Arama

Trump’ın Çin hamlesi neden işe yaramıyor?

ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’in küresel ticaretteki etkisini sınırlama girişimleri, şirketlerin yıllar içinde oluşturduğu tedarik zincirlerini değiştirmekte zorlanıyor. Çin’den otomobil ithalatına yüzde 50 gümrük vergisi getiren Meksika’da satışlar artmaya devam ederken, ülke Washington ile Pekin arasındaki rekabette hassas bir denge kurmaya çalışıyor.

24 Ekim 2026, 09:00

Meksika’nın batısındaki Lázaro Cárdenas Limanı’nda 2023 yılında Çin yapımı otomobillerin depolandığı alanlar dolunca yeni alanlar açılması gerekti. Ülke, geçen yıl Çin otomobillerinin dünyadaki en büyük ihracat pazarı haline geldi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Meksika’yı Çin mallarının ABD pazarına giriş kapısı olarak kullanmakla suçlamasının ardından Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, Çin’den ithal edilen otomobillere ve çeşitli ürünlere yüzde 50 gümrük vergisi uygulamaya başladı. Ancak bu adım, Çin ile ticareti durdurmaya yetmedi.

Gümrük vergileri ticareti kesemedi

Vergilerin yürürlüğe girmesinin ardından ithalatta ilk etapta düşüş yaşansa da otomobil sevkiyatları sürdü. Aylık ithalat hacmi 2025 seviyelerine yakın seyrederken, Çinli markaların Meksika’daki otomobil satışları 2026’nın ilk dokuz ayında geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 20 arttı.

Çin gümrük verileri de ticari ilişkilerin sürdüğünü gösteriyor. Meksika’ya yapılan toplam ihracat, 2026’nın ilk dokuz ayında 73,4 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, yıllık bazda yüzde 10 artışa işaret etti. Artışta yapay zeka teknolojileriyle bağlantılı ekipman ihracatındaki yükseliş de etkili oldu.

Meksika’nın deneyimi, ABD’nin ekonomik baskısının sınırlarını ortaya koyuyor. İhracatının yaklaşık beşte dördünü ABD’ye yapan ülke, bir yandan Washington’ın taleplerini karşılamaya çalışırken diğer yandan Çin ile ekonomik bağlarını koparamıyor.

ODI Global’de baş araştırma görevlisi Jodie Keane’e göre, şirketlerin onlarca yılda oluşturduğu üretim ağlarını yalnızca gümrük vergileriyle dağıtmak mümkün değil. Bu tedarik zincirleri, ülkelerin siyasi tercihlerinden çok şirketlerin üretim ve maliyet hesaplarına göre şekilleniyor.

Çin’in üretim uzmanlığı, düşük işçilik maliyetleri, stratejik sektörlere yönelik devlet desteği ve para biriminin rekabetçi değeri de bu ağlardan çıkarılmasını zorlaştırıyor.

Meksika, ABD ile Çin arasında sıkıştı

ABD ve Çin arasındaki rekabetin derinleşmesi, Meksika gibi orta ölçekli ekonomilerin hareket alanını daraltıyor. Küreselleşme döneminde sınır ötesi ticaret ve üretim ağlarından yararlanan ülkeler, artık iki büyük güç arasında tercih yapmaya zorlanıyor.

Capital Economics Başekonomisti Neil Shearing, Meksika’nın Washington’ı memnun etmek ile Çin’i karşısına almak arasında bir seçim yapmak durumunda kaldığını belirtiyor.

Bu tercih, ülkenin uzun vadeli ekonomik görünümünü de etkileyecek. Shearing, Avrupa Birliği’nin Çin yapımı elektrikli otomobillere yönelik yaklaşımı ve İngiltere’nin Çin ile ticaret konusunda karşı karşıya kaldığı baskılarla Meksika’nın durumunun benzerlik taşıdığını ifade ediyor.

Kanada da ABD ekonomisiyle güçlü bağlara sahip olmasına rağmen Trump yönetimine karşı daha sert bir tutum izliyor. Kuzey Amerika ekonomilerinin uzun yıllara dayanan entegrasyonu, bir yandan ticareti desteklerken diğer yandan ABD’nin baskı gücünü artırıyor.

Eski Meksika Maliye Bakan Yardımcısı ve Chatham House araştırmacısı Vanessa Rubio Márquez ise Meksika’nın ABD ve Kanada tedarik zincirlerine derin biçimde entegre olmasının ülkeye avantaj sağladığını düşünüyor. Márquez’e göre bu bağlantılar, Meksika’nın diğer ülkelere kıyasla daha elverişli bir gümrük tarifesi konumunu korumasına ve Washington karşısında pazarlık gücü elde etmesine yardımcı oluyor.

NAFTA’dan USMCA’ya uzanan bağımlılık

ABD, Meksika’nın ticaretinde onlarca yıldır belirleyici konumda. Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması (NAFTA), 1993’te dönemin ABD Başkanı Bill Clinton tarafından imzalanarak yürürlüğe girdi. Aynı dönemde Çin de uzun süren ekonomik izolasyonun ardından küresel piyasalardaki ağırlığını artırmaya başladı.

Meksika’nın 2001’de Dünya Ticaret Örgütü’ne katılması, küresel üretim ağlarına entegrasyonunu hızlandırdı. Batılı şirketler üretim ve montaj faaliyetlerini daha düşük maliyetli ülkelere kaydırırken tüketim mallarının fiyatları da geriledi.

Zaman içinde Çin, otomotivden elektroniğe kadar Meksika’nın üretiminde kullanılan girdilerin önemli tedarikçilerinden biri haline geldi. Çin, Tayvan, Güney Kore ve Güneydoğu Asya ülkeleri, bugün Meksika’nın ithalatının yüzde 45’inden fazlasını oluşturuyor.

Meksika’nın eski Çin Büyükelçisi José Luis Bernal, iki ülkenin birbirine duyduğu ihtiyacın yanı sıra ABD’nin de her iki ekonomiyle ticari ilişkilere ihtiyaç duyduğuna dikkat çekiyor. Bernal’e göre bu karşılıklı bağımlılık, Meksika’nın bazı sektörlerde kazandığı rekabet gücünün temel unsurlarından biri.

Trump ise üretimi ABD’ye geri getirme ve Amerikan işçilerini koruma vaatleri doğrultusunda gümrük vergilerini dış politikada baskı aracı olarak kullanıyor. Meksika’ya yönelik tarife tehditlerine uyuşturucu kartelleriyle ilgili suçlamalar ve ABD ordusunun müdahale edebileceğine ilişkin açıklamalar da eşlik etti.

Beyaz Saray, gümrük vergilerini ABD’nin ulusal çıkarlarını korumada etkili bir araç olarak savunuyor. Sheinbaum ise ülke ekonomisini riske atmadan Washington ile ilişkileri yönetmeye çalışıyor.

ABD Ordusu Savaş Koleji profesörü ve Trump’ın ilk yönetiminde görev yapmış Evan Ellis, Meksika liderinin ülkesinin ekonomik varlığını korumaya odaklandığını belirtiyor. Ellis’e göre Sheinbaum, hem Meksika’nın ilk kadın cumhurbaşkanı olarak siyasi mirasını korumak hem de ekonominin ağır zarar görmesini önlemek istiyor.

Ticaret anlaşmasındaki belirsizlik yatırımları etkiliyor

Meksika’nın önündeki en önemli başlıklardan biri, ABD-Meksika-Kanada Anlaşması’nın (USMCA) geleceği. Trump’ın ilk başkanlık döneminde NAFTA’nın yerini alan anlaşma, Meksika ürünlerinin ABD pazarına gümrüksüz girişinde daha katı kurallar getirmişti.

ABD yönetimi, Meksika’nın yanı sıra Vietnam ve Endonezya gibi ülkeleri Çin mallarının ABD’ye ulaşmasında aracı olmakla suçluyor. Oysa Meksika’da üretilen ürünlerin anlaşma kapsamında gümrüksüz giriş hakkı kazanabilmesi için Asya’dan gelen girdilerin belirli koşulları karşılayacak biçimde işlenmesi gerekiyor.

Anlaşmanın yeniden müzakere edilmesi halinde Washington’ın, Meksika üretiminde ABD menşeli girdilerin payını artırmasını istemesi bekleniyor. ABD ayrıca Meksika’dan daha fazla doğal gaz satın alınması gibi ek tavizler de talep edebilir.

Washington, tedarik zincirlerinin güvenliği konusunda Meksika ile yakın işbirliği yaptığını savunuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı da Çin’in ticaret uygulamalarının Kuzey Amerika sanayisi için ciddi sorunlar yarattığını belirtiyor.

Anlaşmanın geleceğine ilişkin belirsizlik, Meksika ekonomisi üzerindeki baskıyı artırıyor. Ülkenin bu yıl yüzde 1,3 büyümesi bekleniyor. Bu oran, Latin Amerika için öngörülen yüzde 2,2’lik ortalamanın altında kalıyor. Ticaret politikasına ilişkin soru işaretleri, şirketlerin yeni yatırım kararlarını da erteliyor.

Son üç yılda en az yedi Çinli otomobil üreticisinin Meksika’da fabrika kurma olasılığını değerlendirdiği bildirildi. Ancak şu ana kadar bu girişimlerden herhangi biri için kesin bir yatırım kararı açıklanmadı.

Sheinbaum’un otomobillerden tekstil ürünlerine kadar çeşitli mallara yüzde 50 gümrük vergisi uygulaması yalnızca Çin’i etkilemedi. Brezilya, Güney Kore ve Hindistan gibi diğer ticaret ortaklarından yapılan ithalat da düzenlemenin kapsamına girdi. Bu durum, Meksika’nın ABD ile yeni bir ticaret anlaşmasına ulaşmasının maliyetini artırdı.

Kamuoyu araştırmaları, Meksikalıların Trump’a genel olarak mesafeli yaklaştığını, ancak hükümetin ABD yönetimiyle ilişkilerde pragmatik bir tutum izlemesini desteklediğini gösteriyor. Meksika’daki IPADE İşletme Okulu profesörü Brenda Estefan’a göre, ülkede Trump’a karşı daha sert bir yaklaşım benimsenmesi yönünde güçlü bir toplumsal baskı bulunmuyor.

Trump ve Sheinbaum bu hafta yeni bir anlaşmaya varılmasının yakın olduğunu söylese de hafif ticari araçlar, çelik ve alüminyum üzerindeki ABD tarifelerinde henüz bir indirim yapılmadı. Meksika’da bazı çevreler ise hükümetin somut kazanımlar elde edemeden Washington’a fazla taviz verip vermediğini sorgulamaya başladı.

Meksika, Çin’den ithalatı yerli üretimle değiştirmek istiyor

Sheinbaum yönetimi, Çin’den gelen ürünlerin bir bölümünü yerli üretimle ikame etmeyi ve ABD ile ekonomik entegrasyonu derinleştirmeyi hedefliyor.

Meksika lideri daha önce yaptığı açıklamalarda, ülkesinin Çin ile iyi ilişkiler sürdürdüğünü ancak Kuzey Amerika’nın Çin karşısında rekabet gücünü artırmak için birlikte hareket etmesi gerektiğini savundu. Washington ile ilişkileri ise bağımlılık temelinde değil, koordinasyon çerçevesinde yürütmek istediklerini belirtti.

Bu yaklaşım, Meksika’nın Çin’den bağımsız bir üretim merkezi olarak öne çıkmasını isteyen çevrelerden destek görüyor. DGA Group ortağı ve eski Meksika Çin Büyükelçisi Jorge Guajardo, konuyu ulusal güvenlik meselesi olarak değerlendiriyor ve Meksika’nın Çin’den ekonomik kazanç sağlayabileceği alanların sınırlı olduğunu savunuyor.

Buna karşın iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler, ticaret hacmine kıyasla daha sınırlı ilerliyor. Yaklaşık 12 yıldır iki ülke arasında karşılıklı devlet ziyareti yapılmadı.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 2013’te Meksika’ya yaptığı son ziyarette Chichén Itzá’daki Maya piramitlerini gezmişti. O dönemde ilişkiler stratejik ortaklık düzeyine çıkarılmıştı. Ancak Çin öncülüğündeki hızlı tren ve büyük bir toptan satış merkezi projelerinin sonraki yıllarda iptal edilmesi, ikili ilişkilerde mesafeli bir dönemin başlamasına yol açtı.

Sheinbaum yönetiminin Çin’e yönelik tarifeleri ve ulusal güvenlik gerekçesiyle yatırımları daha yakından inceleme önerisi, Pekin’de temkinli bir yaklaşımla karşılandı. Çin Dışişleri Bakanlığı, Meksika liderinin kasım ayında Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) liderler toplantısı için Çin’e yapacağı ziyareti memnuniyetle karşıladığını açıkladı.

Pekin, ziyaretin iki ülke arasındaki kapsamlı stratejik ortaklığı daha istikrarlı bir zeminde geliştirmek için kullanılmasını istediğini bildirdi. Sheinbaum ise ziyaretin Meksika’nın 2028’de üstleneceği APEC liderliğiyle bağlantılı olduğunu belirterek programın kapsamını sınırlı göstermeye çalıştı.

Bununla birlikte ziyaret, Meksika’nın Washington ile yakınlaşmasına rağmen Çin ile ekonomik ilişkilerini tamamen kesmek istemediğinin işareti olarak yorumlanıyor.

Meksika Dış Ticaret, Yatırım ve Teknoloji Konseyi’nde Çin ilişkileri üzerine çalışan Rafael Valdez’e göre ülke, dünyanın iki büyük ekonomisi arasında köprü olma fırsatına sahip. Valdez, Meksika’nın Çin’e yönelik tarifeleri ABD ile ilişkilerini korumak için uyguladığını, ancak ticari ilişkilerini çeşitlendirme arayışından vazgeçmediğini belirtiyor.

Çin Sosyal Bilimler Akademisi Latin Amerika Çalışmaları Enstitüsü araştırmacısı Guo Cunhai de Çinli şirketlerin Meksika’ya yatırım yapma ilgisinin devam ettiğini, ancak siyasi koşullar nedeniyle daha temkinli hareket ettiklerini söylüyor.

ABD Savaş Koleji profesörü Ellis’e göre mevcut koşullarda Çinli şirketlerin büyük ölçekli yeni yatırımlar için Meksika’dan onay alması zor görünüyor. Ancak siyasi ortamın değişmesi halinde bu tablo da değişebilir.

Pekin ise Avrupa Birliği ile elektrikli otomobil ticaretinde olduğu gibi beklemeyi ve yeni fırsatların ortaya çıkmasını değerlendirmeyi tercih ediyor.

Küçük ekonomiler taraf seçmeye zorlanıyor

ABD ile Çin arasındaki rekabet, yalnızca Meksika’nın değil, iki güçle de ticari ilişkilerini korumak isteyen pek çok ülkenin politika seçeneklerini daraltıyor. İngiltere de Çin ile ticarete daha fazla kısıtlama getirmesi yönündeki baskılarla karşı karşıya. Güney Amerika ülkelerinin bir bölümü ise Asya’ya yaptıkları maden ve tarım ürünleri ihracatını artırarak Çin ile bağlarını derinleştiriyor.

Buna rağmen Trump’ın başkanlığının ikinci yarısına girilirken, birçok ülke Washington veya Pekin lehine fazla belirgin bir tercihte bulunmanın maliyetlerinden kaçınmaya çalışıyor.

Capital Economics Başekonomisti Shearing, ABD ile Çin’in ekonomik açıdan birbirinden uzaklaşmasının, daha küçük ülkeleri taraf seçmeye zorladığını belirtiyor.

Meksika, Çin konusunda şimdilik Washington’ın çizgisine yaklaşmış durumda. Ancak asıl soru, Trump’ın başkanlık döneminin sona ermesinin ardından Meksika ve diğer Latin Amerika ülkelerinin Pekin ile ilişkilerini geliştirmek için daha fazla hareket alanı bulup bulamayacağı.

Eski Meksika Dışişleri Bakan Yardımcısı ve diplomat Andrés Rozental’a göre Çin, diğer büyük güçlerle ilişkilerinde olduğu gibi pragmatik bir strateji izliyor. Pekin’in hedefi yalnızca ekonomik bir güç olmak değil, aynı zamanda küresel siyasette de belirleyici aktörlerden biri haline gelmek.

Meksika örneği, gümrük vergilerinin ticaretin yönünü değiştirmeye yetmeyebileceğini gösteriyor. Şirketlerin üretim ağları, maliyet avantajları ve ülkeler arasındaki karşılıklı bağımlılık sürdükçe, dünyanın iki büyük ekonomisi arasındaki rekabetin sonuçları yalnızca siyasi kararlarla belirlenemeyecek.


Sayfa Sonu

Yüklenecek başka sayfa yok