz ediyoruz” diye ekledi.
Satışlardaki düşüş bu yıl sona erecek mi?
Ayrıca Tesla, bu yıl Nevada’daki Gigafactory’sinde yılda 50 bin adet elektrikli Tesla Semi üretmek üzere tasarlanmış yeni bir montaj hattı açacak. Ancak ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin sıfır emisyonlu kamyonlara yönelik federal destekten geri adım atması göz önüne alındığında, bu aracın ne kadar iyi satacağı pek de net değil. Aralık ayının sonlarında Tesla, 20 hisse senedi analistinin tahminlerine dayanan bir satış öngörüsü yayımladı. Buna göre iki yıllık satış düşüşü 2026’da sona erecek ve şirket 1,75 milyon araç teslim edecek. Ancak ABD elektrikli araç pazarının federal teşviklerin kaldırılmasının ardından bu yıl büyümesinin pek olası olmaması, Musk’la ilişkili marka imajı sorunları ve Çin’deki amansız rekabet dikkate alındığında, bu artışların nereden geleceğini görmek zor. Wall, “Bu yıl için hem satışları hem de üretimi temelde yatay seyirli görüyoruz” dedi.
Robot tesisine dönüştürdü
Yavaşlayan satışlar ve düşük fabrika kullanım oranları, Musk’ın kasım ayında Tesla’nın yıllık hissedar toplantısında, Kaliforniya’daki Fremont tesisinin (2010’da Toyota’dan şirkete adeta hediye edilen ve yılda 650 binin üzerinde araç üretme kapasitesine sahip olan fabrika) burada Optimus insansı robotlarının üretilmesi için dönüştürüldüğünü söylemesinin nedenini ortaya koyuyor. Musk açıklamasında, “Şimdiye kadarki en hızlı üretim artışına sahip, büyük ve karmaşık bir üretim sürecini başlatacağız; Fremont’ta bir milyon adetlik bir üretim hattı kurarak. Bu birinci hat. Ardından Austin’de yılda 10 milyon adetlik bir üretim hattı” ifadelerini kullandı.
Musk, robotun ev işlerini yapabileceğini ve muhtemelen yaklaşık 20 bin dolara satılacağını söyledi ancak milyarderin açıklamalarından bağımsız olarak, ne kadar kullanışlı olduğu henüz belirsiz. Yine de fabrikalardaki fazla kapasiteyi yeni ürünler üreterek değerlendirebilme yeteneği, Tesla’yı geleneksel rakiplerinden ayırıyor. Wall, “Fremont ya da Austin’i düşündüğünüzde akla şu geliyor: Eğer oraya bir robot ya da benzeri bir şey yerleştirebiliyorlarsa, belirli bir tesisi belirli bir araca bağlamak zorunda mı kalırlar? Bu en azından otomotiv perspektifinden bakıldığında tüm sorunları çözmez. Kapasite kullanımının bir kısmını emebilir ancak pazar konumlarıyla ilgili hala bazı zorlukları olduğu gerçeğinin de üzerini örtüyor” dedi.